Meddah oyunu, tek kişi ile oynanan bir oyundur. Oyunu canlandıran kişiye meddah denir. Aslında meddah, topluluk karşısında halk hikâyeleri anlatan kişidir. Bu kişi hikâyedeki kişilerin seslerini, hareketlerini taklit ederek canlandırdığı için bir tür oyuncu sayılır. Meddah, olayları temsil ederken, seyircilerin rahatça görebileceği yüksek bir yere oturur. Bir eline mendil (makreme), bir eline de sopa (değnek) alır. Mendili değişik tipteki kişilerin kıyafetini göstermek ve ağzını kapatarak seslerini taklit etmek için kullanır. Sopadan da oyunu başlatmak ve değişik sesler çıkarmak için yararlanır.
Meddah, Karagöz ve orta oyunundaki gibi gücünü taklit sanatından alır. Meddah olabilmek için her şeyden önce tipleri, insanları, hayvanları çok iyi taklit edebilme yeteneğine sahip olmak şarttır.
Meddah oyunu, genellikle kahvehane, meydan gibi halkın topluca bulunduğu yerlerde oynanırdı. Her kesimden insanlar bu oyuna ilgi gösterirdi. Saray halkını eğlendirmek için görevlendirilen meddahlar vardı. Karagöz’ün, Osmanlı İmparatorluğu içerisinde sadece imparatorluk başkenti olan İstanbul’da olmasına karşılık meddah geleneğinin İstanbul dışına da yayıldığını söyleyebiliriz. Gezginci meddahlar, âşıkların köy köy gezmesi gibi, imparatorluğun belli başlı şehir merkezlerini, o günkü adı ile sancakları, ipek yolu üzerindeki yerleşim merkezlerini, hanları, kahvehaneleri dolaşarak sanatlarını icra etmişlerdir.
Meddahların repertuarlarında Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun, Arzu ile Kamber, Aslı ile Kerem gibi halk hikâyeleri her zaman hazır olmuştur. Bunların yanı sıra meddahlar yaşanmış olayları, duydukları yeni aşkları derleyerek, sanatçı içgüdüleri ile bunları yeniden yorumlayıp harmanlayarak, seyircinin profiline ve izleme coşkusuna göre, o anda doğaçlayarak bu hikâyelerini yer yer anlatarak, yer yer oynayarak mesleklerini icra etmişlerdir. Meddahlar hikâyelerini çeşitli bilmecelerle süslemişlerdir. Çeşitli taklitlerle seyircinin ilgi ve dikkatini sürekli ayakta tutmuş, hikâyenin eğlenceli veya dramatik sahnelerinin tadını çıkararak hikâyelerini çeşitli söz oyunları ile şiirleştirmişlerdir.
Anlaşıldığı kadarıyla, meddahta da orta oyunundaki gibi, geleneksel Türk tiyatrosunun özgün bir yönü olan doğaçlama öğesi ön plana çıkmaktadır. Meddahlar, yazılı bir metne bağlı kalmadan, o an akıllarına ne geldiyse, yani doğaçlama olarak konuşmuşlar, yeteneklerini seyirciye göstermişlerdir.
ÖZELLİKLERİ (daha fazla…)
Facebook Profilinde Paylaşmak İçin Tıkla