Oca
30
2010
2

Pelikan Nasıl Bir Hayvandır?

http://www.vesohbet.net/hayvan/pelikan.jpgAz çok pempeye çalan beyaz tüylü, kanatları kısmen siyah  veya beyazla karışık koyu gri renkli iri kuş (1,50 – 1,80 cm).

Pelikan’ın gagası  düz, uzun ve çok büyüktür; ucunda tırnağa benzer bir çengel, altında alt gaganın iki kenarını birbirine birleştiren  esnek ve sarkık bir deri bulunur; gevşek olduğu zaman bu deri torbalanır ve içinde yiyecek birikebilir. Kısa ve kuvvetli bacaklarında dört parmak ve parmaklarının arasında perde vardır. Pelikan büyük ve geniş tatlı suların ve okyanusların kıyılarında sürüler halinde yaşar. Yürüyüşü ağır, konması ve uçuşu kolaydır; gayet iyi yüzer, bazı türleri, esas besinleri olan balıkları yakalamak için havadan suya dalar. Sıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan sekiz türü vardır; bunlardan ikisi Amerika’da yaşar. Beyaz Pelikan  (Pelecanus onacrotalus) ile tepeli pelikan (P. crispus) Avrupa’nın güneydoğusunda bulunur. Amerika’daki türlerden  biri Peru kıyılarında önemli miktarda guano meydana getirir.

Pelikan ottan veya kamıştan yaptığı kaba saba bir yuvaya iki veya üç yumurta yumurtlar. Yavrular çok çelimsiz ve çıplak olarak yumurtadan çıkar; uzun süre anaları tarafından yarı sindirilmiş hazır besinlerle beslenir. (daha fazla…)

Oca
30
2010
2

Yarasalar Neden Kan Emerker?

Çhttp://www.hafif.org/imaj/chattagush/vampire-bat-vampir-yarasa.jpgoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.

Dünyada 900 değişik yarasa cinsi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onları vampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların Çoğu kan ile beslenmez. Zararlı böcekleri yiyerek insanlığa faydalan dokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde 300 böcek yiyebilir. Muz, avakodo gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmaları için polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.

Şimdi gelelim yarasaların şaşırtıcı özelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısı olarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland’da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısı büyüklüğündedir.

Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları 20 binin üzerinde, yani ultrasonik oldukları için insanlar bunları duyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi ile bu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlı gönderdiği ses dalgaları sayesinde onun hareketini de izleyebilir.

Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarını anında saptayabilirler. (daha fazla…)

Oca
30
2010
2

Boğalar Kırmızı Görünce Neden Kızar?

http://77.92.130.148/cnt/intvid/89-149-196-193/2008/09/20080903_1220389622_l6yc-m02.jpgAslında kırmızı renk hiçbir boğayı kızdırmaz. Çünkü boğalar renk körüdür ve kırmızıyı diğer renklerden ayırt edemezler. Boğa güreşinde matador boğayı eline aldığı şapkasını şalını sallayarak kızdırır. Boğanın kırmızı şala saldırdığı inancı yanlıştır.

İspanya’da boğaların kırmızı renge saldırdığı inancı, matadorların kırmızı başlık kullanmaları nedeni ile yaygınlaşmıştır. Halbuki başlıklarda bu renk boğayı kızdırmak için değil, seyircilere hoş görüntü verebilmek için seçilmişti.

Kırmızı renk aslında insanları etkiler. Yapılan deneylerde bu rengin insanlarda kan basıncını yükseltip, kalp atışını hızlandırdığı saptanmıştır. Bunun nedeninin de kırmızının, kanın rengi olduğu sanılmaktadır.

Boğalar arenada kırmızı rengi görünce asabileşmezler. Kendinizi boğanın yerine koyun. Etrafınızdaki çığlık atan binlerce insanın ortasında, tozlu, gürültülü ve çok sıcak bir ortamda, sırtınıza saplanmış onca kılıcın acısı içinde, bir de şapkasını şalım sallaya sallaya üstünüze gelen bir adam varsa, yani kızmak için bu kadar sebep varken, sırf rengi kırmızı diye bir bez parçasına kızar mıydınız?

Boğa güreşi hakkında bilinen yanlışlar sadece bu kadar değil. Aslında boğa güreşi geleneği İspanya’dan doğmuş değildir, îlk çağlardan itibaren boğa, kuvvetin, dayanıklılığın ve verimliliğin simgesi olmuştur. Boğa güreşinin ilk versiyonu antik Yunan, Roma, Mısır ve hatta Kore ve Çin medeniyetlerinde görülür. (daha fazla…)

Oca
24
2010
2

Nesli Tükenen Hayvanlar

NESLİ TÜKENMEKTE OLAN CANLI TÜRLERİ

Yeni bir araştırmaya göre, Meksika’nın volkan tavşanı ve Fiji’nin maymun suratlı yarasaları çok yakın zamanda yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalan yüzlerce türden birkaçı. Ancak mevcut yaşam alanları korumaya alınırsa onlar da kurtulabilecek.
52 üyeden oluşan Alliance for Zero Extinction (AZE), Sıfır Yokoluş Birliği bilim adamları tarafından gerçekleştirilen araştırma, nesli tükenme noktasına gelmiş 794 canlı türü tespit etti. “Dünya çapında 595 yaşam alanını koruma altına alarak, global boyutta nesil tükenmesi krizini ortadan kaldırabiliriz”, dendi.

Söz konusu yaşam alanlarının yalnızca 1/3’ü kanuni koruma altında olup büyük çoğunluğu, dünya ortalamasının üç katı nüfus yoğunluğu olan yerlerde. Bu yaşam alanlarının çoğu Güney Amerika’da Andes yöresinde, Brezilya’nın Atlantik Ormanları’nda, Madagaskar’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde.
Mexico’nun nadir volkan tavşanı en büyük risk altında olan türlerin başında geliyor. Nesli tükenmek üzere olan diğer canlılar listesi arasında Trinidad ve Tobago’nun zehirli kurbağası, Fiji’nin maymun suratlı yarasası, ABD’nin sedef-gagalı ağaçkakanı, Filipinler’in bulut faresi ve tek bir Peru yaylasında yaşamakta olan sinek kuşu sayılıyor. AZE’nin genel sekreteri Mike Parr, “Bu insanlık için tek fırsat. Harekete geçmek için ahlaki yükümlülüğümüz var ve zamanımız bitmek üzere”, dedi.

ABD merkezli Ulusal Bilim Akademisi ( www.pnas.org ) tarafından yayınlanan araştırmaya göre, yakın tarihte uzak adalarda kedi veya fare gibi avcıların gelmesiyle bir çok canlı türünün yok olduğu görülmekteydi. Ancak bu araştırma, dünyanın ana karalarında doğal oranların 100-1000 katı daha ciddi bir nesil tükenmesi krizi ile karşı karşıya olduğumuzu göstermekte.
Dünya Koruma Birliği’ne göre, kayıtların tutulmaya başlandığı 1500 yıllarından günümüze kadar yaklaşık 800 canlı türünün nesli tükendi. (daha fazla…)

Oca
05
2010
2

Balıkların Yüzme Teknikleri

Tüm makineler sabit bir eksen etrafında, sabit bir dönme hızında hareket eden şaft denen parçalar aracılığı ile güç üretirler. Ancak bu kural hayvanlar için geçerli değildir. Çünkü hayvanların bütün vücutları kan damarları ve sinirlerle sarılmıştır. Bu nedenle sabit bir eksen etrafında hareket edecek bir parçayı kullanarak güç üretmeleri imkansızdır. Peki öyleyse canlıların hareketine imkan veren sistem nasıl çalışır? Hayvanlar, ileri geri hareket eden ve manivelaya benzeyen, mükemmel tasarlanmış yapılar sayesinde hareket ederler. Hayvanların güç üreten motorları büzülüp esneme özelliğine sahip olan kaslarıdır.Bu motorların bir örneğine su canlılarında rastlayabilirsiniz. Bu canlılardaki her bir manivela birbirine öyle bir biçimde bağlanmıştır ki, hareket tek bir düzlemde gerçekleşir. Bu hareketi balıkların sudaki yüzüşünü düşünerek gözünüzde canlandırabilirsiniz. Balığın omurgası, yerde kıvrılıp giden bir yılan gibi devamlı olarak sağa sola kıvrılır. Bir balığın yüzebilmesi için kuyruğunu sağa sola sallaması yeterlidir. Normal şartlar altında kuyruk bir yöne büküldüğünde, balığın ön tarafının arka tarafın tersi yönde aynı şiddette savrulması gereklidir. Ancak böyle olmaz. Çünkü balıkların ön tarafı bu etkiyi ortadan kaldıracak biçimde yaratılmıştır. Aynı zamanda su, hareket esnasında baş tarafa dikey bir kuvvetle etki eder. Tüm bunlar baş kısmındaki su içindeki salınımın kuyruk kısmındakinden daha küçük olmasına neden olur. İki tarafın arasındaki bu fark balığın su içindeki hareketine neden olur. Balığın ileri doğru hareket hızı, yüzgecin balığın omurgasından geçen eksenin sağı ve soluna gidiş geliş hızı ile doğrudan bağlantılıdır. Yüzgeç eksene yaklaştığında hız artar, uzaklaştığında da azalır.Acaba bu sistem ne kadar verimlidir? Dalgalanan bir kuyruk bir denizaltının motorları ile kıyaslanırsa nasıl bir sonuç alınırdı?Cambridge Üniversitesinden Prof. Richard Bainbridge ve arkadaşları bir su altı kamerasıyla yaptıkları gözlemlerle bu sorulara yanıt aramışlardır.Gözlemler, sualtında sakin duran balıkların korkutulduklarında inanılmaz bir hızla harekete geçebildiklerini ortaya koymuştur:Küçük bir tatlı su balığı, bir saniyede durgun halden 10 vücut boyu kadar ileri fırlayabilir. 20 cm boyundaki bir balığın ulaşabildiği hız ise saatte 8 km. kadardır. Balık büyüdükçe hızı da artar. Prof. Bainbridge, 32 cm boyundaki bir balığın uzunca bir süre 13 km/saat hızla hareket ettiğini görmüştür. Bu hız balığın kuyruk sallama sıklığı ile doğrudan orantılıdır. Bir balık kısa sürede ne kadar çok kuyruk sallarsa hızı da o kadar artar. Balıklar, yüzerken büyük miktarlarda güç harcarlar. Ancak ani hızlanmanın balıklar için hayati bir anlamı vardır; çünkü ya avlanmak ya da avcılardan kaçabilmek için buna ihtiyaçları vardır.

Bazı küçük balıklar, durma noktasından maksimum hızlarına saniyenin 20’de biri kadar kısa bir anda çıkabilirler. Bu sırada ürettikleri itme kuvveti kendi ağırlıklarının 4 katı kadar olmaktadır. Bu verilerin ne anlam ifade ettiğini tam olarak anlamak için şöyle bir karşılaştırma yapalım: Spor arabalar sıfırdan 100 km hıza 4-6 saniyede çıkarlar. Üstelik bu arabaların maksimum hızlarına ulaşabilmeleri için daha da fazla zamana ihtiyaçları vardır. Bütün bunların yanısıra balıklar bu üstün performanslarını suyun içinde hem de akıntıya karşı ortaya koymaktadırlar. Suyun direncinin havadan daha fazla olduğunu düşünüldüğünde, balığın küçümsenmeyecek bir performansa sahip olduğu hemen anlaşılacaktır. Buraya kadar verilen örneklerde açıkça görülen bir gerçek vardır. (daha fazla…)


bileceksin.com 'da yayınlanan reklamlar 2. ve 3. Kişiler tarafından sağlandığı için hertürlü sorumluluk reklam verenlere aittir. Blogumuz reklamları otomatik olarak reklamveren tarafından anlık belirlendiği için (popup vs.) bileceksin.com yayınlanan reklamlardan sorumlu değildir.

Copyright © 2009 bileceksin.com

Genel Genel