Nis
03
2009
2

Hac Başvuruları Başlıyor

Adli Tıp’ı yıpratmamalıyızDaha önce vekaleten hacca gittiklerini belirterek bu defa kendi adlarına hacca gitmek veya bir başkasının yerine vekaleten hacca gitmek isteyenlerin müracaatları kabul edilmeyecek.

Diyanet İşleri Başkanlığı, hac başvurularının 8 Nisan Çarşamba günü başlayacağını açıkladı. Başvurular, 24 Nisan Cuma akşamına kadar devam edecek.
Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu’nun son toplantısında 2009 yılı için hac başvuruları için şu kararları aldı:

Bu yıl hacca gitmek isteyenlerle ilgili müracaatlar, geçen yıl kuraya katılanlar için “kayıt yeniletme”, ilk defa müracaat edecekler için de “ön kayıt yaptırma” olarak iki ayrı kategoride yapılacak. Kayıt yeniletecek veya ön kayıt yaptıracak hacı adaylarından kuraya birlikte katılarak beraber hacca gitmek isteyenler, ek dilekçe ve formla 24 Nisan Cuma gününe kadar il ve ilçe müftülüklerine müracaat edecek.

Hac planlamalarına ve kesin kayıtlara esas olması için hacı adayları, organize tiplerinden birisini mutlaka tercih edecek. Yapılan tercihler bağlayıcı olacak ve daha sonra hac tipi değişikliğine izin verilmeyecek.

Müracaatlarda, sadece eş, anne, baba, kardeş, çocuk ve varsa refakatçileri ile birlikte tek numarayla kuraya katılma talepleri karşılanacak; bunun dışında kuraya birlikte girmek isteyenlerin talepleri kabul edilmeyecek.
Kuraya birlikte katılıp beraber hacca gitmek isteyenlerden birinin kayıt yeniletmesi diğerinin ise ön kayıt yaptırması halinde bunların müracaatları birlikte alınacak, kuraya tek numarayla ve birlikte girecekler ilk defa müracaat edenler statüsünde değerlendirilecek.

Geçen yıl müracaat eden kadınlardan tek başına hacca gidemeyecek durumda olanlar, hacca hiç gitmemiş mahremiyle birlikte müracaat etmesi halinde ilk defa müracaat eden mahrem, kayıt yenileten kadının yanında birleştirilerek kuraya dahil edilecek.

Bu yıl ön kayıt yaptırmak isteyen kadınlardan mahremsiz olarak hacca gidemeyecek durumda olanlar, müracaatlarını hacca hiç gitmemiş mahremleriyle birlikte yapacak. Tek başına hacca gidemeyecek durumda olan engelli vatandaşların müracaatları, hacca hiç gitmemiş refakatçileriyle birlikte kabul edilecek. (daha fazla…)

Nis
03
2009
2

Dinimiz Engellileri Nasıl Tanımlıyor?

http://twi4kids.org/images/Disabled%20Persons/Dr.%20Seager%20with%20Disabled%20Vets.jpgAllah (c.c.) insanları aynı şekilde yaratmamıştır. İnsanların çoğu sağlıklı bir şekilde dünyaya gelirken, bazıları da “engelli/özürlü” olarak doğmaktadır. Bazı kimseler de sağlıklı bir şekilde doğmakla beraber, hayatının sonraki bir döneminde değişik sebeplerle, bu tür bir durumla karşılaşmaktadır. İnsanın temel fonksiyonlarını kısıtlayan veya olumsuz etkileyen, fizikî ve aklî pek çok kusur/engel çeşidi vardır. Yapılan tespitlere göre, ülkemizdeki engelli oranı %12 civarındadır.1 Bu miktarın çokluğu, üzerinde düşünülmesini ve araştırmalar yapılmasını gerektirmektedir. Bu aynı zamanda sosyal ve hayatî ünitelerin engelli gerçeği dikkate alınarak dizayn edilmesinin zaruri olduğunu göstermektedir. Üzerinde durulması gereken önemli bir husus da, engellilik hâli dinî tekliflere muhatap olmasına mâni olmayan kimselerin, dinlerini öğrenmeleri ve güçleri nispetince sorumluluklarını yerine getirmeleri yönünde çalışma yapılmasıdır. Engellilere yönelik, irşat ve tebliğ ekseninde geniş bir çalışma alanının varlığı âşikardır. Bu çerçevede, görme engelliler için başta Kur’ân öğretimi olmak üzere dinî bilgilerin verilebileceği öğretim metot ve araçlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Yine, dinî ve sosyal mekanların mimarî tasarımları da buna göre düşünülmelidir. Günümüzde engellilerin eğitimiyle ilgili gelinen nokta önemlidir. Mevcut imkanlardan/metotlardan din eğitimi ve öğretimi adına daha fazla yararlanılabilir.

Engellilik hali, insanın temel fonksiyonları açısından eksiklik olsa da, insanî yönden bir kusur değildir. Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın “Harâbât ehline hor bakma şâkir / Defineye mâlik virâneler var” şiirinde ifade ettiği gibi, dış görünüşü itibariyle önemsenmeyen veya engelli pek çok kimse, zengin ve diri bir gönül yapısıyla Allah katında çok değerli olabilir. Hatta diğer insanlar, bu gibi kimselerin hürmetine bir kısım sıkıntılara maruz kalmaktan korunmuş bile olabilirler. “Şayet Allah’tan korkan gençleriniz, can taşıyan hayvanlarınız ve beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı belâlar üzerinize sel gibi yağacaktı” (Aclûnî, Keşfu’l-hafâ, 2/212) hadisinde de ifade edildiği gibi, acziyet, ilahî rahmet ve merhamete bir vesiledir. Geçmiş milletler arasında, özellikle zihinsel engellileri şeytan ve cinlerin musallat olduğu kimseler olarak görenler ve bu sebeple ateşe atıp yakanlar olmuştur. İslâm, bu ve benzeri insanlık dışı her türlü hareketi yasaklamış ve hiçbir şahsın yaşama hakkının engellenemeyeceğini belirtmiştir. (daha fazla…)

Mar
24
2009
2

Baldaki Şifa

BALDAKİ ŞİFA

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

*********************************************************************************

Yapılan klinik gözlemler ve deneysel araştırmalar sonucunda, balın antibakteriyel ve antienflamatuar özelliklere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bal, yaralardaki enfeksiyonun ve bu bölgedeki ölü hücrelerin ağrısız olarak temizlenmesinde ve yeni dokuların gelişmesinde son derece etkilidir. Balın ilaç olarak kullanılışından en eski tarihi yazıtlarda dahi bahsedilmektedir. Günümüzde de bilim adamları ve doktorlar balın yaraların tedavisindeki etkisini yeniden keşfetmektedirler.
20 yıldır bal araştırmasının öncülüğünü yapan ve Yeni Zelanda’daki Waikato Üniversitesi’nde biyokimya profesörü olan Dr. Peter Molan, balın antimikrobik özellikleri konusunda bir uzman olarak şöyle dejmektedir: “Gelişigüzel yapılan denemeler balın yanık yaralarındaki enfeksiyonu kontrol etmede, hastanelerde çoğunlukla antibakteriyel merhem olarak kullanılan gümüş sülfadiazinden daha etkilidir ve yeni dokuların gelişimini harekete geçirmektedir.”

*********************************************************************************

Bal, yukarıdaki ayetlerde vurgulandığı gibi, “insanlara şifa” olma özelliği taşımaktadır. Bilimde en ön sıraları alan ülkelerde, balın insan sağlığı açısından öneminden ötürü, arıcılık ve arı ürünleri artık başlı başına bir araştırma dalı olmuştur. Balın yararları genel hatlarıyla şöyle sıralanabilir: (daha fazla…)

Mar
24
2009
2

Recep Ayında Hangi Dua Okunur?

http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/12/dua_2008_image2.jpg

Receb Ayında Okunacak Duâ

Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-:

“Ey Rabbim! Bize Receb’i ve Şa’ban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaşdır” (19) diye duâ ederlerdi. (daha fazla…)

Mar
13
2009
6

Hz. Muhammed’in Hayatı

PEYGAMBERIMIZIN DOGUMU
Peygamberimiz Fil vakasından 50 gün sonra ,Rebiullevvel ayinin on ikinci Pazartesi günü,tan yeri ağarırken, Mekke`de doğdu.

PEYGAMBERIMIZ DOĞDUĞUNDA BAZI HADISELER VUKU A GELDI

Peygamberimiz doğduğunda bazı hadiseler vuku a geldi,bunlardan bazılarını söyle sıralayabiliriz:Peygamberimiz ,Anadan Sünnetli ve göbeği kesik olarak doğdu. Peygamberimiz doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini ,yere dayamış başını semaya kaldırmış olarak doğdu.Peygamberimiz doğduğu zaman ,bir yıldız doğmuş ve bilginler, bu yıldızın doğduğu gece,Ahmed doğmuştur Dediler.Bir çok Yahudi Alimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede doğduğunu yakınlarına bildirmişlerdir.

Peygamberimiz doğduğu gece Kisranin sarayından on dört şerefe yıkıldı İranlıların,bin yıldan beri hiç sönmeden yanan Atesgedeleri sönüverdi.Save Gölünün suyu çekildi.Sema ve Vadisini su bastı.Iran Sahi, Arapların, ülkesini istila edeceğini rüyasında gördü,ve telaşa düştü.

PEYGAMBERIMIZIN BABASI HZ.ABDULLAH

Peygamberimizin babası Hz. Abdullah Kureyş�in ileri gelen delikanlılarından idi. Güzel yüzlü,iki gözü arasında peygamberlik nurunu taşıyordu.Mekkenin bütün genç kızları onunla evlenmek için can atarlardı.Babasına o kadar itaatliydi ki babasının izinden hiç çıkmazdı.Hatta birinde babası Abdulmuttalip Allaha dua etmiş ve “Allahım eğer bana on erkek evladı verirsen onlardan birini senin için kurban edeceğim“demiş ,on evladı olunca da Allaha verdiği sözü tutmak için oğlu Abdullahı kurban etmek istemiştir.Oğlu Abdullah babasına itiraz etmemiş ve boyun eğmiştir Etraftan yapılan eleştirilerle oğlunu kurban etmekten vaz geçmiş onun yerine 100 Adet Deve kurban etmiştir. Hz. Abdullah hz. Amine ile evlendikten Kısa bir müddet sonra gittiği ticaret kervanından dönerken yolda hastalandı. Medine�de dayısı Beni Adiy bin. Neccarin yanında bir ay hasta aldıktan sonra vefat etti.Hz. Abdullah vefat ettiği zaman Peygamberimiz henüz Anne karnında altı aylıktı.
(daha fazla…)


bileceksin.com 'da yayınlanan reklamlar 2. ve 3. Kişiler tarafından sağlandığı için hertürlü sorumluluk reklam verenlere aittir. Blogumuz reklamları otomatik olarak reklamveren tarafından anlık belirlendiği için (popup vs.) bileceksin.com yayınlanan reklamlardan sorumlu değildir.

Copyright © 2009 bileceksin.com

Genel Genel Güncel Blog