Nis
21
2009
3

Neden Hıçkırık Tutar?

http://www.alanyahaber.com/haberler/hickirik.jpgHıçkırık, çoğu zaman kısa süreli ve zararsızdır ve sağlıklı kişilerde geçici bir rahatsızlık olarak ortaya çıkar ama bazen de bir tehlike sinyali olabilir. Sİşte hıçkırığın nedenleri ve nasıl kesilebileceği..

Hıçkırık, çoğu zaman kısa süreli ve zararsızdır ve sağlıklı kişilerde geçici bir rahatsızlık olarak ortaya çıkar. Küçük bebeklerdeki ve çok hızlı yemek yiyen ve bu sırada hava yutan kişilerde görülen hıçkırık buna iyi bir örnektir. Aşırı gülme, gıdıklanma, fazla sigara ve alkol kullanılması, histeri, hava yutulması… gibi organik bir hastalığa bağlı olmayan durumlarda da geçici hıçkırık ortaya çıkabilir.

Hıçkırık bazen günlerce-haftalarca kesilmeyip hastayı ciddi şekilde rahatsız edebilir ve önemli bir hastalığın belirtisi de olabilir.  Uzun süreli hıçkırıklar hastanın yemek yemesini, uykusunu, konuşmasını… etkiler. Cerrahi girişim sırasında ve sonrasında ortaya çıkan hıçkırıklar da çeşitli komplikasyonlara yol açarlar.
Hıçkırığın merkez siniri sistemi hastalıklarından mide hastalıklarına kadar çok farklı sebepleri vardır
(daha fazla…)

Nis
19
2009
3

Kan Vermek Yararlı Mıdır?

http://www.karacabeyblog.com/wp-content/uploads/2009/02/kizilay-kan.jpgKan bağışında bulunan insanların kalp ve damar hastalıklarına yakalanma olasılığının kan bağışı yapmayan akranlarına göre çok az olduğu bildirildi.
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Klinik Şefi Prof. Dr. Necat Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kan bağışı yapan kişilerde kalp damar hastalıklarının daha az görüldüğünün yapılan birçok araştırmada ortaya çıktığını vurguladı.

Yılmaz, ”Amerikalı Meyers D. ve arkadaşları tarafından ‘Heart’ isimli çok saygın bir dergide yayınlanan araştırmada, açık bir şekilde kan bağışında bulunan insanların kalp ve damar hastalıklarına yakalanma şansının kan bağışı yapmayan akranlarına göre çok az olduğunu bir kez daha göstermiştir” dedi.

Bu çalışmanın ”Demir Hipotezi” olarak bilinen ve kadınların adet kanaması yolu ile demir kaybetmelerinin bunun sonucunda kadınlardaki düşük demir miktarının yağların oksidasyon hızını yavaşlatması; böylece damar sertliğinin (Atheroskleroz) erkeklere göre kadınlarda daha az görüldüğü temeline dayandığını anlatan Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Çok iyi bilindiği üzere serbest oksijen radikalleri yağların oksidasyonunu sağlamakta, böylece damar sertliği (atheroskleroz) gelişmektedir. Bu konunun demirle olan ilişkisi nedir? Demir, yağları okside eden bu oksidan moleküllerin üretimini sağlayan Fenton reaksiyonunda yer alır. Yani insan vücudunda ne kadar çok demir varsa o kadar çok zararlı oksidan molekül meydana gelir. Bunun tersine adet kanaması, kan vermek gibi kan kaybına, dolayısıyla demir kaybına yol açan durumlarda ortamda serbest demir azaldığı için oksidasyon da azalır. Bunun net sonucu kişide kalp damar hastalıkları ve diğer birçok hastalığın daha az sıklıkla görülmesidir. Bu hipoteze dayanarak araştırmacılar düzenli olarak kan bağışı yapanların kalp krizi, felç, inme, anjina ve diğer kalp ve damar hastalıklarına yakalanma oranlarının kan bağışı yapmayanlardan çok daha az olduğunu bulmuşlardır. Demir ve hastalıklarla olan ilişkisini gösteren çok sayıda çalışma birçok saygın tıp dergisinde (Lancet,Cell, JAMA vb.) yayınlanmıştır.

Bu konuda birçok çalışması olan Amerikalı araştırmacı Sullivan JL, bu yıl yayınladığı bir çalışma ile demirin diyetten azaltılması, demirin bağlanarak atılması veya kan vermek yoluyla azaltılmasının kalp krizine yol açan atherosklerotik tıkaçların küçüldüğünü göstermiştir.” (daha fazla…)

Nis
17
2009
2

Selülitlerden Kurtulmanın Yolları

http://kadinsak.com/wp-content/selulit-nedir.jpgKadınların korkulu rüyası olan selülitler artık çözümsüz değil. Önemli olan beslenme alışkanlıklarınızı değiştirip, sağlıklı yaşam kurallarına uymanız..

Her 10 kadından 9’unda görülen bir hastalık olan selülitin tıptaki adı “hidrolipodistrofi”dir. Selülit, dolaşım ve hormonal bozukluklar sonucu bağ dokusunda lokal olarak sıvı toplanmasıyla oluşur. Bu hastalığın oluşumunda küçük damar dolaşımı yavaşlar ve damar duvar bütünlüğü bozularak dışarı, doku içine sıvı sızar, burada yağ dokusu su hücreleri arasında birikir. Daha sonra vücudun geliştirdiği savunma reaksiyonu ile bu sıvı, bağ dokusu tarafından çevrelenir.

BACAKLARDA

Zamanla nodüller oluşur ve portakal kabuğu görünümü ilerler. Selülit, daha çok bayanların kalça, basen, dizin ve bileğin iç kısımları, baldırların arkası ve üst bacak bölgelerinde yoğunlaşır. Selülitin evreleri;

1. Dönem: Ayaktayken ve yatarken selülit belirtisi gözlenmez. Cilt sıkıştırıldığında portakal kabuğu görüntüsü izlenir.

2. Dönem: Yatarken portakal kabuğu görüntüsü gözlenmez. Ayakta ise portakal kabuğu görüntüsü oluşur.

3. Dönem: Ayakta ve yatarken ciltte sıkıştırılmasına gerek kalmadan portakal kabuğu görüntüsü olur.

BESLENME

Sağlıksız beslenme de selülit oluşumunu hızlandırır. Fast food ve hazır gıdalara dayalı beslenme şekli cilt yapımızı kötü yönde etlkiler. Sigara ve alkol kullanımı da doku yenilenmesindeki etkisi ile selülit oluşumuna katkıda bulunur.

Ayrıca kalori ve yağ oranı yüksek gıdalardan uzak durmalı, tuz ve şeker tüketimi azaltılmalıdır. Zehirli ve atık maddelerin vücuttan atılması için su içilmelidir.

DURUŞ VE GİYİM TARZI

Duruş bozuklukları ve giyim tarzı, dolaşım sisteminin ritmini bozar. Yanlış duruş halinizde sıkışan iç organlar toksik maddeleri atamaz. Yüksek topuklu ayakkabılar ve dar giyisileri tercih etmek dolaşım sistemini etkileyeceğinden selülit oluşumunu hızlandırır. (daha fazla…)

Nis
15
2009
2

Aspirin Beyine Zarar Veriyor

Hollanda’daki Rotterdam Tıp Fakültesinden Dr. Meike Vernooij ve ekibinin yaptığı araştırma, düzenli olarak aspirin ya da benzer ilaçları kullananların beyninde küçük kanamalarının meydana gelme riskinin daha fazla olduğunu gösterdi.
Araştırmacılar, bu küçük kanamaların, beyin damarları çeperinde amiloid protein depolarının birikimiyle meydana gelen “serebral amiloid anjiopati” hastalığını gösterebileceğini, bu proteinin genellikle Alzheimer hastalığıyla bağlantılı olduğunu vurguladı.

Bilim adamları, 2005-2006′da ortalama 69,5 yaşında, zihinsel hastalığı bulunmayan 1062 kişinin MR’ını çekti ve aspirin ya da benzeri ilaçlar kullanıp kullanmadıklarını belirlemek için katılımcıların dosyalarını inceledi. MR’dan önce katılımcılardan yüzde 34,2’sinin 2 yıl boyunca düzenli olarak aspirin ya da benzer ilaç kullandığı görüldü.

http://www.didimhaber.com/eski/tr/haber/fso/files/66/aspirin.jpg

Bu ilaçları kullananlarda, kullanmayanlara göre daha fazla küçük kanamalara rastlandı. (daha fazla…)

Nis
13
2009
2

Peygamberimizin Sağlıkla İlgili Hadisleri (video)

http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/hadis.jpg

Tıbb-i Nebevi Peygamber Efendimiz (sav)in Verdiği Sağlık Tavsiyeleri. Harun Yahya programlarından sağlık programı videosu. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav), her konuda olduğu gibi tıp konusunda da oldukça bilgili ve tüm alemlere örnek bir kişiydi.

Hadislerle günümüze dek ulaşan tavsiyeleri, kutlu Peygamberimizin günümüz tıbbının pek çok tespitine vakıf olduğunu ortaya koymaktadır. Elbette ki bu, Allah’ın Peygamber Efendimiz (sav)’e bahşettiği akıl ve ilham sayesindedir. Peygamberimiz (sav)’in sağlık konusundaki tavsiyelerinin çoğu, bugün uzmanlar tarafından önerilen uygulamalardır.

(daha fazla…)


bileceksin.com 'da yayınlanan reklamlar 2. ve 3. Kişiler tarafından sağlandığı için hertürlü sorumluluk reklam verenlere aittir. Blogumuz reklamları otomatik olarak reklamveren tarafından anlık belirlendiği için (popup vs.) bileceksin.com yayınlanan reklamlardan sorumlu değildir.

Copyright © 2009 bileceksin.com

Genel Genel Güncel Blog