May
10
2011
2

Nasrettin Hoca Fıkraları

ADAM OLMAK

Bir gün Hoca’nın bulunduğu bir sohbette sormuşlar:

“Hocam, adam olmanın yolu nedir?”
Hoca düşünceli düşünceli, başını bir o yana bir bu yana sallayarak “Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli” demiş

————————————————————————————————————————————-

ALIŞ-VERİŞ

Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:
- Kaç akçe şu heybe muhterem?
- 2 akçe hocam.
- Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:
- Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin.
Hoca sinirlenir:
- Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!

—————————————————————————————————————–

AYAĞI ABDESTSİZ

Nasreddin Hoca abdest alirken, bir ayagina su yetmemis. Namaz kilarken de bir ayagini yukar kaldirarak namaz kilmis. Bunu gören cami cemaati :
-Hocam bu nasil namaz? diye sormus.
Nasreddin Hoca :
-Bir ayagi abdestsiz namaz, diye cevap vermis

——————————————————————————————————————

AYVA İLE İNCİR


Nasreddin Hoca birgün Timurlengi ziyarete karar verir.
Giderken yanına hediye olarak bir sepet ayva alır.Fakat hoca yolda ayva yerine incirin daha iyi hediye olacağına karar verir ve dönüp ayvaları boşaltır onların yerine sepeti incir doldurur. Padişah Timur ‘a hocanın kendisine hediye getirdiği ve huzura kabul edilmesini istediği bildirilir. Hoca huzura alınır. Hediye olarak çok değerli şeyleyen padişah
incirleri görünce çok kızar ve incirleri tek tek hocanın kafasına vurur.Fakat hoca acıdan bağıracağına Allaha şükreder. Şaşıran Padişah sebebini sorar:
Hoca :
–Padişahım ya ayvaları getirseydim halim ne olurdu der…

————————————————————————————————————————————-

BAL İLE SİRKE

Bir gün Nasrettin Hoca’ya
– Hocam bal ile sirke uyuşmaz derler, derler.
– Nasıl uyumasın der? der ve gider yarım okka bal yer yarım okkada sirke içer. Yüzünün yemyeşil olduğunu görenler sorar.
– Bal ile sirke birbiri ile anlaşamadı değil mi?
Hoca hiç mertliği elden bırakmaz.
– Yoo, onlar anlaştılar anlaşmasına da şimdi beni aradan çıkarmaya çalışıyorlar

—————————————————————————————————————————– (daha fazla…)

yazan admin : Fıkra | Etiketler:
May
10
2011
2

Meddah Ve Özellikleri

Meddah oyunu, tek kişi ile oynanan bir oyundur. Oyunu can­landıran kişiye meddah denir. Aslında meddah, topluluk karşı­sında halk hikâyeleri anlatan kişidir. Bu kişi hikâyedeki kişilerin seslerini, hareketlerini taklit ederek canlandırdığı için bir tür oyuncu sayılır. Meddah, olayları temsil ederken, seyircilerin ra­hatça görebileceği yüksek bir yere oturur. Bir eline mendil (makreme), bir eline de sopa (değnek) alır. Mendili değişik tip­teki kişilerin kıyafetini göstermek ve ağzını kapatarak seslerini taklit etmek için kullanır. Sopadan da oyunu başlatmak ve de­ğişik sesler çıkarmak için yararlanır.

Meddah, Karagöz ve orta oyunundaki gibi gücünü taklit sana­tından alır. Meddah olabilmek için her şeyden önce tipleri, in­sanları, hayvanları çok iyi taklit edebilme yeteneğine sahip ol­mak şarttır.

Meddah oyunu, genellikle kahvehane, meydan gibi halkın topluca bulunduğu yerlerde oynanırdı. Her kesimden insanlar bu oyuna ilgi gösterirdi. Saray halkını eğlendirmek için görevlen­dirilen meddahlar vardı. Karagöz’ün, Osmanlı İmparatorluğu içerisinde sadece imparatorluk başkenti olan İstanbul’da olma­sına karşılık meddah geleneğinin İstanbul dışına da yayıldığını söyleyebiliriz. Gezginci meddahlar, âşıkların köy köy gezmesi gibi, imparatorluğun belli başlı şehir merkezlerini, o günkü adı ile sancakları, ipek yolu üzerindeki yerleşim merkezlerini, han­ları, kahvehaneleri dolaşarak sanatlarını icra etmişlerdir.

Meddahların repertuarlarında Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mec­nun, Arzu ile Kamber, Aslı ile Kerem gibi halk hikâyeleri her za­man hazır olmuştur. Bunların yanı sıra meddahlar yaşanmış olayları, duydukları yeni aşkları derleyerek, sanatçı içgüdüleri ile bunları yeniden yorumlayıp harmanlayarak, seyircinin profi­line ve izleme coşkusuna göre, o anda doğaçlayarak bu hikâyelerini yer yer anlatarak, yer yer oynayarak mesleklerini icra etmişlerdir. Meddahlar hikâyelerini çeşitli bilmecelerle süs­lemişlerdir. Çeşitli taklitlerle seyircinin ilgi ve dikkatini sürekli ayakta tutmuş, hikâyenin eğlenceli veya dramatik sahnelerinin tadını çıkararak hikâyelerini çeşitli söz oyunları ile şiirleştirmişlerdir.

Anlaşıldığı kadarıyla, meddahta da orta oyunundaki gibi, gele­neksel Türk tiyatrosunun özgün bir yönü olan doğaçlama öğe­si ön plana çıkmaktadır. Meddahlar, yazılı bir metne bağlı kal­madan, o an akıllarına ne geldiyse, yani doğaçlama olarak ko­nuşmuşlar, yeteneklerini seyirciye göstermişlerdir.

ÖZELLİKLERİ (daha fazla…)

May
10
2011
2

Hikayenin Özellikleri

Yaşanmış veya tasarlanmış bir olayı, bir durumu; yer, kişi ve zaman belirterek anlatan kısa yazılara denir. Hikayede, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Konu tümüyle düş ürünü olabilir, ya da son derece gerçekçidir.

Genellikle romandan kısa olurlar, dar bir zamanı kapsarlar, kişileri romana göre daha azdır, anlatılanları tek ve sınırlıdır ve olayla ilgili yer ve zaman belirtirler. Serim düğüm ve çözüm denilen üç bölümden oluşurlar.Olayı sürükleyen bir kişi (öykünün kahramanı) vardır. Hikaye kısalığı ve kurgusuyla masala, kişilerin nitelendirilmesi, eylemin işlenişi ve canlandırılmasıyla da romana yaklaşır. Hikayenin kısalığı yapısal olarak, kişinin niteliğiyle geliştiği eylem arasındaki sıkı bağdan kaynaklanır. Hikayenin çerçevesi, çoğu kez anlatıcının durumunu belirterek çizilir.

ÖYKÜYÜ HİKAYEYİ ROMANDAN AYIRAN ÖZELLİKLER

-Kısa oluşu,
-Yalın bir olay örgüsüne sahip olması,
-Genellikle önemli bir olayı tek ve yoğun bir etki uyandırarak vermesi,
-Az sayıda karaktere yer vermesi. (daha fazla…)

May
10
2011
2

Uzun İnce Bir Yoldayım (sözleri)

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece

Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Uykuda dahi yürüyom
Kalmaya sebep arıyom
Gidenleri hep görüyom
Gidiyorum gündüz gece

Kırk dokuz yıl bu yollarda
Ovada dağda çöllerde
Düşmüşem gurbet ellerde
Gidiyorum gündüz gece

Düşünülürse derince
Irak görünür görünce
Yol bir dakka miktarınca
Gidiyorum gündüz gece

Şaşar Veysel işbu hale
Gah ağlayan gahi güle
Yetişmek için menzile
Gidiyorum gündüz gece
(daha fazla…)


bileceksin.com 'da yayınlanan reklamlar 2. ve 3. Kişiler tarafından sağlandığı için hertürlü sorumluluk reklam verenlere aittir. Blogumuz reklamları otomatik olarak reklamveren tarafından anlık belirlendiği için (popup vs.) bileceksin.com yayınlanan reklamlardan sorumlu değildir.

Copyright © 2009 bileceksin.com

Genel Genel