Gündem

gundem

Nasıl Olunur?

nasıl olunur

Eğitim

Spor

Güncel

teknoloji

Finans

Yaşam

Teknoloji

Terlemeyi Azaltmanın İpuçları

Hiç yorum yok
Terleme sorunuyla günümüzde birçok insan karşılaşmakta. Peki terleme nasıl azaltılır? Terleme sorunu nasıl ortadan kaldırılır? Terlemeyi azaltmanın yöntemleri nelerdir?

terlemeyi azaltmanın yöntemleri

Terleme, kişinin vücut ısısını tertip etmeye yardımcı olan vücutta oluşan otomatik bir işlemdir. Bununla beraber, kimi kişiler hiperhidroz yaşarlar ve bu da gereğinden fazla terledikleri mananına gelmektedir. Birincil ve ikincil olmak üzere iki hiperhidroz türü vardır. Sekonder hiperhidroz, altta yatan tıbbi vaziyetin veya bir takım ilaçların yan tesiri olarak ortaya çıkmaktadır. Primer hiperhidrozun ise tam tanımlanabilir bir nedeni yoktur. Aşırı terleme ekseriyetle rahatsız edici ve bir vaziyettir. Bununla beraber, aşırı terleme yaşayan kişiler için çeşitli rehabilitasyon seçenekleri bulunmaktadır. Bir dizi rehabilitasyon ve kişilerin hanede tecrübe edebilecekleri bir takım terlemeyi yönetme ipuçları aşağıda bulunmaktadır.

Terlemeyi Azaltmanın Yolları


 Hiperhidroz rehabilitasyonu ciddiyetine bağlı olarak değişmektedir. Doktorlar, vaziyeti rehabilitasyon etmek için tipik olarak adım adım yaklaşmaktadırlar. Hiperhidroz rehabilitasyonu ciddiyetine bağlı olarak rehabilitasyon seçenekleri aşağıdaki gibidir:

Hafif ve orta derecede hiperhidroz rehabilitasyonu: Alüminyum klorür hekzahidrat kremi, hiperhidroz rehabilitasyonuna yardımcı olmaktadır. İlk rehabilitasyon seçeneği olarak, doktor Drysol gibi reçetesiz (OTC) alüminyum klorür hekzahidrat kremini önermektedir. Kişiler bu kremi ilk 3 veya 4 gece için geceleri uygularlar, daha sonra gerektiğinde ara sıra geceleri uygulayabilirler. Bir takım kişiler hiperhidrozlarını kontrol etmek için ek ilaçlara ihtiyaç duymaktadırlar. Bunun için doktorlar, glikopirrolat gibi topikal antikolinerjik ilaçları veya oksibutinin gibi oral antikolinerjik ilaçları reçete etmektedirler.

Ciddi veya dirençli hiperhidroz rehabilitasyonu: Bilhassa şiddetli hiperhidroz, başlangıçtaki standart rehabilitasyonlara cevaplamayabilir. Bu gibi vaziyetlerde, doktor iyontoforez veya botulinum zehirli maddesi A (Botox) enjeksiyonlarını önermektedir. İyontoforez, ayakları veya elleri sığ su tepsilerine batırmayı ve sudan küçük bir elektrik akımını geçirmeyi içerir. Uzmanlar iyontoforezin tam olarak nasıl çalıştığından emin değillerdir, ancak ellerde ve ayaklarda terlemeyi azalttığını bildirmektedirler. Bir takım doktorlar ise terlemeyi azaltmaya yardımcı olmak için suya antikolinerjik bir ilaç ilave etmeyi önermektedir. Son zamanlarda, eller ve ayaklar iyontoforez rehabilitasyonu için en yaygın alanlar olmaya devam etmektedir. Bununla beraber, araştırmacılar son zamanlarda doktorların vücudun diğer alanlarını rehabilitasyon etmek için kullanabilecekleri iyontoforezi geliştirmektedirler.

Botox enjeksiyonları veya iyontoforez başarısız olursa, doktor terlemeyi azaltmak için cerrahi bir prosedür önermektedir ve başka bir tercih sempatektomidir. Bu operasyon türü, terlemeyi azaltmak için salgı bezlerinin sinir beslemesine zarar vermektedir. Göğüs boşluğu içindeki sempatik sinir vücutta terlemeyi kontrol eder. Alternatif olarak, bazı kişiler etkilenen ter bezlerinin cerrahi olarak çıkarılmasını ve bir sempatektomiden daha az invaziv olmasını seçenek etmektedir. Ayrı olarak ne yazık ki, hiperhidrozlu kişiler ameliyat sonrası nüks yaşayabilmektedir.

Aşırı Terleme İçin Evde Yapılabilecek İlaçlar


 Kişilerin hanede aşırı terlemeyi yönetmelerine yardımcı olabilecek bazı uygulamalar vardır ve bunlar aşağıdaki gibidir:

Terlemeyle alakalı not tutmak: Bazı vaziyetler aşırı terleme olaylarını tetikleyebilir. Bununla alakalı not tutmak, kişilerin tetikleyicilerini tanımlayabilmeleri ve terleme bölümlerini kaydetmelerini sağlamaktadır. Kişiler daha sonra olası olduğunda bu tetikleyicilerden kaçınmayı seçme olanağı yaşamaktadır.

Bazı yiyeceklerden kaçınmak: Kafeinli içeceklere alternatif bulmak terlemeyi önlemeye yardımcı olmaktadır. Bazı yiyecekler aşırı terlemeye kapı aralamaktadır. Hiperhidroz ile yaşayan kişiler, bazı yiyeceklerden kaçınmalı veya bunları sınırlandırmalıdır. Bu yiyecekler aşağıdaki gibidir:

• Monosodyum glutamat (MSG)
• Kafein
• Acı sos veya baharatlı yiyecekler
• Köri veya kimyon gibi baharatlar
• İçki

Terlemeyi önleyici ürünler kullanmak: Aşırı terleyen kişiler, sadece ter kokusunu maskeleyen deodorant kullanmaktan kaçınmalıdır. Bunun yerine terlemeyi azaltan terlemeyi önleyici maddeler kullanmalıdır. Terlemeyi önleyici kullanmak için en iyi vakit geceleridir. Bazı doktorlar kuru koltuk altları için 3 ila 5 gün her gece reçeteli terleme önleyici ilaçlar kullanmayı önermektedir. Daha sonra reçeteli terlemeyi önleyici kullanımını haftada bir veya iki kere düşürmektedirler.

Terli Ayaklarla Mücadele İçin İpuçları


 Aşırı terleme veya ayak ıslaklığını azaltmaya yardımcı olabilecek bazı uygulamalar vardır. Bu uygulamalar aşağıdaki gibidir:

• Mümkün olduğunda sandalet giymek
• Ayakların düzgün şekilde havalandırılmasını sağlayan tabii malzemelerden yapılmış ayakkabılar kullanmak
• Ayakkabıların her aşınmadan önce tamamiyle kurumasını sağlamak
• Olası olduğunda ayakkabıları çıkarmak
• Ciltten nemi uzak tutan çoraplar giymek
• Islanmaları vaziyetinde günlük veya daha sık çorap değiştirmek
• Çıkarılan çorapları tekrar giymeden önce yıkamak
• Yatmadan önce ayağa terlemeyi önleyiciler uygulamak ve sabaha karşı yıkamak

Ne Zaman Doktora Görünmeli?


 Aşırı terleme yaşayan kişi doktordan buluşma almalıdır. Doktor nedenini belirlemek için tanısal testler yapar ayrı olarak gerekirse bir dermatoloğa yönlendirebilir. Bir takım kişiler, bir takım ilaçların yan tesiri olarak aşırı terleme yaşamaktadır. Bu vaziyette kişi, ilaçlarını veya dozajını değiştirmek ile ilgili doktoruyla müzakerelidir. Ayrıca kişi hiperhidrozun nedenini bilmiyorsa, potansiyel tedavi seçeneklerini doktoruyla konuşmalıdır.

Ter Nasıl Oluşur?


 Ter bezleri cilt içinde ter üretir, insanların iki tür ter bezi vardır, bunlar Ekrin ve Apokrin ter bezleridir.

Ekrin ter bezleri: Ekrin ter bezleri tüm vücutta bulunur ve vücut ısısını tertip etmede rol oynamaktadır. Vücut ısısı yükseldiğinde, ter bezleri suyu serbest bırakır ve su ciltten buharlaşırken, kişinin kan sıcaklığını düşürür ve vücudu soğutur.

Apokrin ter bezleri: Apokrin ter bezleri daha büyüktür ve çoğunlukla koltuk altları ve cinsel uzuvlarda bulmaktadır. Apokrin ter bezlerinden gelen ter bakterilere maruz kaldığında kötü koku çıkarır ve bu bezler ergenlik döneminde aktif hale gelmektedir.

Yoğun Terleme Nedenleri


 Ekrin bezlerinin aşırı uyarılması aşırı terlemeye kapı aralamaktadır. Kişilerin koltuk altı bölgesinde, yüz, avuç içi ve ayak tabanlarında aşırı terleme hayata ihtimali daha yüksektir. Bu bölgeler ekrin bezlerinin en yüksek konsantrasyonuna sahiptir.

Sekonder Hiperhidroz


 Sekonder hiperhidroz, bazı ilaçların ve zarar veren madde tüketimlerinin yan tesiri olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir:

• Dopamin agonistleri
• Seçici serotonin geri alım inhibitörleri
• Antipsikotikler
• İçki
• Ensülin

Bazı şartlarla yaşayan kişiler de ikincil hiperhidroz yaşayabilir ve bu koşullar aşağıdaki gibidir:

• Şeker hastalığı
• Hipertiroidizm
• Parkinson hastalığı
• Diğer nörolojik bozukluklar
• Feokromositoma ve lenfoma gibi urlar

Bromidrosıs


 Bromhidrozlu kişi kötü kokulu ter yaşamaktadır. Bromhidroz veya aşırı vücut kokusu (BO) terlemesi olan kişilerde aşırı terleme de olmaktadır. Bununla birlikte, bu ter türünün bakterilerin parçalanmasından dolayı kötü bir kokusu oluşturmaktadır. Apokrin ve Ekrin olmak üzere iki tür bromhidroz vardır.

Apokrin bromhidroz: Apokrin bromhidroz, apokrin ter bezleri tarafından salınan terin parçalandığında olmaktadır.

Ekrin bromhidrozu: Ekrin bromhidrozu, ekrin bezlerinden ter ile yumuşatılmış keratinleri parçaladığında oluşmaktadır. Keratin ciltte bulunan bir proteindir ve bazı yiyecekleri tüketmek ekrin bromhidrozuna kapı aralamaktadır.

Birincil ve ikincil olmak üzere iki tür hiperhidroz vardır. İkincil hiperhidroz genellikle altta yatan tıbbi vaziyetin veya ilacın yan tesirinin bir neticesidir. Ayrıca Primer hiperhidrozun tanımlanabilir bir nedeni yoktur. Doktorlar genellikle aşırı terlemeyi tedavi etmek için adım adım yaklaşır. Terlemeyi önleyici maddeler, alüminyum klorür kremleri veya antikolinerjik ilaçlar bazı kişiler için işe yaramaktadır. Bilhassa şiddetli veya dirençli olan hiperhidroz daha yoğun tedavi gerektirmektedir. Bu gibi vaziyetlerde, iyontoforez, Botoks enjeksiyonları veya cerrahi teşebbüsler ihtiyaç duyulan olmaktadır.

HDL ve LDL Kolesterol Nedir?

Hiç yorum yok
Tahlil sonuçlarınızda gördüğünüz HDL ve LDL kolesterol ne anlama gelir? HDL ve LDL kolesterol neyi ifade eder? HDL ve LDL kolesterol arasındaki farklar nelerdir?


Kolesterol sık sık haksız yere suçlanır, ancak vücudunuzun düzgün çalışması için gereklidir. İnsan vücudunda hormon ve D vitamini üretmek, sindirimi desteklemek için kolesterol kullanılır. Karaciğer bu görevleri yerine getirmek için yeterli kolesterol üretir, ancak vücut kolesterolü yalnızca karaciğerden almaz. Kolesterol kırmızı etten, kümes hayvanlarının etlerinden ve süt ürünlerinden de alınabilir. Bu yiyecekler çok tüketilirse, kolesterol düzeyleri çok yüksek olabilir. Bu yazı HDL ve LDL’yi ve bunları kontrol altında tutmak için neler yapabileceğini teferruatlı olarak ele almaktadır.

HDL’ye Karşı LDL Kolesterol


 Vücutta bir miktar kolesterol gereklidir, ancak yüksek düzeyler tehlikeli olabilir. Sigara içmenin ve yüksek tansiyonun yanı sıra, yükselmiş kan kolesterolü kalp hastalığı için ana riziko etkenlerinden biridir. Sıhhatli bir perhiz, egzersiz ve ilaçla kan kolesterolleri azaltılabilir. İki ana kolesterol tipi vardır:

*Yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL)
*Düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL)

Lipoproteinler yağ ve proteinlerden yapılır. Kolesterol vücutta dolaşırken lipoproteinler içindedir. HDL “iyi kolesterol” olarak bilinir zira kolesterolü vücuttan atılmak üzere karaciğere taşır. HDL kolesterol, kandaki kolesterol düzeyini düşürdüğü için iyi kolesterol olarak adlandırılır. Yüksek HDL düzeyleri, kalp krizi ve kalp hastalığı riskinin azalmasıyla irtibatlıdır.

Kanda çok fazla LDL kolesterol (kötü kolesterol) varsa, kan damarlarının duvarlarında birikir, böylelikle damarların daralmasına ve sertleşmesine kapı aralar. LDL kolesterol birikimi kan akışını azaltır ve kalp krizi veya inme riskini artırır. Damarlarda plak birikmesi, kan akışını ve oksijenin büyük uzuvlara erişmesini azaltır. Uzuvlarda veya arterlerde oksijen yoksunluğu, kalp krizi veya felce ek olarak böbrek hastalığına veya periferik arter hastalığına kapı aralayabilir.

İdeal Kolesterol Değerleri


 Kolesterolün yüksek olup olmadığını öğrenmenin tek yolu, desilitre kan başına miligram cinsinden (mg/dL) kolesterolü ölçen bir kan testidir. Sıhhatli kolesterol düzeyleri için ideal değerler aşağıdaki gibidir:

Total kan kolesterolü: Toplam kolesterol miktarı 200 mg/dl’den fazla olmamalıdır.

Trigliseritler: Kandaki trigliserit miktarı 150 mg/dL’den daha az olmalıdır. Trigliseritler yaygın bir yağ türüdür. Şayet şeker yüksek ve LDL de yüksek veyahut HDL düşükse, damar tıkanıklığı (ateroskleroz) gelişme riski vardır.

HDL: Kandaki HDL miktarı olası olduğunca yüksek olmalıdır. Kadınlar için en az 50 mg/dL, erkekler için en az 40 mg/dL olmalıdır.

LDL: Kandaki LDL miktarı mümkün olduğunca düşük olmalıdır. Kalp hastalığı, kan damarı hastalığı veya şeker hastalığı yoksa 130 mg/dL’den fazla olmamalıdır. Bu şartlardan rastgele birine veya yüksek toplam kolesterol oranına sahip olanlarda 100 mg/dL’den fazla olmamalıdır. Değişik bölgeler ve ülkeler değişik kaidelere sahip olabilir, bu yüzden en doğru ve en aktüel aralıklar ile ilgili bir doktorla konuşmak akilane olur.

Toplam Kolesterol-HDL Oranları


 Toplam kolesterolün HDL kolesterole oranı, bir kişinin yeterince iyi kolesterol tüketip tüketmediğini bilmesine ve kötü kolesterol kaynaklarını sınırlandırmasına yardımcı olabilir. Toplam kolesterol HDL düzeyine ayrılarak ölçülebilir. İdeal olarak, oran 4’ün altında olmalıdır. Bu sayı ne kadar düşükse, bir insanın kolesterol düzeyi o kadar sıhhatlidir. Toplam kolesterol dalgalanma gösterdiğinden, doğru bir değerlendirme için ansızın fazla kan testi gerekebilir. Bir yemek yedikten sonra düzeyler değişebilir, bu nedenle kan testi kahvaltı yapmadan önce, aç iken yapılır. Çalışmalar, total kolesterol-HDL oranının, kalp hastalığı riskinin tek başına LDL kolesterol düzeylerinden daha iyi belirlediğini göstermektedir.

HDL Olmayan Kolesterol


 Kolesterol düzeylerini değerlendirmenin bir başka yolu, HDL olmayan bir kolesterol düzeyinin hesaplanmasıdır. Bu, HDL kolesterolün toplam kolesterolden çıkarılmasıyla ölçülür. Kimi doktorlar tarafından bu yolun daha doğru olduğu düşünülmektedir, çünkü hesaplamada çok düşük yoğunluklu lipoprotein (VLDL) düzeylerini içermektedir. LDL kolesterole benzer şekilde, VLDL kolesterol de kan damarlarının duvarlarının içinde birikebilir, bu da istenmeyen bir vaziyettir. İdeal olarak, HDL olmayan bir kolesterol düzeyi 130 mg/dL’den az olmalıdır. Bundan daha yüksek bir değer kalp hastalığı riskini arttırır.

Yüksek LDL Kolesterol Nedenleri


 Doymuş yağ itibariyle yüksek beslenme: Doymuş ve hidrojenlenmiş yağlar bakımından yüksek diyetler (kırmızı et, tam yağlı süt ürünleri, doymuş yağlar, trans yağlar ve işlenmiş besinler açısından zengin diyetler ) LDL kolesterol düzeyini artırabilir.

Düzenli egzersiz eksikliği: Yeterli egzersiz yapmamak, artan kolesterol düzeylerine bağlı kilo alımına kapı aralayabilir. Dolayısıyla egzersiz yapmak kolesterol düzeyini pozitif istikamette etkileyebilir. Günün çoğu hareketsizse, daha fazla hareket edilmelidir. Bir masa başında çalışılıyorsa her saat başı beş dakika kalkmak ve hareket etmek gerekir. Günde yarım saat egzersiz için vakit ayrılmalıdır. Bisiklete binmek, yürüyüş yapmak ve yüzmek iyi seçeneklerdir.

Obezite: Aşırı kilolu kişilerde yüksek kolesterol düzeyi riski artar.

Geniş bel etrafı: Risk oluşmaması için karın ya da bel etrafı erkekler için 100 santimetre’yi, fazla veya kadınlar için 88 cm’yi geçmemelidir.

Sigara: Sigaradaki bir kimyevi HDL kolesterol düzeyini düşürür ve damarların sertleşmesi riskini artırabilen kan damarlarının astarına zarar verir. 2013 tarihli bir araştırmaya göre, sigara içenler ekseriyetle içmeyenlere göre daha düşük HDL kolesterole sahiptir. Araştırmalar sigarayı bırakmanın HDL’yi artırabildiğini göstermektedir. Sigara içenler, sigarayı bırakma programları veya sigarayı bırakmak için kullanılabilecek diğer yollar hakkında doktoruyla konuşmalıdır. Sigara sadece kolesterolü yükseltmekle, hipertansiyona ve kalp hastalıklarına kapı aralamakla kalmaz kimi kanser türlerine yakalanma riskini de artırır.

Stres: Stresin direk yüksek kolesterol düzeyine kapı aralayıp olmadığı belirsizdir. Yönetilmeyen stres, aşırı yağlı yiyecekler, hareketsizlik ve fazla sigara içme gibi LDL’yi ve toplam kolesterolü artırabilecek davranışlara sebep olabilir.

Tıbbi vaziyetler: LDL kolesterol düzeylerini etkileyebilecek olan tıbbi vaziyetlerden bazıları tip 2 diyabet, zayıflatıcı tiroid, böbrek veya karaciğer şartları ve içki bağımlılığıdır.

Menopoz: Bazı kadınlarda menopozdan sonra kolesterol düzeyleri yükselebilir.

Genetik: Bazı vaziyetlerde, yüksek LDL kalıtsaldır. Bu vaziyete ailesel hiperkolesterolemi denir ve bir kişinin karaciğerinin ekstra LDL kolesterolünden kurtulma kabiliyetini etkileyen genetik bir değişinimden kaynaklanır. Bu, yüksek LDL düzeylerine ve genç yaşta kalp krizi ve inme rizikosunun artmasına kapı aralayabilir.

LDL Düzeylerini Azaltabilen Diyet İpuçları


 Sıhhatli bir beslenme yüksek kolesterolü düşürmek için ehemmiyetli bir ilk adımdır. İşte yapılabilecek bir takım farklıklar:

Yağ kaynaklarını değiştirmek: Doymuş yağlar tohum yağlarıyla veya zeytin, avokado ve kanola yağındaki gibi tekli doymamış yağlarla değiştirilmelidir. Salatalara zeytinyağı, yüksek yağlı salata sosları yerine de limon suyu serpilmelidir.

Lif alımını arttırmak: Lif itibariyle yüksek bir perhizin toplam kan kolesterol düzeyleri için iyi olduğuna inanılmaktadır. Ananesel makarna kepekli makarnayla, beyaz pirinç kahverengi pirinç ile değiştirilmelidir. Meyvelerde, sebzelerde ve yulafta bulunan çözünür lif bilhassa faydalıdır.

Daha fazla sarımsak yemek: Sarımsak, kan kolesterolünü düşürmeye yardımcı olabilecek bileşikler itibariyle zengindir. Faydalı etkiler yalnızca sarımsak 2 aydan daha uzun müddet düzenli olarak tüketilirse hissedilir.

Balık yemek: Daha fazla (haftada en az iki porsiyon) balık yemeye çalışılmalıdır.

İçeceklere dikkat etmek: Gazlı içecek veya meyve suları maden suyuyla veya taze meyve dilimleriyle tatlandırılmış sade suyla değiştirilmelidir.

Pişirme metotlarını değiştirmek: Et ve kümes hayvanları kızartma yapılmamalı, onun yerine fırında pişirilmelidir.

Yoğurt yemek: Ekşi krema yerine az yağlı süzme yoğurt kullanılması da faydalıdır.

Şekerli yiyeceklerden kaçınmak: Şeker yüklü çeşitler yerine tam hububatlı kahvaltılık gevreklerin seçenek edilmelidir. Bunları yerken şeker yerine tarçın ilave etmesi önerilir.

İlaçla Tedavi


 Doğru beslenme ve hayat tarzındaki farklıklar kandaki LDL ve HDL düzeylerinde fark oluşturabilir. Bazen yaşam tarzı farklıkları, özellikle de ailesel hiperkolesterolemi varsa yeterli olmaz, aşağıdakiler gibi bir veya daha fazla ilaca ihtiyaç olabilir:

*Karaciğerin kolesterolü atmasına yardımcı olmak için statinler.
*Vücudun safra üretmek için ekstra kolesterol kullanmasına yardımcı olmak için safra asidi bağlayıcı ilaçlar.
*İnce bağırsakların kolesterolü emmesini ve kan dolaşımınıza bırakmasını önlemek için kolesterol emilim inhibitörleri.
*Karaciğerin daha fazla LDL kolesterol emmesine kapı aralayan enjekte edilebilir ilaçlar.

Trigliserid düzeylerini azaltmak için de niasin (B–3 vitamini), omega–3 yağ asitleri ve fibratlar gibi ilaçlar ve destekler de kullanılabilir. Bazı çalışmalar B–3 vitamininin HDL’yi yükseltirken LDL kolesterolü düşürebileceğini göstermiştir. Niasin desteği almadan önce bir doktorla konuşmak ehemmiyetlidir.

HDL Düzeyleri Nasıl Artırılır?


 Çeşitli şeyler HDL kolesterol düzeylerini artırabilir:

Omega–3 yağ asiti tüketimi: Bu yağ asitleri, doğru ve balanslı beslenme dâhilinde tüketildiğinde kandaki kolesterolü düşürebilir. Alabalık, uskumru, sardalye, ringa balığı, ton balığı (taze olarak), pisi balığı ve somon balığı yüksek oranda omega–3 içerir. Haftada 2 ya da 3 porsiyon yağlı balık tüketiminin kandaki iyi kolesterol (HDL) düzeyini artırabildiği çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir.

Parlak renklere sahip sebzeler ve meyveler: Bu özelliklere sahip olan sebzelerde ve meyvelerde bulunan antioksidanlar da HDL düzeyini artırabilmektedir.

Düzenli yapılan egzersizler: Araştırmalara göre yapılan çeşitli egzersizler ve fiziksel aktiviteler kanın HDL düzeyini yükseltebilmektedir.

Yüksek Kolesterol Bir Uyarıdır


 Yüksek kolesterol kaygı verici olabilir, ancak çoğu vaziyette bir ikaz sinyalidir. Yüksek LDL kolesterol kalp hastalığı için bir riziko etkenidir, ancak çoğunlukla rastgele bir belirti olmadan ortaya çıkabilir. Yüksek kolesterol teşhisi kalp hastalığı gelişeceği veya inme geçirileceği mananına gelmez fakat yeniden de ciddiye alınmalıdır. Yüksek kolesterol varsa ve azaltmak için hareket edilirse, kalp hastalığı ve inme rizikosu büyük ihtimalle azalacaktır. Kolesterolü düşürmeye yardımcı olan hayat tarzı farklıkları de genel sıhhati destekler. Kolesterol miktarlarını bilmeyenler, bilhassa ailesinde yüksek kolesterol veya kalp hastalığı öyküsü olanlar doktorlarına test yaptırmak istediğini belirtmelidir. Kolesterol miktarı ne kadar erken bilinirse, yönetmek için ihtiyaç duyulan adımlar o kadar ivedi atılabilir. 40 yaşın üzerindeki kişilerin kolesterol düzeylerini ve toplam kolesterol/HDL oranlarını kontrol etmek için kan testi yaptırması önerilir.

Cilt Lekeleri Nasıl Geçer?

Hiç yorum yok
Cildine önem verenler için cilt lekelerinden kurtulmak herkesin isteğidir. Peki bu cilt lekeleri nasıl geçer? Cilt lekelerinden nasıl kurtulabilirsiniz? Yazımızda bu soruların cevabını bulabileceksiniz. Cildinizdeki lekelerden kurtulmak için aşağıdaki bilgileri dikkate almalısınız...

Cilt Lekeleri İle Nasıl Mücadele Edilir?


Cilt Lekeleri İle Nasıl Mücadele Edilir?


 Cilt lekelerine çoğunlukla kalitesiz makyaj ürünleri ve güneş ışınlarına fazla maruz kalmak neden olmaktadır, Cilt lekeleri bazı insanlar için çok ürkütücü olabiliyor çünkü insanlar dış görünüşüne önem veriyor , sağlıklı ve pürüsüz bir cilde sahip olmak isteyenlere güzellik uzmanları şu tavsiyeleri öneriyor;

Kaliteli Makyaj Ürünlerini Tercih Edin


Her ne kadar makyaj ürünleri güzelliğinize güzellik katsada , kullanılan malzemelerin kalitesine önem verilmesi gerekiyor.Makyajın alt yapısı olan pudra , fondöten gibi ürünlerin kalitelisinden olanını tercih etmeniz gerekiyor.

Güneş Işınlarına Fazla Maruz Kalmak


Tatildeyken , güneşin fazla sıcak olduğu vakitlerde güneş kremi sürmeden uzanıp beklemek cilde fazlasıyla zarar veriyor çünkü uzmanlar fazla güneş ışınlarına maruz kalıp güneşlenmenin ciddi bir şekilde hastalığa yol açabileceğini söylüyor.

Özel Bakım Kremleri Ve Serumlar


C  vitamini, cilt hücrelerini yenileyerek,yeniden oluşmasını sağlayarak, tazeler.İçeriğinde C vitamini bulunan cilt bakım ürünlerinin son teknolojik kozmetikler’den yararlanarak cildinizin yenilenmesini sağlıyabilirsiniz.

YKS Öğrencileri Tatilde Nasıl Çalışmalı

Hiç yorum yok
YKS sınavı için çalışanlar tatil zamanlarında ne yapmalılar özellikle sömestr yani 15 tatilde sınava nasıl hazırlanmalılar ve tatilde nasıl eksiklerini kapatabilirler bunları detaylıca anlatacağız. YKS öğrencileri için tatilde yapabilecekleri şeyler...


Ara tatiller sınava hazırlanan öğrenciler için çok değerli fırsatlar sunar. Peki bir YKS öğrencisi bu fırsatları nasıl yorumlamalı ve nasıl değerlendirmeli?

12. sınıf öğrencilerinin en çok şikayet ettiği şey okulla sınavı birlikte götürememektir. Okulda harcanan zamanın sınava odaklanmak konusunda zorluk çıkardığını düşünürler. Bu açıdan bakıldığında okul olmadan çalışılabilecek koskoca 15 gün var elimizde. Ama bu koskoca 15 gün plansız bir şekilde geçirildiğinde maalesef çok hızlı geçiyor.




YKS Öğrencileri Tatilde Sınava Nasıl Çalışmalı?


 O yüzden ara tatilde çalışma düzeninizi kurarken ilk önce plan yapın. Bu güne kadar çözdüğünüz
denemeleri teker teker inceleyin, hangi derslerin hangi konularında eksikler varsa tespit edin. Denemeler dışında, daha önce çalıştığınız konularda sizi çok tatmin etmeyen çalışmalarınızı bulun ve bu konuları da not edin.

Bu tatilde daha önce çalıştığınız ve hala eksiklerinizin olduğunu düşündüğünüz konuları tamamen halletmeye çalışın. Tabii bunun yanında yeni konulara da bakmayı ihmal etmeyin. Genelde program yaparken ortaya çıkan karışıklık TYT konularına mı yoksa YKS konularına mı ağırlık verileceği konusunda çıkıyor. Bazı öğrenciler için bu tatil süreci YKS konularına başlama ve hız verme anlamı taşıyor. Ama senin TYT ile ilgili önemli eksiklerin varsa, daha önce çalıştığın konular bile hala senin için bir soru işareti ise, bu tatili bu sorunları çözmek için kullanman YKS çalışmandan daha önemli. Ama TYT’de önemli yol katettiysen eksiklerini halletmenin yanında YKS’yi de tatil programına dahil etmen konusunda herhangi bir sıkıntı olmaz.

Peki bunları nasıl bir düzende yapacaksınız? Önünüzdeki 15 günü sadece ders çalışarak geçirmeyin. Çünkü bu bir tatil. Dinlenmek ise bir tatilin en önemli parçası. O yüzden tatilinizin bazı günlerini tamamen boş bırakın. Boş bırakacağınız gün sayısını belirledikten sonra ‘Doğru Ders Çalışma Programı Nasıl Hazırlanır?’  yazımızın ışığında kendinize bir program hazırlayın. Okulun olmamasını fırsat bilerek bazı günler, daha önce denemediğin çalışma saatlerine çıkmaya çalışın. Ortalama 6 saat çalışan bir öğrenciysen, bu tatilin iki üç gününde 8 saati görmek için uğraş. Kendi sınırlarınızı zorlamayı bilin. Kendinizi aşmayı öğrenin. Tatildeki ilk ders çalışma gününüze bir deneme ile başlayın. Tatilin son günü de bir deneme çözün. Tatil dönemini verimli geçirip geçirmediğini deneme verileri ile somut olarak görmek tatilden sonraki süreci de yönetmek için size fikir verecektir.

Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi

Hiç yorum yok
Kadın girişimcilerin profilini anlamak, iş kurma sürecindeki deneyimlerini, motivasyonlarını ve yaşadıkları zorlukları değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre, kadın girişimciler finansal sıkıntılara rağmen geleceğe umutla bakıyor.


KAGİDER (Türkiye Kadın Girişimciler Derneği) ve Türk Tuborg A.Ş’nin katkıları ile gerçekleştirilen ve bugün yapılan basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşılan “Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi Çalışması” araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de kadın girişimcilerin sayısı erkek girişimcilerin yarısından az olsa da, kadınlar daha iddialı.

Kadın girişimciliği konusunda Türkiye’de ilk defa bu kadar geniş kapsamda bir araştırma yapıldığını söyleyen KAGİDER Başkanı Emine Erdem, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “KAGİDER’de 17 yıldır kadın girişimciliği ve kadın istihdamının gelişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. İlk kurulduğumuz 2002 yılında Türkiye’de kadın girişimcilerin oranı %4’tü. Şimdi ise bu oran %8.8. Bu gelişmede payımız olduğunu bilmekten onur duyuyoruz. Yine de daha gidecek çok yolumuz var… Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi de gösteriyor ki, kadınlar düşleri ve düşlerini gerçeğe dönüştürecek potansiyele sahip. Ekonomik ve toplumsal kalkınma adına bu potansiyelden faydalanmak için hükümet, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve kamuoyu hep birlikte çalışmalıyız. Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi verilerinin bu çalışmalar için bir yol gösterici olacağını düşünüyoruz. Bu işbirliği için Türk Tuborg A.Ş.’ye teşekkür ederiz.”

Türk Tuborg A.Ş. CEO’su Damla Birol ise, “Kadınların başarıya giden yolları pek çok engelle dolu ve istihdama katılımda oranımız hala %34 civarında. Ev, aile ve işteki sorumluluklardan başlayıp çevreden gelen baskı ve önyargılar da eklendiğinde gitgide zorlaşan bir durum söz konusu olsa da biz Türk Tuborg olarak kadınların birbirine inanmaları, destek olmaları ve cesaretle devam etmeleri durumunda bu zorlukların bertaraf edilebileceğine ve aşılacağına kuvvetle inanıyoruz. Kadınları cesaretlendirmek ve hedeflerine ulaşmak için harekete geçen kadın sayısının artmasına destek vermek en büyük hedefimiz. Toplumumuzun kadın girişimci aynası olacak nitelikte bir araştırmaya birlikte imza attığımız için KAGİDER’e teşekkür ederiz. Ülkemizde kadın girişimci sayısını arttırmak için biz de payımıza düşeni yapmaya her zaman hazırız.” diye konuştu.

438 kadın girişimci ile görüşüldü


Kadın girişimcilerin profilini anlama, iş kurma sürecindeki deneyimlerini, motivasyonlarını ve yaşadıkları zorlukları değerlendirmek üzere yapılan araştırma için Türkiye’de ağırlıklı olarak KAGİDER üyesi olan 438 kadın girişimci ile görüşüldü. Araştırmaya katılan kadın girişimcilerin %67’si evli, %67’si çocuk sahibi, yaklaşık yarısı (%51) 40 yaş altı girişimcilerden oluştu. Katılımcıların eğitim durumu Türkiye genelinin oldukça üzerinde olan araştırmada kadın girişimcilerin ağırlıklı olarak metropolden, diğer bir deyişle İstanbul, Ankara ve İzmir’den gelmesi bu sonuçta etkili oldu.

Kadın girişimcilerin üçte biri yurtdışında da faaliyet gösteriyor


Kadın girişimcilerin kurdukları şirketlerin faaliyet alanları incelendiğinde önde gelen sektörlerin toptan ve perakende ticaret ile imalat olduğu tespit edildi. Kadın girişimcilerin kurduğu şirketlerin %57’si 1-5 çalışanlı şirket statüsünde. Kadın girişimcilerin kurdukları şirkete %75 oranında sahip olduğu görülüyor ve kurulan her 3 şirketten 1’i hem Türkiye’de hem de yurtdışında faaliyet gösteriyor.

Türkiye, 2018/2019 yılı global girişimcilik izleme raporuna göre, erken aşama girişimcilik aktivitesi toplamında 48 ülke içinde 15. sırada yer alıyor. Global Girişimcilik İzleme Raporu kapsamında, ülkelerin girişimciliği destekleyen koşulları ile 12 farklı kriter detayında ulusal girişimcilik durum endeksi (NECI) de ölçümleniyor. Türkiye 5.1 skor ile Avrupa ve Kuzey Amerika bölgesi içinde ortalama bir seviyede yer alıyor. Girişimcilik aktivitesi açısından yoğun, iş fırsatı yaratma beklentilerinin de yüksek olduğu bir ülke olan Türkiye halen kadın girişimcilerin erkeklere oranı açısından geri kalan altı ülkeden biri olarak konumlanıyor. Kadın girişimcilerin erkeklerin yarısından az olduğu ülkeler; Slovenya, Yunanistan, İsveç, İsviçre, Birleşik Krallık ve Türkiye.

Girişimcilik Geçmişi


 Kadınlar girişim geçmişi açısından değerlendirildiğinde, kadın girişimcilerin kurdukları şirkete odaklanıp çoğu zaman başka bir işte çalışmadıkları, şirketin kuruluş aşamasında en çok aileden borç aldıkları, yakın geçmişte en fazla Türkiye’deki özel şirketler ile işbirliği yaptıkları görülüyor. Kadınların henüz şirket kurup, geliştirip, satma oranı oldukça düşük seviyede. Satış sebepleri ise iyi bir fırsat görüp değerlendirmekten ziyade anlaşmazlıklar ve maddi sorunlar olarak göze çarpıyor.

Kadının Girişimcilik Algısı


 Araştırma kapsamında, Türkiye’deki kadın girişimcilerin, girişimcilik hikâyelerinin başlangıç aşamasına yönelik motivasyonları “ihtiyaç” ve “fırsat” içeren ifadelerle sorgulandı. Kadın girişimcilerin büyük çoğunluğu girişimcilik hikâyelerinin temelinde ilgili dönemde bir fırsat görmenin ve değerlendirmenin yer aldığı ifadesine katılıyor. Kadın girişimcilerin özbenlik algıları ve erkek girişimcilere yönelik algıları bu alanda gelişimi etkileyen önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Araştırma kapsamında görüşülen katılımcılar için kadın girişimci olmak en fazla cesaret, güç, bağımsızlık, özgürlük gibi sıfatlarla özdeşleştiriliyor. Girişimcilik algısı metropollerdeki kadın girişimciler için daha çok cesaretken, metropol dışı illerde ise güçlü olmak, diğer bir deyişle tüm zorluklara göğüs germek olarak yorumlanıyor. Girişimci olmaya yönelik paylaşımlarda kadın girişimcilerin kuvvetli pozitif duygulara değinen yorumları bulunuyor. Kadın girişimciler kendilerini borcuna sadık olarak niteliyor ve özbenlik algılarında para yönetimi ile ilgili konular ve mütevazılık ön planda yer alıyor. Genç girişimcilerin kadın girişimci algısı daha iddialı.

Gelecek Planları ve İhtiyaçlar


 Kadın girişimcilerin eşleri ve ailelerinden sonra en büyük destekçisi, kendileri gibi iş kurmuş olan kadın girişimci arkadaşları. Ancak, daha fazla kurum ile işbirliği kurma ve iletişim ağlarından yararlanmaları gelecekteki ihtiyaçları açısından önem arz ediyor. Kadın girişimciler yurtdışına açılmak istiyor ve geleceğe yönelik değerlendirmeleri umut vadediyor. Kadın girişimcilerin en fazla ihtiyaç duydukları konu finansal destek olarak gözüküyor.

Araştırma kapsamında oluşturulan Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi; Davranış, Algı ve Gelecek olmak üzere üç ana bileşenden oluştu. Endeks, katılımcıların çoğunluğu KAGİDER üyesi olan kadın girişimcilerin 2018/2019 yılına ait resmini çekerek ilerleyen yıllarda girişimciliğe dair gelişimin takibini sağlayacak bir araç olarak kurgulandı. Skor 100 üzerinden 44 olup kadın girişimcilerin kurdukları şirketlerin yapısı, girişimciliğe yönelik algı ve beklentileri açısından gidecek daha fazla yolun olduğu sonucu ortaya çıktı.

YKS Etkili Çalışma Yöntemleri

Hiç yorum yok
YKS için hazırlanan öğrencilerin işine yarayacak çalışma yöntemleri sayesinde kendinizi ve okuduğunuzu daha iyi anlayarak etkili bir şekilde ders çalışmış olacaksınız. Gelin yks için etkili ders çalışma yöntemlerine bakalım.



Pomodoro Tekniği


 YKS oldukça fazla çalışmayı gerektiren, çok sayıda konudan mesul olduğumuz ve test tekniğine hakim olmamızı gerektiren bir imtihan. Ancak yük ağır olunca, insanın evvela gözü korkuyor ve motivasyonumuzu acilen yitirebiliyoruz. Bu tip vaziyetlerde, erteleme davranışı sinsi sinsi yerleşiyor bünyemize.

Elbette bu vaziyet yalnızca YKS konusunda de değil. Her insan hayatında en az bir sefer dahi olsa yapması şart olan bir işi ertelemiş, sonra yaparım diye kendine söz vermiş ve belki de tam o şeyi yaparken dikkati dağılıvermiştir. Okuldan haneye geldiğinizde, “yemek yiyeyim, biraz dinlenir çalışmaya başlarım” diye kaç sefer kendi kendinize söz verip sözünüzden caydınız? Kendinizi hemen kötü hissetmeyin zira bu problem talebeler arasında oldukça yaygın ancak çözümsüz değil.

Evvela bu bir gaza getirme yazısı değil, bir çözüm teklifi. Çünkü insan, gaza getirme metoduyla kalıcı bir farklık yapabilecek yapıda bir varlık değil. Oysa YKS’ye hazırlanan talebeler için müddet kısıtlı ve hemen bir farklık gerekiyor. Farklık ise üzerinde düşünülerek ele geçirilebilecek bir şey değil, aksiyon gerekiyor. Ancak şart olan aksiyon çok büyük olursa, insan bunu sürdüremiyor. Şayet sizin de meseleniz bir türlü masanın başına oturamamak veyahut oturduğu halde bir türlü tam çalışmaya başlayamamak ise bu teknik işinize yarayabilir.

Pomodoro Tekniği Nedir?


 Bu teknik, Francesco Crillo tarafından dizayn edilmiş bir teknik. Pomodoro İtalyanca’da ‘domates’ mananına geliyor. Mutfaklarda kullanılan domates biçimli sayaçlar tekniğin isim babası. Emel, zamanlayıcıyı 25 dakikaya ayarlamak ve 25 dakika süresince, telefon, bilgisayar, annenin elinde meyve tabağıyla odada belirmesi de dahil olmak üzere hiçbir dikkat dağıtıcı olmaksızın çalışabilmek. 25 dakika boyunca hiçbir ara verilmemeli. 25 dakikanın nihayetinde ise 3-5 dakikalık bir ara veriyorsunuz ve böylelikle bir Pomodoro’yu bitirmiş oluyorsunuz.

Teknik oldukça tesirli zira çalışma vakiti katı bir şekilde belirlenmiş vaziyette ve vakit aralıkları herkesin uyabileceği kadar kısa. Gerek YKS gibi test tekniğine yönelik imtihanlara gerekse derse çalışırken tesirli bir biçimde uygulanabiliyor. Evvela yapmanız şart olan bir hedef belirlemek. Mesela Türkçe dersi için paragraf bilgisi testi çözmeniz gerekiyor. Hedefinizi belirlediniz. Daha sonra bu hedefin kaç Pomodoro gerektirdiğini hesaplamalısınız. Mesela bir test çözmeyi amaçlıyorsunuz, testte 20 sual var, tahmini olarak 25 dakika da bitebileceğini hesap ettiniz. Şimdi de işe koyulmalısınız. 4 Pomodoro sonunda 15-30 dakikalık bir ara vermeyi hakettiniz. Şimdi adım adım sıralayalım:

  • Çalışmanız gereken konuyu belirlediniz.
  • Konunun kaç Pomodoro (kaç 25 dakikalık periyot) gerektirdiğini hesapladınız.
  • Telefon, bilgisayar ve tüm diğer dikkat dağıtıcıları uzaklaştırdınız ya da kapattınız. Ailedeki herkese sayacın sesini duymadan rahatsız etmemesini tembih ettiniz.
  • Sayacı 25 dakikaya ayarladınız.
  • Sayaç çalar çalmaz çalışmayı bıraktınız ve 5 dakikalık bir ara verdiniz.
  • 5 dakikalık aranın sonunda yine sayacınızı kurdunuz. Ve yine çalışmaca!


Önemli İpuçları:


 25 dakikalık Pomodoro esnasında, çalışmayı tasarıladığınız bölüm bitti ne yapmalısınız?


Sayaç çalana kadar çalışmaya devam etmelisiniz. Bu yüzden tasarılama yapmak çok ehemmiyetli. Çalışmaya başlamadan önce nelere çalışacağınızı iyi belirlemelisiniz, tahmini kaç dakikada bitireceğinizi iyi belirlemelisiniz, çalışacağınız her şey elinizin altında olmalı, yerinizden kalkıp kitap aramaya başladığınız anda artık o Pomodoro sayılmaz. Yine başlamalısınız.

Pomodoro, çalışmayı bitirmeye yetmedi. Sözgelişi test yarım kaldı, ne yapmalısınız?


Netlikle kalemi elden bırakıp ara vermelisiniz. Sayaç çaldığı anda, “bir soru daha çözeyim de bari test bitsin” demek yok. 5 dakikalık arayı hak ettiniz, tadını çıkarın.

İçeri giren küçük kardeşiniz, kitabınızı alıp kaçtı ve Pomodoro bölündü ne yapmalısınız?


O Pomodoro artık boşa gitti, geçersiz. Yeniden başlamalısınız. Unutmayın burada emel emeğinizi heba etmek değil, çalışma disiplini oluşturabilmek. Uydurma sebepler üretmeye mani olmak. Bir kez bile boşvermeye ve erteleme alışkanlığının dönmesine izin vermemek.

En kolay şeyde dahi Pomodoro’yu geçersiz mi sayacağım?


Tabii ki hayır. Dikkat dağıtıcı öğe elbette yalnızca çalan bir kapı zili de olabilir ancak bizzat sizin kalkıp kapıyı açmanız gerekmediyse göz ardı edebilirsiniz. Veyahut anneniz size aç olup olmadığınızı sordu, kısaca cevaplayıp çalışmaya dönmekle Pomodoro bozulmuş sayılmaz. Özetle, dikkat dağıtıcı unsurun sizi çalışmadan koparacak kadar büyük olmaması halinde Pomodoro geçerli sayılır.

3-5 dakikalık arada ne yapabilirsiniz?


Çalıştığınız şeyle ilgilenmek dışında rastgele bir şey yapabilirsiniz ancak, internete girmek, telefonda iletileri kontrol etmek yok. Bunlara 5 dakika ayırıp bırakacak kadar ustalaşmadığınızı unutmayın. Araların amacı, zihninize bir soluk alma fırsatı vermek. Bu günlerde sırasında zihininiz için yoğun bir faaliyette bulunursanız, diğer Pomodoroları yapabilme gücünüz kalmaz. Bu yüzden fiziksel bir şey yapabilirsiniz. Su içmek, evin içinde bir yürüyüp gelmek. Ya da zihni bir şey, yaz tatilinde yaşadığınız güzel bir olayı düşünmek gibi.

Günün sonunda amaç, amaçlanan Pomodoro sayısına erişebilmek. Şayet muvaffak olursanız kesinlikle kendinize küçük bir ödül verin. Başlangıçta bir Pomodoro’yu bile bitirmekte zorlanabilirsiniz. Senemeyin ve tekrar deneyin. Alışkanlıklar ancak başka alışkanlıklar edinilerek değiştirilebilir. YKS gibi uzun soluklu yüksek performans gerektiren, maraton tipi sınavlarda ancak devamlılıkla başarılı olunabilir. Çalışmak bir kez alışkanlık haline gelince, üzerinde düşünmemeye, zorlanmamaya ve kendiliğinizden çalışmaya başlayacaksınız!

Çok Kazandıran Girişim Fikirleri

Hiç yorum yok
Artık girişim hayatımız için olmazsa olmazlardan para kazanmak isteyen herkes yeni iş fikirleri bulmalı ve bir işe girişmelidir. Bunun için çok kazandıran girişim fikirlerini sizler için derledik. Burdaki girişim fikirleri belki size ilham kaynağı olur.


Günümüz artık yeni fikirler devri. Girişim fikirleriyle para kazanıp hayatlarını değiştirenlerin sayısı günden güne artıyor. Peki şu dönemde en çok para kazandıran girişim fikirleri neler?

İyi Kazandıran Girişim Fikirleri


 Günümüzde çalıştığı yeri bırakıp kendi işini kurmanın peşine düşenlerin sayısı artıyor. Bilhassa kafe veyahut hızlı tüketilen yiyecek standı açmak çok popüler. Doğal bunların dışında da yükselen iş fikirleri bulunuyor.

Doğal Gıdalar

Hava kirliliği, yediğimiz gıdaların güveninirliğini yitirmesi derken insanlar artık organik ürün aramaya başladı. Daha sağlıklı yaşamak için doğal gıdalar seçenek ediliyor. Organik satım yaparak yeni bir girişim ele geçirebilirsiniz.

Organik tarım derken aklınıza tavuk çiftliği de gelebilir. Dünyada ve Türkiye'de artan tavuk ve yumurta yeme ihtiyacına organik olarak destek olabilirsiniz. Böylelikle bir hayli kişiye erişecek ve girişiminizi başarıyla bitireceksiniz.

Mantar Yetiştiriciliği

Son zamanın revaçta olan ürünlerinden biri de mantar. Bir hayli çeşidi bulunan mantar, büyük kar sağladığı için seçenek ediliyor. Ayrı olarak mantar yetiştiriciliği için büyük anaparanızın olmasına da gerek yok.

Danışmanlık Hizmeti

Son zamanlarda insanlar yeni bir işe girerken ya da birikimini değerlendirmek isterken fikir almak istiyor. Alanında uzman kişiler tarafından verilecek fikirler yardımcı olmanın yanı sıra gelirini de artırıyor. İşte danışmanlık hizmeti burada devreye giriyor. Kendinize güveniyor ve alanınızda iyi olduğunuzu düşünüyorsanız danışmanlık hizmeti verebilirsiniz.

Nakliyat

Gideri oldukça düşük olan ve yalnızca kol gücü gerektiren nakliyat büyük kar sağlıyor. Yeter ki eşyaları kırmadan taşıyın ve insanlara güven verin. Tek anaparanız ise almanız şart olan bir kamyon. Gerisi çorap söküğü gibi gelecek.

Spor Salonu Açmak

Yukarıda verdiğimiz organik tarıma dikkat eden kişiler sağlıklı yaşadığı için spor da yapmak isteyecek. Son zamanda artan spor salonları buna çok iyi bir örnek. Spor malzemelerini aldıktan sonra bir dükkan kiralamanız ve reklam yapmanız yeterli. Ancak spor salonu açmak biraz giderli olabilir.

E-ticaret

Belki de tüm bunların dışında satacağınıza inandığınız bir ürününüz var; öyleyse, e-ticaretten yararlanmak akilane olacaktır. İnternetin her geçen gün daha yaygın hale gelmesi ve mobil kullanıcı sayısının da artmasıyla e-ticaret sektörü, en çok para kazandıran sektörler arasında üst sıralara yükselmeye devam ediyor.

Bu fikirler günümüze ait aktüel girişim fikirleridir. Size ilham kaynağı olması için derledik, umarım işinize yaramıştır.

Limonlu Çayın Sağlığa Yararı

Hiç yorum yok
Çayına limon sıkanlar ve limonlu çay içenleri çok meraklandıracak bir konu. Limonlu çayın yararları nelerdir? Limonlu çay içmek sağlığımıza nasıl bir yarar sağlar? Limonlu çayın bilinmeyen faydaları...


Düzenli bir şekilde limon çay içenler muhtemelen en talihli kişilerdir zira limonlu çayın bir hayli sıhhat faydası bulunmaktadır. Limonlu çay vücudu içten temizlemesi ile tanınır, vücudu yeniler ve enerji verir. Limonlu çayın faydaları bunlarla hudutlu değildir.

Limonlu Çay Nedir?


 Limonlu çay, benzersiz bir lezzet vermek için limon suyunun ilave ettiği siyah çay veya yeşil çay içeceğinden başka bir şey değildir. Limonlu çay yalnızca limon suyu ve şekerli sıcak çay içerir. Masala limon çayı ise (Hindistan kültürüne ait bir çay), kavrulmuş kimyon tohumu tozu, limon suyu, Himalaya siyah tuzu ve şeker içeren sıcak çay içerir, bu çayın keskin, baharatlı bir tadı vardır. Limon suyunun ilave etmesi yalnızca rengini daha bariz hale getirmekle kalmaz bu arada tadını da iyileştirir. Mükemmel lezzet için limon suyu doğru miktarda olmalıdır.

Limonlu Çayın Yararları


 Limon suyu ile balın yararları birleştiğinde limonlu çay gazlı, asitli içeceklere ve kahveye göre daha sağlıklı bir içecek haline gelir. Çeşitli şekillerde hazırlanan limonlu çayların yararları aşağıda izah etmiştir.

Temizler ve detoksifiye eder: Limonlu çayın sıhhat faydalarının çoğu, zehirli maddeleri sistemden çıkararak vücudu temizlemesi gerçeğine bağlıdır. Zehirli maddeler çeşitli hastalık ve enfeksiyonları çağrı eder. Mükemmel bir detoksifiye edici olan limonlu çay bu hastalıkların ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur.

Soğuk algınlığını ve gribi rehabilitasyon eder: Limonlu çay grip ve soğuk algınlığı semptomlarını giderebilir. Soğuk algınlığı ve grip vaziyetinde, çaya zencefil ilave edebilir ve günde 3 ila 4 defa içilebilir. Sadece boğaz ağrısından kurtarmakla kalmaz, aynı vakitte bağışıklık sistemini güçlendirir ve kış aylarında sıcak meblağ. Sıvı, boğazdaki mukusun incelmesine yardımcı olur. Et suyu, çay veya limon suyu ve ılık suda bal gibi sıcak sıvılar boğazı deşarj olur.

Psikolojik yararlar sağlar: Limonlu çay, zehirli maddeleri kandan uzaklaştırır ve bu yüzden vücuda enerji verir, zihni yeniler ve zihni temizliği arttırır. Stres, çeşitli ruh sağlığı meselelerini tetikleyen kandaki zehirli maddeleri üretmekten sorumludur. Limonlu çay baş ağrısı, halsizlik, uyuşukluk ve yorgunluk için mükemmel bir çaredir. Kanı temizleyerek kişiyi aktif ve sağlıklı tutar.

Kardiyovasküler yararlar sağlar: Moleküler beslenme ve gıda araştırmalarına göre çay, kalp damar hastalıklarına karşı savunma sağlar. Limonlu çay, lipidleri ve irini azaltan, arterlerde kan pıhtılarının oluşumunu önleyen flavonoidler içerir. Bu sebeple limonlu çay içilmesi kişilerin kalp hastalıklarıyla mücadelesine yardımcı olur.

Tabii antiseptiktir: Hemen herkesin bildiği gibi, limon tabii bir antiseptiktir. Limonlu çay antiviral ve anti bakteriyel özelliktedir. Bu özellikleri sebebiyle düzeli tüketilirse hastalıkların ve enfeksiyonların rehabilitasyonuna, iyileştirilmesine katkıda bulunur.

Sindirim sıhhatine katkı sağlar: Limonlu çay, sakinleştirici tesiriyle sıhhatli sindirimi kolaylaştırır. Bunun sebebi zehirli maddeleri ve atık ürünleri ortadan kaldırması ve vücudun içinde bulunan yararlı maddelerin çoğunun emilmesini sağlamasıdır. Limondaki sitrik asit sindirime ve böbrek taşlarının erimesine yardımcı olurken, askorbik asit iskorbüt hastalığını önleyen natürel bir antioksidandır.

Cerrahi şişliğin rehabilitasyonunu sağlar: Cerrahi şişlik veya ödem yaygın bir operasyon sonrası vaziyettir ve enjeksiyonlar, ölü yağ hücreleri ve sızan kan sıvından kaynaklanır. Sıvılar vücut dokuları arasında birikir, ağrıya ve rahatsızlığa kapı aralar. Limonlu çay çoğunlukla ödem vaziyetini azaltmak ve hafifletmek için doktorlar tarafından önerilir. Bunun dışında limonlu çay ayrı olarak anestezinin toksik tesirlerini ortadan kaldırır ve kadınların adet döngüsü esnasında ağrıyı azaltır.

İnsülin aktivitesini artırır: Vücudun glikoz veya şekeri enerjiye dönüştürmesi için insülin gerekir. Bir araştırma çalışmasına göre çayın insülin aktivitesini arttırdığı belirlemiş ve aynı yararların limonlu çay tarafından da sağlandığı bulunmuştur.

Demir emilimini kolaylaştırır: Çay, genel olarak vücut tarafından heme olmayan demirin emilimini engelleyebilir. Bununla beraber, limonlu çaydaki C vitamini heme olmayan demir emilimini artırabilir. Böylelikle, çaya limon suyu ilave etmek sade çayın negatif tesirine karşı koyabilir.

Cilt için yararlıdır: Çoğu kişi cilt için C vitamininin yararlarının farkındadır. Limon, iltihaplı sivilce ve diğer cilt bozukluklarını dahili olarak azaltmaya yardımcı olan büzücü özelliklere sahiptir. Böylelikle, limonlu çay tüketimi akne ve çeşitli cilt bozukluklarıyla savaşmaya yardımcı olabilir.

Anti-kanser özelliklere sahiptir: Hem limon hem de çay kuvvetli antioksidan özelliğe sahiptir. Bu, çaydaki polifenollerin varlığına ve limonda bol miktarda antioksidan C vitamini bulunuyor olmasına bağlanabilir. Antioksidanlar sadece sağlıklı hücrelerin zarar görmesini önlemez, sağlıklı olmayan hücreleri de öldürür, dolayısıyla kanserli hücrelerin büyümesinde önleyici rol oynar. Limonlu çayın kanser karşıtı özellikleri cilt kanseri rizikonunu azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca limonlarda limonoid isimli bileşikler boldur. Bu bileşikler ağız, akciğer, meme, mide ve kolon kanserleriyle savaşır.

Limonlu Yeşil Çayın Yararları


 Yeşil çay, limon suyuyla alındığında bir dizi sağlık faydası sağlayabilir. Limon suyu sayesinde yeşil çayda bulunan antioksidanların etkinliği ve emilimi artar. İnce ve kalın bağırsaklar alkali hale geldiğinde, besin emilimi sırasında midedeki kateşinler bozulur. Limon suyu vücut tarafından yeşil çaydan ele geçirilen kateşin miktarını büyük oranda artırabilir.

Diğer Yararları


Limonun yararlarına limonlu çay ile kolayca erişilebilir. Doğal bir diüretik (idrar söktürücü) olarak, limon suyunun alımı idrar imalatını teşvik etmeye yardımcı olur. Benzer şekilde, gingivitis veya diş eti irini için de mükemmel bir çözümdür. Limonda bulunan uçucu yağlar antimikrobiyal özellikler içerir.

Limonlu Çay Nasıl Yapılır?


 Limon çayı hazırlamak hiç de zor değildir. Aşağıda limonlu çay hazırlamanın kolay bir yolu verilmiştir.

Malzemeler:
—1 su bardağı su
—Taze sıkılmış limon suyu
—Bir çay kaşığı kuru çay yaprağı
—Tatlandırmak için şeker veya bal

Hazırlama işlemleri:
—Suyu bir cezveye koyun ve ısıtmak için ocağın altını açın.
—Su kaynayınca ocağı söndürün.
—İçine açık çay seçenek ediliyorsa ½ çay kaşığı veya daha demli seçenek ediliyorsa ¾ çay kaşığı çay yaprağı ilave edin.
—Alternatif olarak, aynı oranda yeşil çay kullanabilirsiniz.
—Takriben olarak 2- 3 dakika demlenmesi için bırakın.
—Demlenen çaya çeyrek limonun suyunu ilave edin.
—Tatlanması için mantıklı miktarda şeker veya bal ilave edin.

İşte, limon çayınız hazır. Şifa niyetine için. Taze zencefil ilave ederek bu çay daha lezzetli hale getirebilir veya daha fazla sıhhat faydası için nane yaprağı ilave edebilir. Daha heyecan verici bir tat isteyenler, bir tutam kaya tuzu veya ‘kala namak’ isimiyle da tanınan siyah veyahut esmer Hint tuzu ilave edebilir. Limon otu da limonlu çaylar için iyi bir bileşendir.

Limonlu Çay İle İlgili Önlemler


 Limonlu çay, çeşitli faydalarına karşın kimi insanlar için uygun değildir. Limonlu çay tüketimi için şunlara dikkat edilmelidir:

—Limonlu çay genellikle çocuklar için uygun değildir.
—Gebelik ve emzirme döneminde limonlu çaydan daha çok kaçınılmalıdır.
—Tansiyonu yüksek olanlar düzenli limonlu çay tüketiminden kaçınmalıdır.
—İshal veya irritabl barsak belirtisi vaziyetinde limon çayı tüketilmemelidir. Bunun yerine sade siyah çay tüketilebilir.
—Rastgele bir rahatsızlık için özel bir ilaç kullanılıyorsa, limonlu çay içmeden önce tıbbi tavsiye alınması önerilir.

Sağlığa faydaları, ferahlatıcı tat ve aroma kombinasyonu isteyenler için limonlu çay doğru seçenektir. Yaz ayları başladığında gazlı içeceklerin yerini ferahlatıcı buzlu limonlu çay alabilir. Limonlu çay iyi bir tercih olsa da yukarıdaki teklifler dikkate alınmalıdır.

Kalıcı Eğitim Nasıl Olur?

Hiç yorum yok
Çocuğun eğitim hayatında ona yeni şeyler katmak yeni bilgiler öğretmek çok önemlidir. Ancak bu bilgiler gelip geçici olmamalıdır. Bunun için kalıcı eğitim vermek şarttır. Peki bu kalıcı eğitim nedir? Kalıcı eğitim nasıl olur?


Çocuğun gerek akademik gerekse hayat başarısında “Sevgi-Disiplin-Alaka” 3 ayağı çok ehemmiyetli ve bunlar çocuğa balanslı verilmeli, öğretmenin anlattığı her şey çocuğun beyninin bir tarafına bilgi olarak yazılır ve hiç bir vakit unutulmaz. Öğretmenlik beyinde heykel yapmak gibidir. Çocuğa ana-babadan sonra yatırım yapan kişi öğretmendir. Disiplin çocuğa IO yaşına kadar verilmeli.

Bu, Beşeri ve ahlâkî değerlerinin oluşması açsından çok ehemmiyetli. Disiplin kar tanesi örneği ağır ağır verilmeli ki, tesirli ve kalıcı olsun. Nasıl kar yavaş yavaş ve istikrarlı yağınca tutuyorsa eğitim de öyle. Bu şekilde bir eğitim kalıcı olabilir ancak Sevgi ve disiplin beraber verilmeli. Sevgi verilirken kaynak idarenine dikkat edilmeli. Sevginin doğru yer ve vakitte verilmesi ehemmiyetli.

Bir hiyerarşi olmalı. Sevgi yatırımı doğru yapılmalı, zira çocuk sevdiği şeyi beynine yazıyor. Sevgi hayattaki karadan ve kişinin algı idarenini etkiliyor. Neyin sevildiği iyi bilinmeli. Sevgi ve disiplin birlikteliği koşul Sevgi su, disiplinse çanak gibidir. Su hangi çanağa girerse o şekli alır.

Psikolojik Hastalıklar ve Belirtileri

Hiç yorum yok
Bu yazımızda psikolojik hastalık türlerinden ve psikolojik hastalıkların belirtilerinden bahsedeceğiz. Yazıyı sonuna kadar okursanız psikolojik hastalıklarla ilgili bütün bilgilere sahip olabilirsiniz.


Akıl hastalığı, ferdin düşünme, hissetme ve davranış şeklini negatif istikamette etkileyen zihni sıhhat şartlarını dile getirmektedir. Aynı fiziksel hastalık ifadesinin çok değişik fiziksel sağlık şartlarını tanımlayabileceği gibi, zihinsel hastalıklarda da bir hayli farklı zihinsel sağlık meselelerini kapsamaktadır.

Psikolojik Hastalıkların Yaygınlığı


 Milli Ruh Sağlığı Enstitüsü, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki beş yetişkinden birinin rastgele bir senede zihinsel bir hastalık yaşadığı düşünülmektedir. Bu, nüfusun hemen hemen yüzde 20’sinin zihni bir hastalığı olduğu mananına gelmektedir. Bunlar Rastgele bir Zihni Hastalık (AMI) ve Ciddi Zihni Hastalık (SMI) olamak üzere iki kategoriye ayrılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 25 yetişkinden birinin tahminen rastgele bir senede bir veya daha fazla ana hayat aktivitesini engelleyen veya sınırlayan ciddi zihinsel hastalık yaşamaktadır. DEHB gibi bir takım akıl hastalıkları küçüklük döneminde başlar ve şizofreni gibi diğer akıl hastalıklarının ergenlik döneminde veya genç erişkinlik döneminde bariz hale gelmesi muhtemeldir.

Bir takım anksiyete bozuklukları gibi bir takım akıl hastalıkları her yaşta başlayabilmektedir. Stresli hayat deneyimi ile ortaya çıkmış olabilirler veyahut semptomlar bariz bir yol açmadan ortaya çıkabilmektedir. Aynı anda ansızın fazla akıl hastalığı olması da olasıdır. Mesela, yaygın kaygıya sahip birinin de DEHB’si veya anoreksiya nervozada bulunan birisinin de çöküntüsü olabilmektedir.

Psikolojik Hastalık Türleri


 Amerikan Psikiyatri Birliği’nin çıkardığı Teşhis ve İstatistiksel Zihni Bozukluk El Kitabı (DSM) birkaç 100 belirli zihni hastalıklarını veya rahatsızlıklarını sınıflandırmıştır. Bunlar belirli sınıflara veya türlere ayrılırlar. Akıl hastalıklarının türleri aşağıdaki gibidir:

• Nöro gelişimsel bozukluk
• Şizofreni spektrumu ve diğer psikotik bozukluklar
• Bipolar ve alakalı hastalıklar
• Depresif bozukluklar
• Anksiyete bozuklukları
• Obsesif kompulsif ve ilişkili bozukluklar
• Travma ve stres tesirine bağlı bozukluklar
• Disosiyatif bozukluklar
• Somatik semptom ve alakalı hastalıklar
• Beslenme ve yeme bozuklukları
• Eliminasyon bozuklukları
• Uyku ve uyanıklığı bozuklukları
• Cinsel işlev bozukluğu
• Cinsiyet disforisi
• Yıkıcı, dürtü kontrolü ve davranış bozuklukları
• Madde konusunda ve bağımlılık bozuklukları
• Nörobilişsel bozukluklar
• Kişilik bozuklukları
• Parafilik bozukluklar
• Diğer zihni bozukluklar

Psikolojik Hastalık Belirtileri ve Bulgular


 Akıl hastalıklarının belirtileri vaziyete bağlı olarak büyük ölçüde değişmektedir. Sözgelişi, çöküntüsü olan kişi azalmış enerji ve uyku problemi yaşarken, yeme bozukluğu olan biride tıkanma ve kusma olabilmektedir. Tüm akıl hastalıkları bunu ortak bir şekilde yaşamaktadır ve bu ehemmiyetli sıkıntılarla ilişkilidir veya kişinin çalışma becerinine müdahale etmektedir. Genel olarak, zihinsel hastalık kriterlerini karşılamak için, ferdin semptomları sosyal, mesleksel veya eğitsel işleyişine müdahale etmelidir.

Herkes zihinsel sağlıklarında doruklar ve yükselmeler yaşayabilir. Kişi sevdiği birinin kaybı gibi stresli bir tecrübesi, psikolojik iyi oluşunu geçici olarak azaltabilmektedir. Fakat bu akıl hastası olduğun mananına gelmez. Akıl hastalıklarının çoğu, belirtilerin iki hafta gibi belirli bir müddet devam etmesini gerektirmektedir. Bazı fertler hastalıklarına değin iç görüleri vardır ve bir meseleyle karşılaştıklarını kabul ederler. Mesela, kaygı bozukluğu olan biri, semptomlarının günlük yaşamlarını etkilediğini kabul etmektedir. Ancak, psikotik bozukluğu olan biri, düşüncelerinin çarpıtıldığını fark etmeyebilir. Genel manada, akıl hastalığının ortak semptomları vardır ve bunlar aşağıdakiler gibidir:

• Faaliyetlere alaka kaybı
• Uykudaki farklıklar
• İştahta farklıklar
• Para çekme
• İzah edemeyen baş ağrısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler
• Konsantrasyon zorluğu
• Ruh halindeki farklıklar

Her zihinsel hastalığın farklı belirtiler vardır, ancak düşünce, ruh hali ve davranışta farklıklar yapma eğilimindedir. Kişi kendinde veya sevdiği birinde akıl hastalığı olduğundan şüpheleniyorsa kaygıları ile ilgili bir doktorla konuşması çok ehemmiyetlidir.

Psikolojik Hastalıkların Nedenleri


 Çoğu akıl hastalıklarının kati nedenleri bilinmemektedir, bunların yerine birkaç farklı etkenlerden kaynaklandıkları düşünülmektedir. Birinin zihinsel bir hastalık geliştirip geliştirmediğini etkileyen bazı etmenler vardır ve bu etmenler aşağıdakiler gibidir:

• Genetik: Ailelerde birçok akıl hastalığı var gibi görünmektedir. Sözgelimi şizofreni gibi hastalıkları bir akrabası olan kişiler, onu geliştirme riski daha yüksektir.

• Biyoloji: Beyin kimyevileri akıl hastalıklarında büyük rol oynamaktadır. Nörotransmiterdeki farklıklar, beyindeki kimyevi habercilerdir.

• Doğumdan evvelki etrafsal etkenler: Kişinin annesi içki içiyorsa, kullanılmış ilaçlar kullanıyorsa veya bu kişiye gebe kaldığında zarar veren kimyevilere veya zehirli maddelere maruz kalmışsa zihni hastalık geliştirme riski daha yüksek olmaktadır.

• Hayat tecrübeleri: Kişinin yaşadığı stresli hayat olayları akıl hastalığının gelişimine katkıda bulunabilir. Kalıcı travmatik olaylar, TSSB gibi koşullar veya çocuk bakımını yapan birincil bakıcılarda tekrarlanan farklıklar gibi, bir bağlanma bozukluğu geliştirmeye kapı aralayabilmektedir.

Psikolojik Hastalık Komplikasyonları


 Akıl hastalığı, birinin hayatında çeşitli komplikasyonlar yaratabilir ve bu yaygın komplikasyonlar aşağıdaki gibidir:

• Aile çatışması
• Evvelce zevkli olan etkinliklere ilgi kaybı
• Cinsel işlev bozukluğu
• İş yerinde veya okulda devamsızlık
• Okulda veya işte düşük performans
• Fakirlik
• Hanesizlik
• Legal meseleler
• Uyuşturucu veya alkol problemleri
• Fiziksel sağlık meseleleri
• Artan intihar riski
• Davranış meseleleri

Psikolojik Hastalıkların Teşhisi


 El Kitabı DSM-5, akıl hastalığı teşhisi koymak için profesyoneller tarafından kullanılan bir rehber sunmaktadır ve bu her akıl hastalığı için kriterleri ve semptomları izah etmektedir. Akıl hastalıkları, bir psikolog veya psikiyatr gibi doktor veya akıl sağlığı uzmanı tarafından teşhis edilebilmektedir. Kişi akıl hastalığının olup olmadığını belirlemek için, muhtemelen doktorla müzakeresi gerekmektedir. Bir profesyonel hastalığının tarihini, yaşadığı belirtileri ve hastalığının kapı araladığı meseleleri anlamak isteyecektir. Ayrı olarak aile azalarından müzakereye katılmaları da istenebilir, böylelikle gördükleri belirtileri tanımlayabilirler.

Bir tanı konmadan önce, fiziksel sıhhat konularını dışlamak için fiziksel bir kontrole ihtiyacı olabilir. Sözgelişi tiroit meseleleri, çöküntü veya kaygı semptomlarına kapı aralayabilmektedir. Ayrı olarak anketleri doldurma veya psikolojik testlerden geçmek istenebilir. Tarama araçları veya psikolojik testler, bir uzmana net teşhis konusunu tespit etmekte veya hastalığın ciddiyetini belirlemede yardımcı olabilmektedir.

Psikolojik Hastalıklar İçin Rehabilitasyon


 Pek çok akıl hastalığı rehabilitasyon edilememektedir. Rehabilitasyon, akıl hastalığının türüne bağlı olarak büyük ölçüde değişmektedir ve Psikotik bozukluklar gibi bir takım akıl hastalıkları ilaca iyi cevap verebilir. Ayrı olarak kişilik bozuklukları gibi diğer vaziyetler konuşma terapisine en iyi şekilde cevaplayabilmektedir ve sonuçlar ferdi düzeyde de büyük ölçüde değişebilmektedir. Kişinin kendisi veya sevdiği birinin zihni bir hastalığı olabileceğinden şüpheleniyorsa, kesin uzman bir doktorla müzakerelidir. Ayrı olarak doktor daha ileri değerlendirme, ölçme ve rehabilitasyon için bir ruh sıhhati rehabilitasyonu sağlayıcısına müracaat edebilir.

Depresyon Hakkında Yanlış Bilinenler

Hiç yorum yok
Hepimizin defalarca yaşadığı depresyon durumu hakkında çok yanlış bilgiler dolanıyor. Depresyona girmek her ne kadar kötü bir şey olsa da hakkında yanlış bilinen gerçekler mevcut. Peki depresyon nedir? Depresyon hakkındaki yanlış bilinen gerçekler nelerdir? Gelin bakalım.


Biz İnsanlar varoluşumuzdan bu yana depresyonla uğraşmışızdır.İlk çağlarda bile depresyonun olduğu sanılmaktadır.Yani anlayacağınız sadece size özgü değil. Düşünen ve kurcalayan nadir canlı türlerinden biriside İnsan’dır.Bundan dolayı da ister istemez psikolojik sorunlar yaşamaktayız.Bir bakıma DNA’mızda psikolojik hastalıklar ve depresyon vardır.

Depresyon Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar


 Fakat bir çoğumuz Depresyonun sürekli devam eden ve zor bir hastalık olduğuna inanırız ve değişik bilgilerle kafamızı yorarız. Bizlerde bundan dolayı Depresyon ile ilgili Yanlış bilinen Gerçekleri inceleyeceğiz.O halde hemen içeriğimize geçelim.

Depresyon Tanısı İçin 1 Belirti Bile Yeterli Olur


Bilinen yanlışlardan biriside budur.Hayır depresyon tanısı için 1 belirti yeterli olmamaktadır.Depresyon bir çok kişide değişik belirtiler gösterebilen bir hastalıktır.Yani yemek yemiyorsanız depresyonda olduğunuz anlamına gelmez,belkide midenizde oluşan bir hastalıktan kaynaklıdır.Yani bu tür bir durumda bir uzmana görünmeniz gerekir.

Diğer Psikolojik Hastalıklar Kadar Önemli Değildir


Tamamiyle yanlış bilinen gerçeklerden birisidir.Depresyon kronik hale gelebilir ve kişiyi intihara kadar sürükleyebilir.Yani diğer psjikolojik hastalıklar kadar tehlikeli ve sinsidir.Bu tür durumlarda hızlıca bir uzmana görünün.

Depresyon Geçicidir ve Geçiş Dönemidir.


Bir çok kişi depresyonun bir geçiş dönemi olduğunu ve zamanla geçebileceği doğrusuna kendilerini inandırırlar.Fakat Depresyon hemen geçen bir rahatsızlık değildir.Yani oturup depresyonun geçmesini beklemeyin…

Sürekli İlaç Kullanmak Gerekir


Doğru bilinen yanlışardan biriside depresyon olan kişinin sürekli ve hayatı boyunca ilaç kullanması gerektiğidir.Böyle bir durum söz konusu değildir.Çünkü bazı durumlarda hiç ilaç kullanılmaktadır ve ilaç kullanıldığı durumlarda bile hasta iyileşince ilaç kullanımı bırakılır.

Depresyon Sadece İlaçla Tedavi Edilir


Buyurun bir cahil yalanına daha.Arkadaşlar depresyonda ilaçlı tedavi en ağır vakalarda olur.Yani doktora veya bir uzmana gittiğinizde hemen bir torba dolusu ilaç vermezler.

Depresyon Sadece Beyni Etkiler


Hayır Depresyon sadece beyninizi veya zihninizi etkilemez.Tüm vücuda etkisini en şiddetli şekilde hissedersiniz.Yemek yeme bozukluklarından tutunda uyku bozukluklarına kadar yol açar.

Depresyon Sadece Erkeklerde Görülür


Arkadaşlar böyle bir şey yok ”Depresyon Sadece Erkeklerde Görülür ” veya ”Depresyon Sadece Kadınlarda Görülür”. Depresyon düşünen her canlıda görülebilen bir hastalıkdır. Hatta maymunlarda bile depresyon gözlemlenmektedir.

Depresyon Üzgün Olmakla Aynı Şeydir


Üzülmek insanların en doğal hareketlerinden birisidir.Bir şeye üzüldüğümüz zaman en fazla 3-5 güne unutur gideriz.Fakat depresyon öyle sandığınız gibi 3-5 günde geçebilen bir şey değildir.

Ben Depresyondayım


Son dönemler bu cümleyi herkesten duyar olduk.Depresyonda olan kişi depresyonda olduğunu anlamayacak kadar bitkin ve bilinçsiz olabilir.

Depresyon Zayıf Bir Kişilikten Meydana Gelir


En öldürücü yanlış bu olsa gerek.Depresyona ünlü bilim adamları ve sanatçılarında girdiğini biliyor muydunuz?.Kısacası kişiliğinizle alakalı olmayan bir hastalıktır.
© Tüm Hakları Saklıdır
Tasarlayan Bileceksin