Gündem

gundem

Nasıl Olunur?

nasıl olunur

Eğitim

Spor

Güncel

teknoloji

Finans

Yaşam

Teknoloji

Türklerin Yaptığı En Büyük Savaşlar

Hiç yorum yok
Türk tarihi denince akla şüphesiz ki en büyük savaşlar gelmektedir. Bu savaşlarla Türk orduları büyük başarılar kazanmış ve gücüne güç katmıştır. Hem yakın geçmişte hem de yüzlerce yıl öncesinde bile başarılı savaşlara imza atmış Türkler, aynı zamanda hoşgörüsüyle tarihe kazınmıştır. İşte o savaşlardan bazıları.



İstanbul’un Fethi


İstanbul’un Fethi’ni bilmeyen yoktur. Bir çağı kapatıp bir çağı açan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u alarak devletin yeni başkenti yapmıştır. Bizans’a yapılan savaşlar sadece İstanbul’un Fethi’yle sınırlı değildi tabi ki. Fatih’ten öncede birçok padişah sefer düzenleyerek, Bizans’a ait birçok yeri almıştır. Fakat bu savaşın önemi oldukça büyüktür. 6 Nisan’da şehri kuşatan fatih 7 diyardan gelen haçlı ordusuyla baş etmek zorundaydı. Büyük surlar karşısında bir aylık bir kuşatma süreci devam ediyordu. Fakat Fatih’in gemileri karadan yürütme fikri dâhiyane bir şekilde gerçekleşti. 56 günlük Doğu Roma, İstanbul’un Fethi’yle tarih sahnesinden silindi.

Mohaç Meydan Muharebesi


Dünyanın en kısa süren savaşlarından biri olan Mohaç Savaşı, tarihe büyük bir başarı olarak yazılmıştır. Fransa Kralı’nın annesi oğlunun Alman Kralı’na esir düşmesi nedeniyle Osmanlı’dan yardım istedi. 100 bin kişilik ordusu ve 300 adet topla yola çıkan Osmanlı hem Macaristan’ı ele geçirmek hem de Alman kralını korkutmak istiyordu. Beklediği asker desteğini alamayan Macarlar, ani bir darbe için taarruza geçtiler. Osmanlı bu taarruzu durdurmak için geri çekilme taktiği uyguladı. Macar askerlerini 300 topun içine çeken Osmanlı, onlara unutamayacağı bir yenilgi verdi.

Preveze Deniz Zaferi


Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki hâkimiyetini güçlendiren bu Preveze Savaşı, Barbaros Hayrettin Paşa sayesinde kazanılmıştır. Daha önceleri bağımsız bir korsan olarak denizlerde dolaşan Hayrettin Paşa, Osmanlı hizmetine girdikten sonra denizci devletlerin tüm işlerini bozmaya başlamıştı. Haçlılar tarafından büyük bir ordu kurularak başına Andrea Doria getirildi. Arta Körfezi’nde yenilen haçlılar, Osmanlı donanmasını Preveze’ye kadar takip ettiler. Hilal taktiğini denizde de kullanan Hayrettin Paşa, hızlı darbe indirmek isteyen Andrea Doria’yı topa tuttu. 100’ün üstünde gemi kaybeden haçlı donanması 5 saat sonra kaçarak savaşı kaybettiler.

Çanakkale Zaferi


Türk ordusun destansı zaferlerinden olan Çanakkale Savaşı, 18 Mart 1915 yılında galibiyetle sonuçlanmıştır. İtilaf devletleri Gelibolu yarımadasına asker çıkartarak Osmanlı’ya darbe vurarak tüm savaşı kazanmak istiyordu. Mustafa Kemal 25 Nisan 1915 yılında Conkbayırı’nda aldığı zaferler bu hayalleri suya düşürmüş ve albay rütbesine terfi etmiştir. 4 ay sonra bir saldırı daha gerçekleştiren itilaf devletleri, yine bir darbe alarak mağlup oldular. Böylelikle Çanakkale Zaferi tarihe geçmiş oldu.

Ankara Savaşı


Osmanlı Devleti’nden Yıldırım Beyazıt, Moğollardan Timur’un yaptığı Ankara Savaşı, Osmanlı’nın yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Timur sınırlarını genişletmek istiyordu, bunun için Anadolu’dan birkaç yeri ele geçirdi. Yıldırım Beyazıt ise bu yerleri geri aldı. İkisinin birbirinden üstün gelme mücadelesi Ankara Savaşı’nı doğurdu. Çubuk Ovası’nda karşılaşan iki ordu, büyük bir savaşa girişti. Osmanlı’dan Moğollara geçen Karatatarlar ve bazı beylik askerleri yüzünden ve savaşın kötü gidişatıyla savaşı Timur kazanmış oldu. Böylelikle Osmanlı’nın kısa süreli parçalanışı ve Beyazıt’ın esir düşmesiyle savaş sona erdi.

Malazgirt Savaşı


Büyük Selçuklu Devleti ve Bizans arasında 1071 yılında geçen Malazgirt Savaşı, Selçukluların zaferiyle sonuçlanmıştır. Bu savaşla Türklerin Anadolu’ya kapısı kesin bir şekilde açılmıştır. Yani ileride alınacak zaferlerin temelidir diyebiliriz. Türklerin Anadolu’daki seferlerinin hızlandığını gören Bizans imparatoru Romen Diyojen, tedirgin olmaya başlar. Savaş öncesinde imparatora hediye gönderen Alparslan, imparator tarafından korkaklık olarak görüldü. Efsane hilal taktiğiyle akşama kadar süren Malazgirt Savaşı, Selçukluların zaferiyle sonuçlandı ve imparator esir alındı.

Talas Savaşı


750 yılında Emevi Devleti’nde sonra kurulan Abbasiler, izledikleri politikalar sayesinde Türklerle iyi geçinmeye başlamışlardır. Türk devletinin olmaması boşluğundan faydalanmak isteyen Çinliler, Doğu Türkistan’a giderek, Talas Irmağı dâhil birçok yeri ele geçirdi. Müslüman Abbasilerin bunu durdurmak için ilerleyişine Karluk Türkleri de katılınca Talas Savaşı’nı 751 yılında kazanmış oldular. Bu sayede Türklerle Arapların ilişkileri gelişmiş oldu. Ayrıca Müslümanlığı da büyük kitleler halinde benimsemeye başladılar. Talas Savaşı sonrasında kâğıt dünyaya yayılarak birçok devlet tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

Kösedağ Savaşı


1243 yılında gerçekleşen Kösedağ Savaşı, Türkiye Selçukluları ve Moğollar arasında gerçekleşmiştir. Tarihte benzeri görülmeyen bu savaş 2. Gıyaseddin’in tecrübesizliğinden dolayı, savaşı Moğolların kazanmasına neden olmuştur. Baycu Noyan komutasındaki Moğol ordusuyla çarpışan Gıyaseddin, öncü birliklerin yenilmesinden tedirgin olarak savaş meydanını terk etmiştir. Bunu geç saatlerde anlayan Selçuklularda savaşı terk edince, Moğollar tarafından kolay kazanılan bir savaş olmuştur. Savaş sonunda Moğollar büyük katliamlar yapmışlardır.

Kürşad Ayaklanması


Göktürk Devleti’nin yıkılmasıyla Türkler, Çin esareti altına girerek zor şartlar altında yaşamaya başlamıştı. Zorla Çin adetleri dayatılan Türkler, bu durumdan kurtulmak istiyorlardı. Göktürk imparatorunun oğlu olan Kürşad ve 39 arkadaşı, imparatorun saray dışına çıktığı bir sırada Çin prensini kaçırarak Türk ülkesine gideceklerdi. Sarayı basarak isyan çıkardan Kürşad ve arkadaşları onlarca Çin askerini öldürse de devamlı gelen askerlerden kurtulamıyorlardı. Bu yüzden ahırdan aldıkları atlarla geri çekilmeye başladılar. Fakat askerler arkalarından geliyorlardı. Vey nehri kıyısında savaşarak ölen askerler yenilse de aslında Türklere neler yapabileceklerini göstermiş oldular. Çinliler de bu Kürşad Ayaklanması’ndan sonra Türklerden çekinmeye başlamıştır.

Çaldıran Savaşı


İki Türk devletini karşı karşıya getiren Çaldıran Savaşı, rekabetin büyük olduğu bir durumdur. Şii propagandalarının bu dönemlerde artması ve baharat yoluna sahip olma isteği savaş istediğini arttırıyordu. Safevi Devleti’nden Şah İsmail, Osmanlı’dan Yavuz Sultan Selim’in 1514 yılında yaptığı savaş, Osmanlı lehine sonuçlanmış ve geçicide olsa Safevi sorunu ortadan kalmıştır. İki taraftan da çok sayıda asker kayıpları yaşanmıştır. Fakat hazinelerin Osmanlı’ya geçmesi yorgun düşen askeri motive etmiştir. Savaşın kazanılmasında top ve tüfeklerin etkisi de oldukça fazladır. Çünkü Osmanlı zaten 2500 kilometrelik bir yolda geldiği için savaşa yorgun başlamıştır.

POS (Point Of Sale) Sistemi Nedir?

Hiç yorum yok
Pos sistemi satın alınan ürün veya hizmetin ödemesinin kredi kartı veya banka kartı ile yapılmasını sağlayan tahsilat sisteminin adıdır ve kullanılan cihaza post cihazı denir. POS kelimesi satış noktası kelimelerinin İngilizce karşılığı olan “Point of Sale” kelimelerinin baş harflerinden gelmektedir.


Bu sistemin işleyişini kısaca şu üç maddede toplayabiliriz:

• Satış noktası (POS) sistemi, işletmelerin satın alma işlemlerini tamamlamasına, satış verilerini kaydetmesine ve iş performansı raporlarını görüntülemesine olanak tanır.
• Bazı POS sistemlerinde, müşteri, çalışan ve envanter yönetimi gibi ilave bazı özelliklere sahiptir.
• İşletmelerin kullandığı, pazarlama ve muhasebe programları gibi diğer iş uygulamalarıyla kolayca entegre edilebilirler.

Kredi kartı veya banka kartı ile yapılacak bir satış işlemini tamamlamak için şirketin bir POS sistemine ihtiyacı vardır. Her biri kendi içinde farklı özelliklere ve işlevlere sahip çeşitli POS sistemleri vardır; örneğin, satış işlemleri yapmak için basit bir platform yeterli olabilirken, envanter yönetimi gibi çeşitli operasyonel özellikleri olan bir sistem de kullanılabilir. İşletmeler için en iyi POS sistemi şirketin büyüklüğüne, sektörüne, bütçesine ve ihtiyacı olan özelliklere göre değişebilmektedir. Bu yazımızda, bir POS sisteminin ne olduğu, işlevi ve kullanırken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca pos sistemi seçerken nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgi bilgilendirici açıklamalar mevcuttur.

POS Sistemi Nedir?


 POS sistemi iki öğeden oluşur: bunlar POS yazılımı ve POS donanımıdır. POS yazılımı, satın alma işlemlerini tamamlayan dijital bir teknoloji platformudur. Yazılım bulut tabanlı veya yerel sunucu tabanlı olabilir; bununla birlikte, bulut tabanlı yazılımlar, kullanılabilirliği, uygunluğu, güvenliği ve rahatlığı nedeniyle küçük işletme sahipleri arasında daha popülerdirler. Bulut tabanlı yazılım, internet bağlantısı olduğu sürece satış verilerine herhangi bir cihazdan erişilmesini sağlar ve bu, tesis dışındaki cihazları da içerir. Yerel sunucu tabanlı yazılımlar daha fazla kararlılık sunsa da, daha pahalıdır ve genellikle daha kapsamlı işletmelere yöneliktir. Pos sistemi türlerini başlıklar olarak şu şekilde sıralayabiliriz:

• Restoranlarda kullanılan POS sistemleri
• Perakendede kullanılan Pos sistemleri
• Bar işletmeciliğinde kullanılan POS sistemleri
• Salon ve SPA POS sistemleri
• Küçük işletmelerde kullanılan POS sistemleri
• Mobil POS Sistemleri

POS donanımı, satış işlemini gerçekleştirmek için bazı fiziksel bileşenleri bir araya getiren bir sistemdir. Bu bileşenler tablet, tablet standı, nakit çekmecesi, makbuz yazıcısı ve bir kart okuyucu veya kredi kartı terminali şeklindedir. Ayrıca bu sistem sektöre ve bütçeye bağlı olarak, barkod tarayıcılar, müşteri ekranları, arayan kimliği cihazları, kiosklar, bozuk para dağıtıcıları, mutfak yazıcıları, mutfak ekran sistemleri, dijital menü panoları, tartılar ve tablet kılıfları gibi ek POS donanımlarına da entegre edilebilir. Bunun yanında Mobil POS sistemleri, özellikle satış süreçlerinde esneklik sağladığı için küçük ve orta ölçekli işletmelerde yaygın olarak kullanılan bir tahsilat seçeneği haline gelmiştir.

POS Sistemi Nasıl Çalışır?


 POS sisteminin temel işlevi kredi kart veya banka kartı yoluyla ödemesi yapılan bir satış işlemlerini tamamlamaktır. Ancak, bu işlemlerden elde edilen veriler diğer birçok işletme işlevi içinde kullanılabilir. Bir işletme bir müşterisi bir işlemi tamamlamak istediğinde, ödemelerini kart veya nakit şeklinde gerçekleştirmek için bir POS sistemi kullanır. Alışverişi bu sistemle ödemesini alarak gerçekleştirir ve verileri toplar. Bu veriler daha sonra envanter izleme, finansal raporlama ve gelecekteki iletişim ve referans için müşteri bilgilerini barındırma amacıyla sistem içinde saklanabilir.
İdeal bir POS sistemi sadece satışları kaydetmek yerine bazı ek özelliklere de sahip olmalıdır. Bazı POS sistemleri iş operasyonlarını otomatikleştirmek ve bilgi paylaşımını kolaylaştırmak için diğer programlarla entegre olurlar. Örneğin, bazı POS çözümleri muhasebe ve pazarlama platformlarıyla sorunsuz bir şekilde entegre olarak çalışabilir. Kaliteli POS sistemleri, işletme sahibinin, verilerin analiz edilmesine ve bilinçli iş kararları almasına yardımcı olmak için raporlama araçları da dâhil olmak üzere, operasyonların tüm yönlerini birden çok özellik ve işlevsellikle yönetmesine olanak tanır. Bu sistemle çeşitli iş görevleri otomatikleştirerek, işletme sahibinin veya çalışanların diğer alanlara daha fazla zaman ayırabilmesine de fırsat yaratılabilir.

POS Sisteminin Temel Özellikleri


 POS sistemleri, şirketlerin satış sürecini daha iyi yönetmesine ve müşteri hizmetlerini geliştirmesine yardımcı olacak özelliklere sahiptir. Bu sistem sayesinde satış, envanteri, müşteri yönetimi, çalışanlara sağlanan faydalar ve saat takibi gibi birçok iş gerekliliklerinin çoğu bir yerde toplanır. Post cihazı seçerken aşağıdaki özellikleri göz önünde bulundurmak yapılacak olan seçimde en doğru seçimi yapmaya yardımcı olacaktır:

• Satın alma yetenekleri: Çalışanlar, bir müşterinin satın aldığı öğeleri pos cihazına taratmak veya manuel giriş yapmak kaydı ile KDV’sini eklemek ve toplam satış miktarını hesaplamak için POS sistemini kullanabilir. Sistem daha sonra ödemeyi kabul eder ve bir makbuz oluşturur.

• Satış verileri kaydı: POS sistemi, seçilen sisteme bağlı olarak müşteri satış verilerini bulutta veya yerinde yerel bir sunucuya kaydeder ve depolar.

• Envanter izleme ve yönetimi: Sistemde müşteri siparişlerini çıkarmak için bir ürün kataloğu veya menü oluşturabilir. POS sistemleri envanteri takip eder ve ürün satıldıkça miktarları otomatik olarak günceller. Bazılarında düşük stok uyarıları ve satın alma siparişi vermeye dair özellikler bile bulunur.

• Üçüncü taraf entegrasyonu: İşletmede işin takibi için muhasebe yazılımı, bordro ve e-posta pazarlaması gibi başka iş programları kullanıyorsa, üçüncü taraf uygulamalarıyla sorunsuz bir şekilde entegre olan bir POS sistemi kullanılabilir. Bu, çeşitli uygulamaların bilgileri otomatik olarak paylaşmasına izin vererek raporları, müşteri listelerini ve diğer verileri manuel olarak indirme ve yükleme ihtiyacını ortadan kaldırır.

• Raporlama: POS sistemi, iş performansını ölçmeye ve satışlar, ürünler, müşteriler ve çalışanlar açısından bu verileri analiz etmeye yardımcı olan çeşitli raporlar oluşturabilir.

• Bağlılık programları ve müşteri yönetimi: Çoğu POS sisteminde, müşteri bilgilerini kaydetmeye ve pazarlama amacıyla kullanabilecek müşteri profilleri oluşturmaya olanak tanıyan temel müşteri yönetimi araçları bulunur. Müşteri sadakati programları genellikle bir eklenti özelliği (ekstra ücrete tabidir) veya bir entegrasyon olarak mevcuttur.

• Çalışan yönetimi: POS sistemi, gerektiğinde çalışan erişimini kısıtlamaya ve çalışan satışlarını kaydetmeye izin verebilecek özelliklere sahip olmalıdır. Bazıları ise zaman izleme ve zamanlama özelliklerini içerir, ancak bu özellikler genellikle eklentiler veya entegrasyonlar şeklinde temin edilebilir.

Bir POS sisteminde her özellik işletme veya endüstri için geçerli olmasa da, en azından satın alma yeteneklerine ve satış kaydına tüm işletmeler ihtiyaç duyar. Bunun yanında çoğu işletme pos sisteminin envanter izleme ve entegrasyon özelliklerinden de faydalanmaktadır. POS sistemleri envanter kontrolü ve muhasebe yazılımlarıyla ara yüz ile kullanılarak toplam geliri, indirimleri, iadeleri, malların maliyetini, satış vergilerini raporlayabilir.

Kaliteli bir POS sistemi işletmeler için değerli veri ve raporlama araçlarına erişim sağlayarak hedeflerle ilgili eğilimler ve genel iş performansı hakkında bilgi sahibi olunmasına yardımcı olur. Modüller stok kontrolü, satış, müşteri ilişkileri yönetimi, rezervasyonlar, hesaplar ve personel yönetimini içerir. Bu tür güvenilir bir sistem uygulandığında, iyi performans gösteren alanları tespit edilir ve daha fazla ilgilenilmesi gereken alanları geliştirilebilir. Bu süreci takip ederek iş daha verimli hale getirilebilir. Bunun yanında çalışan ve müşteri yönetimi yetenekleri her zaman gerekli özellikler olmamasına rağmen, marka sadakati oluşturulmasında müşterilerle bağlantı kurulmasında ve çalışanların yönetilmesi için son derece yararlı olabilir.

Pos sistemi, işletmelerin müşterileriyle ileri düzeyde bağlantı kurmasına olanak tanıyan bir tahsilat sistemidir. Ödül programları, markalı sadakat kartları ve promosyonlar gibi entegre uygulamalar yoluyla, müşterileri ilişkilerinin geliştirilmesi için daha fazla alan oluştururken, diğer işletme programlarına entegre edilebilmesi ise işi yürütürken kolaylıklar sağlamaktadır.

Metabolizmanızı Hızlandıracak Doğal Tarifler

Hiç yorum yok
Metabolizmanın yavaş çalışmasından kaynaklı kilo alımı söz konusu olabiliyor. Bu durumda doğal olarak kişilerin kendisini kötü hissetmesine neden oluyor. Metabolizmanın yavaş çalışması iyi bir durum değildir. Hatta  halk arasında su içsem bile yarıyor deyimi çok fazla kullanıldığını görmekteyiz. Bunun nedeni ise metabolizmanın yavaş çalışmasından kaynaklıdır.  Metabolizmanızı hızlandıracak doğal tarif yoluna başvurarak sizlerdebu sorunlarınızın üstesinden gelme şansına sahip olmaya başlayabilirsiniz. Yapmanız gereken önemli adımları ise şu şekilde belirtmeye başlamamız mümkündür. Evde pratik bir şekildedoğal tarifleri hazırlamaya başlayabilirsiniz. Üstelik hazırlayacağınız tarifler sizin için çok masraflı olmayacak. Buna göre;



Tarçınlı Süt İçmelisiniz


Tarçınlı süt,  metabolizmanızın daha da hızlı şekilde çalışmasını sağlıyor. Hattauzmanlar tarçınlı sütle ilgili olarak bilimsel araştırmalar bile yapmıştır. Yapılan araştırmalar sonrasında ise metabolizma hızını bir hayli yükseğe çıkartmış olduğu tespit edilmiştir. Bu yüzden dolayıdır ki metabolizmanızın daha da hızlı şekilde çalışmasını istiyorsanız o halde yapmanız gereken ise tarçınlı süt kullanmaya başlamanız olacaktır. Üstelik sizin adınıza çok fazla masraflı diyebileceğimiz bir durum söz konusu olmayacaktır.  Hemen bir bardak sütün içerisine bir  çay kaşığı toz tarçın ya da çubuk tarçını ilave edebilirsiniz. Aynı zamanda tercihe bağlı olarak içerisine  ceviz eklemesi yapabilirsiniz.  Çünkü içerisine ceviz eklediğiniz zaman iştahın biraz daha azalmasına neden olur. Ayrıca sağlıklı bir şekilde kilo kaybı olmasına  yardımcı olur.

Fakat bu tarifi geceden hazırlamanız gerekir. Geceden hazırlayarak sabah uyandığınız zaman içmeye başlamalısınız. Ardından doyurucu bir kahvaltı yaparak güne en iyi şekilde başlayabilirsiniz.

Limonlu Suyla Detoks Yapmak


Limonlu suyla  detoks yapmak, son zamanda pek çok kişinin başvurduğu yollardan birisidir. Günde bir litre düzenli şekilde detoks suyu içmeniz metabolizmanızın daha da hızlı şekilde çalışmasına yardımcı olacağını belirtebiliriz. Üstelik oldukça da sağlıkldır. Sağlıklı yoldan kilo vermek isteyen bay ve bayanların son zamanda en iyi kurtarıcılarından biri olma özelliğine sahip olmayı başarıyor.

Detoks  suyunuzun içerisine daha fazla aromatik olması açısından taze nane ilavesi yapmaya başlayabilirsiniz. Gecedeb itibaren yaparak  suyun demlenmesini sağlamaya başlayabilirsiniz.

Yoğurt Kürü Yapın Metabolizma Hızlansın


 Yoğut kürü metabolizmayı oldukça  hızlı hale getiren besin kaynaklarından birisidir. Evde çok kolay bir şekilde bu tarifi yapmaya  başlayabilirsiniz. Haftada en az bir defa olsa bile bu tarifin yapılması  gerekir.Yoğurt  sağlığa karşı oldukça faydalı olduğundan dolayıdır ki hemen herkes bu tarifi gönül rahatlığı ile denemeye başlayabilir. Yoğurdun içerisine kendi zevkinize bağlı olarak tarçın ya da zerdeçal ekleyebilirsiniz. Bunları da eklerseniz metabolizmanızın hızlanmasını sağlarken diğer yandan da midenin rahatlamasına zemin hazırlamaya neden olacaktır. Kase  yoğurdun içerisine bir çay kaşığı toz tarçın ya da zerdeçal ilavesi yapmaya başlayabilirsiniz. Hazırladığınız yoğurtlu tariften sonra ise üzerine bir-ikibardak  su içmelisiniz.

Sayısal Derslere Nasıl Çalışılmalı?

Hiç yorum yok
Sözel derslerin aksine sayısal dersleri öğrenmek için çok daha farklı yöntem ve uygulamalar gerekir. Çoğu insanın sayısal derslerde zorlanma sebebi doğru yöntemleri bilmemesidir. Sayısal derslerde önemli olan iki nokta vardır. Bu noktalar bilgi ve yaratıcılık olarak karşımıza çıkar. Doğru sonuca ulaşmak için sözel derslerde olduğu gibi sadece bir yol yoktur. Sayısal dersler için pek çok farklı yol vardır ve sizden en kısa yolu bulmanız istenir. Size sorulanın ne olduğunu anlamalısınız. Daha sonra sorunun gidiş yönüne göre en kısa yolu tercih etmelisiniz. Elbette hangi yolun en kolay olacağını anlamak için çok pratik yapmış olmanız gerekir. Bu da özellikle matematik konuları için birbiri ile bağlantılı olan işlemlerde daha fazla yetkinlik aranması anlamına gelir. Çoğunlukla bir konuyu öğrenirken daha önceki bilgilerden de faydalanırsınız.



Sayısal Derslerde Anlayarak İlerleyin


Sayısal derslerde konuların birbirleri ile bağlantılı olması ve bir sıra halinde ilerlemesi gerekir. Yani ders kitaplarındaki konu sıralaması rastgele oluşturulmamıştır. Terimlere aşina olmak için konuyu, formülleri, birimleri anlamasanız bile okumalı ve aşina olmalısınız. Bir konuyu tam öğrenmeden daha önemli olduğunu düşünerek ilerideki konuya geçtiğinizde her iki sorunun da konusunu çözemeyebilirsiniz. Yani sayısal derslere nasıl çalışılır sorusuna verilebilecek en güzel cevap anlayarak ilerlemek olacaktır. İnternette pek çok video kaynak bulabilirsiniz. Bu kaynaklardaki soru çözme yöntemlerine bakarak kendi sorularınızı çözebilirsiniz.

Soru Çözmeyi Öğrenmeyi Öğrenin


Her derste olduğu gibi sayısal derslerde de not çıkarmak çok önemlidir. Özellikle Fizik, Kimya gibi derslerde kendi anladığınız şekilde küçük notlar bir dahaki karşılaştığınız sorularda çok faydalı olacaktır. Hatta derse aşinalığınız az ise formülleri cümleler haline dönüştürmekten, uzun uzun notlar almaktan çekinmemelisiniz. Sayısal ders çalışma disiplini soru çözmek ile oturtulur ancak not almanın, renkli kalemler kullanmanın önemi yadsınamaz. Bir formüldeki her harfin ne olduğunu yazmalısınız. Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji dersleri için ise mutlaka bol bol çizim yapmalısınız. Bu konu çalışma evresinden sonra gelen soru çözme evresinde şekilli soruları temiz kağıda farklı renkler kullanarak çizmeli ve altına gerekli bütün formülleri yazmalısınız.

Soru Çözmeye Odaklanın


Bir konu hakkında soru çözmeye başladığınızda ilk aşamalarda çözümleri uzun tutmaktan çekinmeyin. Hatta çözüme giden birkaç farklı formül var ise bu formülleri de altına yazın. Eğer o an formül aklınıza gelmediyse kitaplardan ya da internetten formüle bakmalısınız. Konu ile alakalı küçük notları da yazmalısınız. Çoğu insan bu çalışmalar içinde bocalarken motivasyona ihtiyaç duyar. Sayısal dersler ve meslekleri hakkında araştırma yaparak kendi meslek hayaliniz ile motivasyonunuzu edinebilirsiniz. Bir süre sonra bir soru için harcadığınız zamanın kısaldığını göreceksiniz. Yapamadığınız bir soru olduğunda uzun uzun uğraşmak yerine sınav zamanındaki gibi soruyu geçip sonra göz atın. Ama size konuyu asıl öğretenin o zor sorular olduğunu unutmayın. En son biraz rahatlamış bir kafa ile baktığınızda soru size çok daha çözülebilir görünecektir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Hiç yorum yok
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH) kişiden kişiye cinsel ilişki yoluyla aktarılır. Bu hastalıklara zührevi hastalıklar da denir. Cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan biriyle korunmasız vajinal, anal veya oral seks yapan bir kişi bu hastalıklara yakalanabilir. Bu hastalıkların bulaşmasının tek yolu cinsel ilişki değildir. Enfeksiyonlar, iğnelerin paylaşımı ve emzirme yoluyla da bulaşabilir.



Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalık Belirtileri


 Semptom geliştirmeden cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanmak mümkündür ancak bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklar belirgin semptomlara neden olur. Semptomlar hastalığın türüne göre değişebilir. Erkeklerde yaygın semptomlar şunlar olabilir:

*Cinsel ilişki sırasında ya da idrar çıkarılırken rahatsızlık veya ağrı hissedilmesi
*Penis, testis, anüs, kalça, uyluk veya ağızda ya da çevresinde yaralar, şişlikler veya döküntüler
*Penisten olağan dışı akıntı veya kanama
*Ağrılı veya şişmiş testisler

Kadınlarda Cinsel Yolla Bulaşan Hastalık Belirtileri


 Çoğu durumda cinsel yolla bulaşan hastalıklar belirgin semptomlara neden olmaz. Kadınlarda görülen genel semptomlar (hastalığın çeşidine göre değişebilir) arasında şunlar bulunabilir:

*Cinsel birleşmede ya da idrar yapma sırasındaki rahatsızlıklar, ağrılar
*Vajina, anüs, kalça, uyluk veya ağız üzerinde veya çevresinde yaralar, çıkıntılar, kızarıklık, kaşıntı veya döküntüler
*Vajinadan olağan dışı akıntı veya kanama
*Vajinada veya çevresinde kaşıntı

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalık Türleri


 Birçok farklı enfeksiyon türü cinsel yolla bulaşabilir. En yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklar aşağıda açıklanmaktadır.

Klamidya: Klamidyaya belirli bir bakteri türü neden olur. Klamidyası olan birçok insanda belirgin bir semptom yoktur. Semptomlar geliştiğinde, genellikle şunlar görülür:

*Cinsel ilişki sırasında veya idrar yapılırken yaşanan ağrı veya rahatsızlık
*Penis veya vajinadan gelen yeşil veya sarı akıntı
*Alt karın bölgesinde ağrı

Tedavi edilmezse, klamidya şunlara yol açabilir:
*Üretra, prostat bezi veya testis enfeksiyonları
*Pelvik inflamatuar hastalık
*Kısırlık

Hamile bir kadında tedavi edilmemiş klamidya varsa doğum sırasında bebeğe geçirebilir ve bebekte şunlar gelişebilir:

*Zatürre
*Göz enfeksiyonları
*Körlük
Antibiyotikler klamidyayı kolayca tedavi edebilir.

HPV (insan papilloma virüsü): İnsan papilloma virüsü (HPV), ciltten cilde veya cinsel temas yoluyla bir kişiden diğerine geçebilen bir virüstür. Virüsün birçok farklı suşları vardır.. HPV’nin en yaygın semptomu cinsel organlar, ağız veya boğazdaki siğillerdir. HPV enfeksiyonunun bazı türleri, aşağıda belirtilen kanser çeşitlerine yol açabilir:

*Ağız kanseri
*Rahim ağzı kanseri
*Vulvar kanseri
*Penis kanseri
*Rektal kanser

HPV vakalarının çoğu kanserli hale gelmezken, virüsün bazı suşlarının kansere neden olma olasılığı diğerlerine göre daha yüksektir. Ulusal Kanser Enstitüsüne göre, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki HPV ile ilişkili kanser vakalarının çoğu HPV 16 ve HPV 18’den kaynaklanmaktadır. HPV’nin bu iki türü tüm rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 70’inin sebebidir. HPV için herhangi bir tedavi yoktur. Bununla birlikte, HPV enfeksiyonları genellikle kendi kendine geçer. HPV 16 ve HPV 18 dahil en tehlikeli türlerden bazılarına karşı korunmak için bir aşı da mevcuttur. HPV’den şüphe duyulan durumlarda uygun testler ve taramalar doktorun komplikasyon riskini değerlendirmesine ve yönetmesine yardımcı olabilir.

Frengi: Bir başka bakteriyel enfeksiyon frengidir. Genellikle erken aşamalarında fark edilmez. Ortaya çıkan ilk semptom, şans olarak bilinen küçük yuvarlak bir yaradır. Cinsel organlarda, anüste veya ağızda gelişebilir. Ağrısızdır ama çok bulaşıcıdır. Daha sonra ortaya çıkan sifiliz ya da frenginin belirtileri şunlar olabilir:

*Döküntü
*Yorgunluk
*Ateş
*Baş ağrıları
*Eklem ağrısı
*Kilo kaybı
*Saç dökülmesi

Tedavi edilmezse, frengi geç evrede aşağıdakilere yol açabilir:

*Görme kaybı
*İşitme kaybı
*Hafıza kaybı
*zihinsel hastalıklar
*Beyin veya omurilik enfeksiyonları
*Kalp hastalığı
*Ölüm

Neyse ki, frengi yeterince erken fark edilirse antibiyotiklerle kolayca tedavi edilir. Frengi ne kadar erken teşhis ve tedavi edilirse o kadar az hasar verir. Bununla birlikte, yenidoğanlarda frengi enfeksiyonu ölümcül olabilir. Bu nedenle tüm hamile kadınların frengi bakımından taranması önemlidir.

HIV: HIV, bağışıklık sistemine zarar verebilir ve diğer virüslere veya bakterilere ve bazı kanserlere yakalanma riskini artırabilir. Tedavi edilmezse, AIDS olarak bilinen evre 3 HIV’e yol açabilir. Ancak bugünün tedavisi ile HIV ile yaşayan birçok insanda AIDS gelişmez. Erken veya akut aşamalarda, HIV semptomları grip semptomlarıyla karıştırılabilir. Örneğin, erken belirtiler şunlardır:

*Ateş
*Titreme
*Ağrı ve sızılar
*Şişmiş lenf düğümleri
*Boğaz ağrısı
*Baş ağrısı
*Mide bulantısı
*Döküntüler

Bu başlangıç semptomları tipik olarak bir ay içinde netleşir. Bu noktadan itibaren, bir kişi yıllarca ciddi veya kalıcı semptomlar geliştirmeden HIV taşıyabilir. Diğer insanlar aşağıdaki gibi spesifik olmayan semptomlar geliştirebilir:

*Tekrarlayan yorgunluk
*Ateş
*Baş ağrıları
*Mide sorunları

Henüz HIV için bir tedavi yoktur ancak onu yönetmek için tedavi seçenekleri mevcuttur. Doğru tedavi HIV’i cinsel partnere aktarma şansını da azaltabilir. Aslında, tedavi potansiyel olarak vücuttaki HIV miktarını tespit edilemeyen seviyelere kadar düşürebilir. Saptanamayan seviyelerde, HIV diğer insanlara bulaşamaz. Rutin testlerle ortaya çıkmadan önce HIV’li birçok kişi buna sahip olduklarının farkında bile değildir. Erken tanı ve tedaviyi desteklemek için 13 ila 64 yaş arasındaki herkesin en az bir kez test edilmesi önerilir. HIV bakımından yüksek risk taşıyan kişiler herhangi bir belirti olmasa da her yıl bir defa test yaptırmalıdır. Testlerde ve tedavi seçeneklerindeki gelişmeler HIV’le birlikte sağlıklı ve uzun bir ömür sürülmesine imkân vermektedir.

Belsoğukluğu (Gonore): Gonore ya da belsoğukluğu bakterilerle yayılan başka bir hastalık çeşididir. Belsoğukluğu olan birçok kişide hiçbir semptom gelişmez ancak mevcut olduğunda şu semptomlar görülebilir:

*Penis veya vajinadan beyaz, sarı, bej veya yeşil renkli bir akıntı
*Seks veya idrara çıkma sırasında rahatsızlık veya ağrı
*Normalden daha sık idrara çıkma
*Cinsel organların etrafında kaşıntı
*Boğaz ağrısı

Tedavi edilmezse belsoğukluğu şunlara yol açabilir:
*Üretra, prostat bezi veya testis enfeksiyonları
*Pelvik inflamatuar hastalık
*Kısırlık

Bir annenin doğum sırasında belsoğukluğunu yenidoğana geçirmesi mümkündür. Bu olduğunda belsoğukluğu bebekte ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle birçok doktor hamile kadınları cinsel yolla bulaşan hastalıklar için test edilmeye ve tedavi görmeye teşvik etmektedir. Belsoğukluğu genellikle antibiyotiklerle tedavi edilebilir.

Kasık biti: Kasık bitleri kasık bölgesindeki kıllarda ikamet edebilen küçük böceklerdir. Vücut bitleri ve baş bitleri gibi bu bitler de insan kanını emerek beslenir. Kasık bitlerinin yaygın belirtileri şunlardır:

*Cinsel organlar veya anüs etrafında kaşıntı
*Cinsel organların veya anüsün çevresinde küçük pembe veya kırmızı şişlikler
*Düşük ateş
*Enerji eksikliği
*Sinirlilik

Ayrıca kasık kıllarının kökleri etrafında bitleri veya küçük beyaz yumurtalarını da görmek mümkün olabilir. Bir büyüteç onların tespit edilmesine yardımcı olabilir. Tedavi edilmezse, kasık bitleri ciltten cilde temas veya paylaşılan kıyafetler, yatak takımları veya havlularla diğer insanlara yayılabilir. Kaşınan ısırıklar enfekte olabilir. Kasık biti istilalarını derhal tedavi etmek en iyisidir. Kasık biti varsa, reçetesiz topikal tedavilerle ortadan kaldırılabilir ve vücuttan uzaklaştırmak için cımbız kullanılabilir. Giysiler, yatak takımları, havlular ve ev iyi temizlenmelidir.

Trikomonas: Trikomonasın nedeni, bir kişiden diğerine cinsel temas yoluyla geçebilen küçük bir protozoondur. Trikomonasa yakalanan kişilerin üçte birinden azında belirtiler görülür. Bu belirtiler şunlar olabilir:

*Vajina veya penisten akıntı
*Vajina veya penis çevresinde yanma veya kaşıntı
*İdrara çıkma veya seks sırasında ağrı veya rahatsızlık
*Sık idrara çıkma

Kadınlarda trikomonas ile ilgili genellikle balık kokusuna benzer hoş olmayan bir akıntı görülür.
Tedavi edilmezse üretra enfeksiyonlarına, pelvik inflamatuar hastalığa ve kısırlığa yol açabilir. Trichomonas antibiyotiklerle tedavi edilebilir.

Uçuk (Herpes): Herpes, herpes simpleks virüsünün (HSV) kısaltılmış adıdır ve sık görülen bir hastalıktır. Virüsün iki ana türü vardır. Bunlar HSV–1 ve HSV–2’dir. Her ikisi de cinsel yolla bulaşabilir HSV – 1 Öncelikle uçuklardan sorumlu olan oral herpes’e neden olur. HSV–1, oral seks sırasında bir kişinin ağzından başka bir kişinin cinsel organlarına da geçebilir ve genital herpes’in ortaya çıkmasına sebep olabilir. HSV – 2 ise öncelikli olarak genital herpes’in ortaya çıkmasını sağlar.

Herpesin en sık görülen belirtisi kabarcıklı uçuklardır. Genital herpes durumunda, bu uçuklar genital bölgede veya çevresinde gelişir. Ağız uçuklarında, ağız üzerinde veya çevresinde gelişirler. Herpes uçukları genellikle birkaç hafta içinde kabuklanır ve iyileşir. İlk başladığında genellikle daha acı vericidir. Zamanla daha az ağrılı hale gelir ve daha az görülür. Hamile bir kadının uçuğu varsa, potansiyel olarak doğum sırasında rahimdeki fetüsüne veya yeni doğan bebeğine iletebilir. Konjenital herpes denilen bu durum yeni doğanlar için çok tehlikeli olabilir. Bu nedenle hamile kadınların HSV durumlarının farkında olmaları faydalıdır. Herpes için henüz bir tedavi yoktur ancak kontrol etmeye ve herpes uçuklarının ağrısını hafifletmeye yardımcı olan ilaçlar mevcuttur. Aynı ilaçlar herpes’in cinsel partnere geçme olasılığını da azaltabilir. Etkili tedavi ve güvenli cinsel uygulamalar herpes ile rahat bir yaşam sürülmesine ve başkalarını virüsten korumaya yardımcı olabilir.

Cinsel Yolla Bulaşan Diğer Hastalıklar


 Daha az görülen, cinsel yollarla bulaşan diğer hastalıklar aşağıdadır:

*Yumuşak şankr (Şankroid)
*Lenfogranuloma venereum (LGV)
*Granülom inguinale
*Molloscum contagiosum ya da göbekli siğil
*Uyuz

Oral Seksten Kaynaklanan Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar


 Cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmanın tek yolu vaginal ve anal seks değildir. Oral seks yoluyla bulaşan cinsel hastalıklar da mevcuttur. Başka bir deyişle, cinsel yolla bulaşan hastalıklar bir kişinin cinsel organlarından başka bir kişinin ağzına veya boğazına veya tam tersi şekilde geçebilir. Oral yolla bulaşan cinsel hastalıklar her zaman fark edilmez. Semptomlara neden olduklarında genellikle boğaz ağrısı, ağız veya boğaz çevresinde yaralar görülür.

Cinsel Yolla Bulaşan Tedavi Edilebilir Hastalıklar


 Cinsel yollarla bulaşan bazı hastalıkların tedavisi mümkündür. Örneğin klamidya, belsoğukluğu, frengi, trikomonas, kasık bitleri antibiyotikler ve diğer yollarla tedavi edilip iyileştirilebilmektedir. Diğerler bazı hastalıklar ise iyileştirilemez. Örneğin, şu cinsel yolla bulaşan hastalıklar şu anda tedavi edilemez:

*HPV
*HIV
*Herpes (uçuk)

Cinsel yolla bulaşan bir hastalık tedavi edilemese bile yönetilebilir. Erken teşhis almak önemlidir. Tedavi seçenekleri genellikle semptomları hafifletmeye yardımcı olmak ve hastalığı başka birine iletme şansını azaltmak için kullanılabilir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Hamilelik


 Hamile kadınların hamilelik sırasında cinsel yolla bulaşan hastalıkları fetüslere veya doğum sırasında yenidoğana iletmeleri mümkündür. Yenidoğanlarda cinsel yolla bulaşan hastalıklar komplikasyonlara neden olabilir. Bazı durumlarda, yaşamı tehdit edici olabilirler. Yenidoğanlarda cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesine yardımcı olmak için, doktorlar genellikle hamile kadınları potansiyel olarak cinsel yolla bulaşan hastalıklar için test yaptırmaya ve tedaviye teşvik eder. Doktor belirtiler olmasa bile bir test önerebilir. Hamileyken bir veya daha fazla cinsel yolla bulaşan hastalık için test pozitif çıkarsa antibiyotikler, antiviral ilaçlar veya diğer yollarla tedavi edilebilir. Bazı durumlarda, doğum sırasında bulaşma riskini azaltmak için sezaryen ile doğum teşvik edilebilir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların Teşhisi


 Çoğu durumda doktorlar sadece semptomlara dayanarak cinsel yolla bulaşan hastalıkları teşhis edemez. Doktor veya diğer sağlık kuruluşu böyle bir hastalıktan şüphelenirse, muhtemelen kontrol etmek için testler önerecektir. Cinsel geçmişe bağlı olarak, bir sağlık uzmanı semptomlar olmasa bile bazı testlerin yapılmasını önerebilir. Bunun nedeni, cinsel yolla bulaşan hastalıkların birçok durumda belirgin semptomlara neden olmamasıdır ama semptomsuz cinsel yolla bulaşan hastalıklar bile hasara neden olabilir veya başkalarına geçebilir. Sağlık hizmeti sağlayıcıları bir idrar veya kan testi kullanarak cinsel yolla geçen çoğu hastalığı teşhis edebilirler ayrıca cinsel organlardan örnek alabilirler. Eğer herhangi bir yara veya uçuk varsa onlardan da sürüntü alınıp incelenebilir. Pap smear, cinsel yolla bulaşan hastalıkları teşhis eden bir test değildir. Bu test servikste prekanseröz hücrelerin varlığını kontrol eder. Bir HPV testi ile birleştirilebilse de, negatif bir Pap smear, cinsel yolla bulaşan herhangi bir hastalık olmadığı anlamına gelmez.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların Tedavisi


 Cinsel yolla bulaşan hastalık için test pozitif çıkarsa mümkün olan en kısa sürede tedavi almak önemlidir. Bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklar ayrıca tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabilir. Nadir durumlarda tedavi edilmeyen cinsel yolla bulaşan hastalıklar ölümcül olabilir. Neyse ki, cinsel yolla bulaşan hastalıkların çoğu tedavi edilebilir, bazı durumlarda tamamen iyileştirilebilir. Diğer durumlarda erken ve etkili tedavi, semptomları hafifletmeye, komplikasyon riskini azaltmaya ve cinsel partnerleri korumaya yardımcı olabilir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için önerilen tedavi, sahip olunan hastalığa bağlı olarak değişir. Cinsel aktiviteye devam etmeden önce kişi ve cinsel partneri başarıyla tedavi edilmelidir. Aksi takdirde enfeksiyon iki kişi arasında aktarılır. Bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotiklerle kolayca tedavi edilebilir. Tüm antibiyotiklerin reçete edildiği gibi alınması önemlidir. Hasta bir kişi hepsi bitmeden kendini daha iyi hissediyor olsa bile almaya devam etmelidir. Reçeteli ilaçlar aldıktan sonra belirtilerin geçip geçmediği veya geri dönmediği doktora bildirilmelidir. Antibiyotikler viral yolla bulaşan cinsel hastalıkları tedavi edemez. Çoğu viral enfeksiyonun tedavisi yoktur ancak bazıları kendi kendine geçebilir. Birçok durumda, semptomları hafifletmek ve bulaşma riskini azaltmak için tedavi seçenekleri mevcuttur. Örneğin, uçuk salgınlarının sıklığını ve şiddetini azaltmak için ilaçlar mevcuttur. Benzer şekilde, tedavi HIV’in ilerlemesini durdurmaya yardımcı olabilir. Ayrıca, antiviral ilaçlar HIV’i başka birine iletme riskini azaltabilir. Bakteri ve virüslerden başka yollarla bulaşan kasık biti, trikomonas gibi cinsel hastalıklar genellikle oral veya topikal ilaçlarla tedavi edilebilir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların Önlenmesi


 Cinsel temastan kaçınmak cinsel yolla bulaşan hastalıklardan kaçınmanın tek kusursuz yoludur fakat vajinal, anal veya oral seks yapanlar için bunları daha güvenli hale getirmenin yolları vardır. Prezervatifler doğru kullanılırsa istenmeyen bir gebelikten korumakla birlikte cinsel yollarla geçen hastalıklardan da korur. Optimal koruma için vajinal, anal ve oral seks sırasında prezervatif kullanmak önemlidir. Özel dental (ağız ve diş için) örtüler oral seks sırasında da koruma sağlayabilir. Prezervatifler genel olarak kan ve semen yoluyla bulaşan hastalıkların bulaşmasının engellenmesinde etkilidir. Ancak ciltten cilde yayılan cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı tam koruma sağlayamazlar. Prezervatif cildin enfekte olmuş bölgesini kapsamıyorsa kişi yine de bir cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanabilir veya eşine geçirebilir. Prezervatifler sadece cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı değil, aynı zamanda istenmeyen gebeliğe karşı da korunmaya yardımcı olabilir. Buna karşılık, diğer birçok doğum kontrolü türü istenmeyen gebelik riskini azaltır, ancak cinsel yolla bulaşan hastalıkları engellemez. Örneğin, aşağıdaki doğum kontrolü formları cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamaz:

*Doğum kontrol hapları
*Doğum kontrol aşıları
*Doğum kontrol implantları
*Rahim içi araçlar (RİA)

Cinsel yolla bulaşabilen hastalıklara karşı düzenli tarama yapılması cinsel olarak aktif olan herkes için iyi bir fikirdir. Yeni bir partnerle seks yapılmadan önce cinsel geçmişi hakkında konuşmak önemlidir. Her iki taraf da cinsel yolla bulaşan hastalıklar için bir sağlık kuruluşunda taranmalıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar genel olarak belirti vermediğinden test yaptırmak emin olmanın tek yoludur. Yapılan test pozitif çıkarsa sağlık uzmanlarının önerdiği tedavi planına uyulması çok önemlidir. Eğer uygunsa eşlerin her ikisi de HPV ve hepatit B için aşısı olmayı düşünmelidir. Bu stratejiler ve diğerleri takip edilerek, cinsel yolla geçen bir hastalığa yakalanma ve başkalarına geçirme şansı düşürülebilir. Güvenli seks ve hastalıklardan korunma hakkında daha fazla bilgi edinilmelidir.

Yatırım Yapmadan Önce

Hiç yorum yok
Birikiminizi yatırıma çevirme kararını almak, finansal hayatınız açısından oldukça önemli bir hamle. Bu karar sonrası cebinizin ekonomisi olumlu ve olumsuz etkilenebilir. Peki olumsuz etkilenmemesi için hangi soruları sormalı? Yatırım yapan hemen hemen herkesin aklına gelen ilk soru neye yatırım yapmalı? Bu sorunun cevabı ise kişiden kişiye göre değişiyor. Bu yazımızda neye yatırım yapacağımızın kararından önce kendi kimliğimizi bulmamız gerektiğini anlatacağız. 







Öncelikle siz nasıl bir yatırımcısınız?


Aceleci misiniz, sabırlı mısınız, bir yılda mı yoksa 5 yılda mı paranız - yatırımınız dönüş yapsın istiyorsunuz? Paranız kısa sürede hızla mı artsın, yoksa daha uzun zamanda artsın ama sakin sakin mi artsın? Karakteriniz zaman ve sabır konusunda size belli alternatifleri kapatacaktır. Örneğin kısa zamanda para kazanmak istiyorsanız, uzun vadeli yatırım seçeneklerini değerlendirmezsiniz.

Ne kadarlık bir yatırım yapacaksınız?


Hangi yatırım aracına paranızın ne kadarını yatıracaksınız bu da sizin yatırım yapmadan önce cevap vermeniz gereken başka bir konu. Hiçbir yatırımcı size tüm paranızı tek yatırım aracına yatırmanızı tavsiye etmez. Yatırımcılar arasında da buna tüm yumurtaları aynı sepete koymamak denir. Sepete bir şey olduğunda diğer sepetlerle devam edebilmelisiniz. Ne kadar yatırım yapacağınız ise sizin belirleyeceğiniz bir rakam, iyi düşünün, araştırın...

Risk seviyor musunuz?


Bazıları hızlıca yükselmek için yüksek meblağları tek bir yatırım aracında risk alarak tutar, bazıları ise risk sevmez uzun vadeli ile hayatına devam eder, siz hangisi olduğunuza karar verin.

Yatırımınızı nasıl takip edeceksiniz?


Analiz yapacak mısınız? İkisi de aslında bir yatırımda olmazsa olmazlardan. Yatırımınızı takip edebileceğiniz bir banka ile çalışıp, her an yatırımlarınıza ulaşabilmelisiniz. Hangi yatırımın ne kadar kazandırdığını ise sürekli not edin.

Yatırım yapmanın temel amacı kısa vadede veya uzun vadede para kazanmak. Siz de birikimlerini yatırıma çevirirken kendinize bu soruları sorun ve yatırım yapmadan önce emin olun.

Sınav Dönemi Yapılan Hatalar

Hiç yorum yok
Merhaba Arkadaşlar, Sizlere başlıktan da anlayacağınız üzere Sınav Dönemi Yapılan 10 Yanlış Davranış hakkında önemli bir yazı hazırladık. Bu, belki de hayatınızda dönüm noktası yaratacak konulardan biridir. Ki genelde de öyle oluyor. E anlayacağınız üzere hayat olunca işin içinde pekte ciddiye alınmayacak tarafı yok demi. Onun için bu yazıda da sizlere biraz ciddi konuştuk. Öyle olmaz ise, çocuk oyuncağı gibi davranılırsa bir anlamı olmaz zaten onca çabanın. Neyse sizlere iyi okumalar…



Çalışmayı Son Ay’a Bırakmak (Haliyle En Çok Yapılan)


Bakın arkadaşlar. Genellikle birçok öğrencinin ki zamanında benim de kısmen de olsa yaptığım en kötü şeydir bu. Sınava çalışmayı son aya, hatta kendine güvenen arkadaşlar son haftaya bırakmaktalar. Lütfen siz bunları yapmayın. Sınavlara çalışmak zaman isteyen, emek isteyen şeylerdir. Bu her daim böyledir. Sonucunda bir meslek sahibi olmak istiyorsunuz değil mi? E bunun için kendinizi belli etmeniz, hak etmeniz gerekmektedir. Sizler bunun gibi küçük şeyleri başarmanız lazım ki ileride önünüze çıkacak zor şeyleri başarabilmeniz lazım. Emin olun vakit çabuk geçiyor. Siz çalışırsanız kendinize fayda sağlarsınız. Kimsenin size faydası olmaz. Ne yaparsanız kendiniz için.

Az Paragraf Sorusu Çözmek


Paragraf soruları YGS sınavının en çok vakit kaybına uğratan sorularıdır. Kısacası YGS’ye giren öğrencilerin baş düşmanlarından biridir. Öğrencilerin bu sorulardan korkmalarının sebebi soruların genellikle uzun olmasıdır. Ancak emin olun soru ne kadar uzun ise o kadar kolaydır. Gerçekten çok kolay oluyor bu sorular. Çünkü size verilen süre soru başına 1 dakika. (Matematik için geçerli değil tabi 😀 ) Yani sizin bu soruları o kadar çabuk yapabilmeniz lazım ki diğer soruları çözmek için o kadar çok vaktiniz olsun. Bu sorular genellikle okuduğunu anlamaya dayalı sorulardır. E haliyle soru uzun olunca da sona geldiğin vakit başını unutuyon. Öğrenciler buralarda genellikle soruyu 2-3 defa okudukları için vakit kaybına neden oluyor onlar için. Onun için siz siz olun kısa sorulardan korkun. Uzun sorular size verilmiş bir nimettir. Bol bol paragraf sorusu çözüp, bol bol kitap okuyun. Hergün yapın kendinize bunu. Hatta gerekirse hergün 20 ila 50 arası paragraf sorusu çözüp, boş vaktinizde okuyabildiğiniz kadar kitap okuyun. Okuyun ki okumayanlar daha soruya başlamadan siz diğer soruya geçin…

Verimli Ders Çalışmamak


Bu sorun maalesef hiç bitmiyor öğrenciler için. Çünkü öğrenci derki bitiriyimde, biraz soru çözüp konuyu tamamamlıyım. Öyle olmuyor işte o iş. Bakın arkadaşlar, siz dersin başına oturduktan sonra o konuyu bitirmeden ve bitirmekten daha da çok o konuyu anlamadan asla ama asla kalkmayın. Çünkü diyelim ki konu 2 saate bitti. Sonra soru çözmeye başladın. Baktın ki sorular çözülmüyor. Oysa ki konuyu bitirmiştin. Konu bitmiş ancak anlaşılmamış. Sonuç bitmiş bir beden, beyin, yorgun bir vücut sanki verimli çalışmış gibi. Ve de geride kalan ve geri getirilemeyen zaman. Bakın size zararları neler oldu. Siz bu hatalara düşmemek için konuyu anladıktan sonra kalkın gidin. Yoksa sınav gününe kadar kalkamazsınız oradan.

Tekrar Yapmamak


Genelde kime sorarsak herkes tekrar yapar. Ancak sorun ne zaman. Hep son zamana koyarlar. Ancak son zamanda yapılan tekrarın faydası sadece son cümlesidir. Emin olun. Siz sınava çalışırken devamlı çalıştığınız konuları özet olarak bir kağıda gecirin. Hem kağıda özet olarak geçirdiğiniz için aklınızda daha kalıcı kalabilecek, hem de bir soru çözerken takıldığınız bir yer varsa onca sayfaya bakmak yerine, özetinize bakıp hemen bıkabileceksiniz. Bakın işte tekrar yapmak nelere sebep oluyormuş.

Az Deneme Çözmek


Emin olun az deneme çözen öğrenciden pek hayır gelmez. (Istisnalar olabilir, ancak istisnalar kaideyi bozmaz.) Çünkü deneme dediğimiz şey hem sınava benzer bir sınav niteliği taşır, hem bol deneme soru çeşitliliği demek, hem de anlayamadığınız konuların neler olduğunu girmemizi sağlar. Yani denemesiz sınava hazırlık olmaz. Hatta emin olun soru bankası almak yerine bol bol deneme çözmesi belki daha fazla katkı sağlayacaktır. Onun için siz siz olun, deneme çözmeden sınava girmeyin.

Zor Konuları Sona Bırakmak


Zor konular derslere göre değişkenlik gösterebilir. Ancak genelde sınavlarda en çok zor konulardan soru çıkıyor ve çalışmak için zor konular en sona bırakıldığı için sınavda karşımıza çıktığı zaman hiçbir şey yapamıyoruz. Yani size diyebileceğim ya erken başlayıp hepsini bitirin. Ya da zor konuları sona bırakmayın. (İyi bir yer istiyorsanız ki hedefinizde bu olmalı, olabildiğince erken başlamak.)

Bazı Belli Şeylerden Fedakarlık Yapmamak


Bu bir öğrencinin en geç farkına vardığı bir sorundur. Bir hocamız bize şöyle söylemişti. “Hayatınızdan 1 yılı atın, sonuçta önünüzde çalışmak için daha uzun bir hayat olacak. Siz diyin 40, ben diyim 50 sene. Çünkü arkadaşlar, sizin şuracıkta yapmanız gereken tek şey çalışmak, telefonu, bilgisayarı, tableti, televizyonu ve benzeri birçok şeyi yaklaşık 1 yıl boyunca hayatınızda uzaklaştırmak. Çıkarın demiyorum, uzaklaştırın diyorum. Çünkü gerçekten iyi bir gelecek, çok ve verimli çalışmaktan geçer. Zaten okulda okuduğunuz için hem çalışmak zorunda değilsiniz, hem ders çalışmak için bolca vaktiniz var, hemde aileniz ve çevreniz devamlı sizi çalışmak için motive ediyor olucak. Çalışan arkadaşlar(rakipler, onlar sizin sınavda rakibiniz çünkü), her yardıma ve zor duruma koşan bir aile vs. Hepsi sizi motive eder. Öyle değil mi!!! Birde çalışmadığınızı düşünün… Lütfen arkadaşlar. Siz siz olun geçen zamanı boşa harcamayın, harcayanlar gibi zor durumda kalmayın. Unutmayın sınavın son gününe kadar vaktiniz var. Ve unutmayın ki sizin için verimli geçen 1 Yıl = Çalışma Hayatınızdaki Mutlu ömrünüz olacaktır.

Biliyorum Deyip Kendinizi Kandırmak


Bu konu üzerinde fazla konuşmaya gerek yok aslında. Çünkü 3.Maddede ki Verimli Ders Çalışmamakla aynı mantık. Sadece şunu ekleyebilirim sizin için; Kendinizi kandırıp boşa vakit harcamayın ki, geçen her verimli vakit size verimli ömürler kazandırsın. Yani vakit, nakittir. 😉

Çalışma Sistemi Oluşturmamak


Bunu yapmayıp başaran kişiler yok mu, var. Ancak istisnalar kaideyi bozmaz arkadaşlar. Bu konuyu size kısaca şöyle anlatıyım. Bu konu başlığında aslında söylenmek istenen “Programlı Çalışın”. Çünkü siz programlı çalışınca en azından yapmanız gereken şeyler bir düzen içinde, neyi ne zaman halledeceğinizi biliyorsunuz. Örneğin Programda; “Matematikten Polinomlar Konusu Çarşamba günü saat 9-11 arasında 25-5 taktiği ile(25-5 taktiği hakkında bilgi sahibi olmak isterseniz tıklayınız.) Çalışılacak ve bitecek.” yazıyordur. Sizde en azından o süre içerinde kendinize verdiğiniz sözü ve oluşturduğunuz hedefi başarma gayreti içerinde olursunuz. Bitince de konu çalışma programından silinir ve hallolur. En azından 1 Konudan bir süreliğine muaf olursunuz. Güzel değil mi ya!!! Ama programlı çalışmaz iseniz, dur gidiyim ders çalışıyım, canım sıkıldı biraz dolaşayım gelip devam ederim (Bu arada çalışılanlar da unutuldu tabi), git, gez, gel, biraz televizyon izliyim sonra çalışırım, açıktım bir şeyler atıştırıyım çalışırım derken gece oldu ve uyudunuz. Geçti onca gereksiz vakit. 1 Gün kaybınız ve 1 Konu eksiniz oldu. Yine size zararı olur bu durumun. Siz siz olun Programlı çalışın. Ha bazıları ders program çok disiplinli, ben rahat çalışır hallederim. Boş verin siz onları, çünkü bir işin devamlılığı kazandırır, arada bir yapılanı değil..

Çabuk Pes Etmek


Bu durum aslında daha çok YGS sonrasında oluyor. Çünkü sınav bitti, birçok kişi önemli sınavın LYS olduğunu unutmuş, kötü geçti, moralim bozuk diyip kendini salmış durumda. Bu gayet normal tabi. Sonuçta her zaman önemli bir sınava girmiyoruz. YGS’de ise; ya çok konu var, yapamıyorum gibi cümleler çok duyulur. İlk defa bu kadar fazla çalışıldığı için bir baskı hissediliyor. Program olmadığı için düzensiz ve dengesiz bir çalışma çabası içinde olanlar da var tabi bunların içinde. Bu böyle olmamalı arkadaşlar. Az önce de dediğim gibi; Her zaman önemli sınavlara girmiyoruz hayatta, her zaman fırsatlar çıkmayabiliyor karşımıza, her zaman müsait olamayabiliyoruz. Bunun için dişimizi sıkıp, hiç bir engelin bizi etkilememesini sağlamalıyız. Bunların üstesinden gelmeliyiz, gelmeliyiz ki başımız ağrımasın, iyi yerlere düşelim. Değil mi…

Sınav Dönemi Yapılan 10 Yanlış Gördüğünüz gibi. İş baya ciddi. Ancak bilin ki, bir hedefiniz var ve siz o hedef için uğraşırsanız bu okuduklarınızı meydana getirme şansınız olur. Yani siz isterseniz, SEN İSTERSEN bunlar olur. Ve belki de ileride mutlu bir hayat, elinde tutabileceğin güzel bir mesleğin olur. Hayali ne güzel demi..

İnşallah Başarır ve Verimli birer Birey olursunuz..

Aklınıza takılan bir soru veya danışmak istediğiniz bir durum olursa aşağıya yorum yazabilirsiniz. Elimizden geldikçe yardım etmeye çalışırız.

İnternetten Ders Dinlemek

Hiç yorum yok
İnternetten Ders Dinlemek son yıllarda oldukça çoğaldı ve imkanları . Herhangi bir konuda başarısız olan bir öğrenci öğrenmek istediği konuyu internet üzerinden izleyip öğrenme fırsatını bulabiliyor. Bu durumun hem olumlu hem de olumsuz yönleri vardır.



İnternetten Ders Dinlemenin Olumlu Yönleri


 Gerek özel durumları gerekse maddi imkânsızlıklarından dolayı bir dershaneye veya etüt merkezine gidemeyecek olan öğrenciler bu imkâna sahip olan öğrencilerin ulaşabildiği her türlü konu ve bilgiye ulaşabilmektedir.
Öğrenci dershaneye gidiyor olsa bile aklına takılan bir konuyu veya detayı günün her saatinde öğrenebilecek kaynaklar bulabilmektedir.

Öğrenci herhangi bir yol zahmeti çekmeksizin çalışmak istediği derse ulaşabilir, bu da onun hem zamanından hem de çalışma enerjisinden tasarruf etmesini sağlar. Ayrıca, internetten ders izlemek oldukça hesaplıdır, dershaneler veya özel öğretmenler aileleri maddi açıdan sarsmaktadır.

İnternetten Ders Dinlemenin Olumsuz Yönleri


 Öğrencinin iradesi zayıf ise internette ders çalışayım derken uzun bir vaktini sosyal medya sitelerinde dersle alakasız bir şekilde geçirerek boşa harcayabilir. Eğer öğrenci sürekli internetten ders izlemek ve dinlemek durumunda ise oldukça sağlam bir iç disiplinine ihtiyacı vardır. Çalışma saatlerini, soru çözme ve tekrar programlarını tümüyle kendi başına yapmak zorunda kalır.

İnternette gereksiz bilgi paylaşanlar da çok olduğu için kaliteli içeriği bulması öğrencinin detaylı bir araştırma yapmasını gerektirir, bu ise öğrencinin biraz zamanını alabilir. İnternet üzerinden ders alan bir öğrenci rehberlik veya bir eğitim koçluğu hizmeti alamadığı için özellikle psikolojik olarak bunaldığı dönemler bunun eksikliğini hissedebilir.

İzledikten Sonra Neler Yapılmalı?


 Hiçbir ders not alınmadan çalışılmaz. Bu sebeple özellikle internet üzerinden ders çalışan bir öğrenci ders esnasında konuyla ilgili notlar almalıdır. Youtube‘da Dersi izledikten sonra ise edindiği bir deftere konunun özetini çıkarmalı, önemli notları renkli kalemlerle dikkat çekici bir şekilde almalıdır. Tekrar yaptıktan sonra konuyla ilgili soru çözümüne geçebilir. Olumlu ve olumsuz yönleri göz önüne alındığında öğrenci başarılı olacağına inanıyorsa online ders dinle programlarına katılmalıdır.

Kuşburnu Çayının Önemli Faydaları

Hiç yorum yok
Kuşburnu çayı, gül bitkisinin yalancı meyvelerinden yapılmış bir bitkisel çaydır. Çok sayıda gül bitkisi türü olmasına rağmen, kuşburnu araştırmaları Rosa canina (yabani gül) bitkisinin yalancı meyvelerine odaklanmıştır. Kuşburnu denilen meyveler küçük, yuvarlak ve tipik olarak kırmızı veya turuncu renktedir ve genellikle yaz sonu ile sonbahar arasında gelişir. Kuşburnu çayının önemli faydalarından bazıları cildi koruma, bağışıklığı güçlendirme, iltihabı (inflamasyonu) , kalp hastalıkları riskini azaltma, vücudu toksinlerlerden arındırma ve kanserle mücadeledir. Bunların dışında kronik ağrıların azaltılması, sindirim sisteminin yatıştırılması bakımından da iyidir.



Kuşburnu Çayı Nedir?


 Kuşburnu çayı, ezilmiş ya da kurutulmuş kuşburunlarının demlenmesiyle yapılır. Çiçeklerin tozlaşmasını takiben, kuşburnu gelişmeye başlar. Gül bitkisinin çiçekli sapları budanmazsa, gül türlerinin çoğu kuşburnu denilen meyveleri üretecektir. Bu meyveler mutfakta ve alternatif tıp alanlarında farklı şekillerde kullanılmaktadır fakat kuşburnu çayı şeklinde kullanımı daha popülerdir.

Kuşburnu Hasatı ve Kullanımı


 Taze kuşburnu herhangi bir gül türünden hasat edilebilir. Meyveler mümkün olduğunca geç mevsimde toplanmalıdır. Lekelenmiş olanlardan kaçınılmalı bunun yerine, iyi renkte ve hala parlak olan en dolgun meyveler seçilmelidir. Böcek ilacı uygulanan gül çalılarından kuşburnu hasat edilmemelidir çünkü iyice yıkansalar bile hala toksik maddelere maruz kalma şansı vardır. Hasat edildikten sonra kullanmadan önce meyveler iyice yıkanmalıdır. Eğer kurutulacaksa bunu ticari bir kurutucu ile yapmak daha güvenlidir. Hava ile kurutma, havadaki kirleticilere maruz kalma ve çürümeye neden olabilir.

Kuşburnu Çayı Besin Değerleri


 Kuşburnunun sağladığı faydalar,B vitamini, C vitamini, E vitamini, karotenoidler, flavonoidler, kateşinler, polifenoller ve gül bitkisinin hem meyvesinde hem de ekstresinde bulunan diğer fitokimyasalların varlığından kaynaklanmaktadır.

Kuşburnu Çayının Faydaları


 Zayıf bir bağışıklık sistemi, cilt rahatsızlıkları, kronik ağrı, hazımsızlık, yüksek toksisite seviyeleri, artrit, gut, inflamatuar durumlar, yüksek kolesterol ve hipertansiyondan muzdarip olanlar veya kalp hastalığı veya kanser riski taşıyanlar kuşburnu çayı içmeyi düşünebilir.

Kardiyovasküler Hastalıkları Önler


Kuşburnu denilen meyvelerin içerdiği antioksidanların yüksek seviyelerde olması nedeniyle kardiyovasküler etkisine yönelik birçok araştırma vardır. Çalışmalara göre kuşburnu çayında bulunan polifenolik bileşikler ve lökosantosinler kalp hastalıkları riskinde azalma sağlamaktadır. Bir araştırmada, 6 hafta boyunca kuşburnu içeceği tüketilmesinin sistolik kan basıncını ve kolesterol düzeyini düşürdüğü, kalp ve damar hastalıkları riskini % 17 azalttığı bulunmuştur. Bu çay aynı zamanda kardiyovasküler hastalıkların oluşumlarının azalmasıyla bağlantılı olan likopen açısından da zengindir.

Antioksidanlar Açısından Zengindir


Kuşburnu çayında bulunan antioksidanlar kanser önleyici özelliklere sahiptir. Bazı araştırmacılar kuşburnu çayındaki polifenollerin kötü huylu (malign) hücrelerin büyümesini engellemekten sorumlu olduğunu iddia etmektedir. Kanser ve kuşburnu arasındaki bağlantı üzerinde araştırmalar devam etmektedir ancak erken sonuçlar çok umut vericidir.

İnflamasyonu Azaltır


Osteoartrit ve romatoid artritle ilgili araştırmalar kuşburnu çayı içilmesiyle hareketliliğin artabileceğini, iltihabın azalabileceğini, yaşam kalitesinin daha iyi duruma gelebileceğini, iltihaplı dokularda oksidatif stresin azalabileceğini göstermiştir. Bu durum sindirime de fayda sağlar çünkü anti-inflamatuar özellik bağırsak hareketini düzenler, bağırsak dokularını sakinleştirir.

Vücudu Detoksifiye Eder


Kuşburnu çayının toksinleri uzaklaştırabildiği, vücuttaki istenmeyen tuzları ve yağları yok edebilen idrar söktürücü (diüretik) ve müshil özellik taşıdığı bilinmektedir. Metabolizma düşüklüğü, kabızlık ya da zayıflamış bir bağışıklık sistemi ile mücadele edenlerin böbrekler ile karaciğer üzerindeki yükün azaltılmasına yardımcı olabilmek, toksinlerden kurtulmak için kuşburnu çayı içmesi doğru olabilir. Kuşburnu çayı, sindirimi uyararak, idrara çıkmayı artırarak bunların gerçekleşmesine yardımcı olabilir.

Analjezik Gibi Davranır


Kuşburnu çayındaki flavonoidler ve karotenoidler ağrı kesici (analjezik) özelliktedir. Kronik artrit, yaralanma ya da burkulma durumlarında yaşanan akut ağrıların hafifletilmesi ve iltihabın giderilmesi için yararlıdır.

Cilt Bakımına Yardım Eder


Birçok kişi cilt görünümünde düzelme sağlamak için kuşburnu çayını tercih etmektedir. Bunun nedeni kuşburnu çayındaki bazı kimyasalların sıkıştırıcı olmasıdır ayrıca en çok ihtiyaç duyan cilt bölgelerine antioksidanlar sağlar. Böylece ciltteki çizgiler ve kırışıklıklar azalır, kuru ya da zarar görmüş ciltteki iyileşme hızlanır, egzama, akne, sedef hastalığı gibi enfeksiyonlar ve iltihaplanma önlenir.

Bağışıklığı Güçlendirir


Kuşburnu bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olan C vitamini açısından zengindir. Kuşburnu çayı ayrıca beyaz kan hücrelerinin sayısını artırır ve özellikle yaralanma, hastalıktan veya ameliyattan iyileşme döneminde büyümeyi teşvik eder.

Kuşburnu Çayının Yan Etkileri


 Kuşburnu çayı içmeyi düşünen kişilerin tıbbi geçmişlerine veya mevcut durumlarına göre bu çayı kullanmaktan kaçınması gerekebilir. Kuşburnu çayının yararları çoktur ama mide-bağırsak sorunları, uykuyla ilgili sorunlar, böbrek taşları ve kanama gibi yan etkileri de olabilir. Yan etkiler kısaca aşağıda açıklanmıştır:

Mide sorunları: Kuşburnu çayı içmenin en yaygın yan etkileri ishal, bulantı, şişkinlik ve kramp gibi gastrointestinal sorunlardır. Kusma ve kabızlık da görülebilir. Bu genellikle çok fazla kuşburnu çayı içildiğinde görülür ancak bu gibi belirtiler kuşburnu alerjisi olan herkesi etkileyebilir. Alerjik reaksiyonlar dilin, dudakların, boğazın şişmesini içerebilir ve ciddiye alınarak tedavisi yaptırılmalıdır.

Uykusuzluk/yorgunluk: Bazen insanlar kuşburnu çayı içtiğinde uyku düzeniyle ilgili sorunlar yaşar. Bu, gün boyunca yorgunluk, halsizlik veya geceleri uykuya dalmada güçlük şeklinde belirti verebilir. Bu çayı almadan önce, özellikle uyumada zorluk yaşayanlar doktorlarına danışmalıdır.

Kanama: Kuşburnu çayında bulunduğu bilinen aktif bileşikler, kan pıhtılaşmasını önleyeceği için kanamayla ilgili durumları şiddetlendirebilir, bu yüzden kanama bozukluğu yaşayanlara kuşburnu çayı önerilmez.

Böbrek taşları: Bazı çalışmalar, bu çayda bulunan yüksek konsantrasyonda C vitamini nedeniyle, özellikle erkeklerde böbrek taşı oluşma riskini artırabildiğini göstermiştir. Bu çay beslenmeye dahil edilmeden önce bir doktorla özel sorunlar ve riskler hakkında konuşulmalıdır.

Hamilelik: Kuşburnu çayının hamile kadınlar üzerindeki etkileriyle ilgili araştırmalar eksiktir ancak hormonal etkileri nedeniyle, özellikle birinci ve ikinci trimesterde olanlar hamile kadınlara önerilmez.

Doğal Cilt Sıkılaştırma Yöntemleri

Hiç yorum yok
Cilt sıkılaştırmak için bitkisel yağlardan ve doğal ürünlerden yararlanılabilir. Bu sayede cilt daha canlı ve aydınlık bir görünüm kazanır. Cildi sıkılaştırmak için kullanılabilecek farklı yağlar ve maske tarifleri bulunmaktadır. Doğal Cilt Sıkılaştırma Yöntemleri hem ekonomik hem de ev ortamında kolaylıkla yapılabilecek yöntemlerdir.



Cilt Sıkılaştırıcı Yağlar


 Portakal yağı: İçinde yer alan farklı vitamin ve minerallerin yardımıyla cildin sıkılaşmasını ve daha gergin bir görünüm almasını sağlar. Düzenli periyotlarla kullanıldığında etkilerinden daha iyi yararlanılabilir. Bir parça pamuk portakal yağına batırılıp cilt pamukla silinir. Gün içinde bir defa uygulanması yeterli olur. Hassas cilt tipine sahip olan kişiler haftada bir defa uygulamalıdır.

Kantaron yağı: Cilt hücrelerinin hızlı bir şekilde onarılmasını ve yenilenmesini sağlar. Yara ve yanık tedavilerinde de oldukça başarılı bir bitkisel yağdır. Pamuk parçası ya da parmak uçlarıyla cilde uygulanabilir. Cilde dairesel hareketlerle masaj yapılarak sürülmelidir. Haftada bir kez tekrarlanması yeterli olur.

Kayısı çekirdeği yağı:
Kayısı çekirdeği yağı asla tek başına kullanılmamalıdır. Günlük kullanılan nemlendirici ya da losyonun içine eklenerek kullanılabilir. Cildin sıkılaşmasını ve daha gergin bir görünüm kazanmasını sağlar.

Yasemin yağı: Hücrelerin yenilenmesini sağlayan yasemin yağı cilt sıkılaştırıcı doğal yöntemlerden biridir. Bir parça pamuk az miktarda suyla nemlendirilip üzerine birkaç damla yasemin yağı eklenir. Hazırlanan pamukla cilt silinir. Gün aşırı bir defa uygulanması yeterli olur.

Avokado yağı: E vitamini açısından mükemmel bir kaynak olan avokado yağı bir miktar suyla inceltilerek kullanılmalıdır. Cildi sıkılaştırmak ve daha gergin bir görünüm kazanmak için haftada 3 defa uygulanması yeterli olur.

Yosun yağı: Doğal cilt sıkılaştırma yöntemlerinden biri olan yosun yağı ciltte peeling etki bırakır. Ölü derinin atılmasını sağlar. Cildin daha parlak ve gergin görünmesine yardımcı olur. Parmak uçlarına birkaç damla damlatılıp cilde masaj yaparak uygulanır. Ciltte 2 saat kadar bekletildikten sonra cilt bol suyla yıkanıp, ardından uygun bir nemlendirici kullanılır.

Fındık yağı: Cilt sıkılaştırıcı etkisinin yanı sıra cilt çatlaklarına karşıda kullanılabilir. Parmak uçlarıyla cilde masaj yapılarak uygulanır.

Çilek yağı: Besleyici etkisi olan çilek yağının sıkılaştırıcı etkisi de bulunmaktadır. Bir parça pamuk az suyla nemlendirilip üzerine birkaç damla çilek yağı damlatılır. Hazırlanan pamuk cilde sürülür. Haftada 2 defa uygulamak yeterli olur.

Cilt Sıkılaştırıcı Maske Tarifleri


 Hassas Ciltler İçin

1 tane yumurta akı
1 çorba kaşığı bal
Hazırlanışı: Yumurta akı bir kase içine eklenip üzerine bal ilave edilir. Bir çatal yardımıyla hızlı bir şekilde karıştırılır. Cilt önceden temizlenip hazırlanan karışım cilde sürülür. Ciltte kuruyana kadar bekletilip bol suyla yıkanır.

Yağlı Ciltler İçin

2 çorba kaşığı mısır unu
6 damla limon suyu
6 tane çilek
Hazırlanışı: Doğal cilt sıkılaştırma yöntemleri arasındadır. Çilekler blenderdan geçirilip, üzerine mısır unu ve limon suyu eklenir. Homojen bir şekilde karıştırılıp hazırlanan maske cilde uygulanır. 20 dakika bekletilip bol suyla temizlenir.

Hangi Mesleği Seçmeliyim?

Hiç yorum yok
Meslek seçimi hala okuyan kişiler için büyük bir problem olarak görülmektedir. Fakat bunu kendilerine büyük bir dert olarak görmeleri yanlıştır. Çünkü meslek seçimi bir anda karar verilerek yapılması gerek kolay bir seçim değildir. Bu yüzden de meslek seçecek kişilerin ya da meslek seçemeyenler ilk olarak kendilerini tanımaları ve iyi bir araştırma yapmaları gerekiyor. Sınava hazırlanan kişilerin bu konuya  sınav bitene kadar kafa yormamalarını tavsiye ediyoruz.


Sınav zamanı sınava hazırlanın sınavınız bittikten sonra ise tercih zamanına kadar oluşan boşlukta kendinizi tanımaya çalışın sevdiğiniz ilgi alanlarından başlayın. İlgi alanlarınızı bir yere yazdıktan sonra bu ilgi alanlarınız ile uyuşan meslekleri araştırıp Meslek Seçemeyenler kendinize en uygun mesleği bulmak için büyük bir adım daha atın. Seçtiğiniz mesleğin sizi ileride mutlu edeceğine emin olduğunuz zaman o meslek üzerine tercihlerinizi yapın. Türkiye’de binlerce insan yaptığı yanlış meslek seçimleri yüzünden çalıştıkları yerde mutsuzlar ve bu mutsuzlukları üretkenliklerini’de düşürmektedir. Sizler bu hataya düşmemek adına araştırmalarınızı geniş kapsamlı yapın ve seçtiğiniz mesleği gidip yerinde inceleyin bu sizin yararınıza olacaktır.

Meslek Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler


 Meslek Seçemeyenler Meslek seçerken pek çok kişinin yaptığı diğer büyük hata ise rahatlarını düşünmek yerine alacakları paraya takılmalarıdır. Bu yapılan en büyük yanlıştır. Çünkü seçtiğiniz mesleği büyük bir olasılık ile ömür boyu devam ettireceksiniz. Bu yüzden parasına değilde sizin için rahat olmasına özen göstermelisiniz. Rahat bir mesleğe sahip olursanız kendinizi daha iyi geliştirerek kazanacağınız paraları kat kat yükseltebilirsiniz. Bu sizin elinizde.

Meslek Seçemiyorum!


 Meslek Seçemeyenler, bu konuda en iyi fikirleri seçmiş olduğunuz meslek sahiplerine bizzat giderek sorabilir, iş hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz. Hatta orada bulunan kişilerden rica ederek bir kaç gün çalışma ve işi tecrübe etme şansına sahip olabilirsiniz. Bu sayede “Ömür boyu bu mesleği yapabilir miyim? ne kadar para kazanırım?” gibi sorularınıza da birinci ağızdan cevap bulabilirsiniz. Çevrenizden mesleğiniz hakkında bilgisi olmayanların söylediklerine kulak asmamanızı tavsiye ediyoruz. Bu işi bilen ve bu konu hakkında detaylı bilgiye sahip olmayan kişiler yüzünden yanlış seçimler yapabilirsiniz. Ve bu da size bir ömür boyu büyük bir yük olur ve mutsuz bir iş hayatına sahip olursunuz.
© Tüm Hakları Saklıdır
Tasarlayan Bileceksin