Gündem

gundem

Nasıl Olunur?

nasıl olunur

Eğitim

Spor

Güncel

teknoloji

Finans

Yaşam

Teknoloji

Sınavsız Devlet Memuru Nasıl Olunur?

Hiç yorum yok
Fetö mensubu devlet memurlarının kamu kurumlarından ihraç edilmesi kamu da detaylı kadrolarda memur açığı ortaya getirdi. KPSS imtihanı evvel fazlası aday bir umut imtihana girdi ve boşalan kadrolara yerleşme hayali kurdu. Ülkemizde devlet memuru olmak amacıyla en az lise mezunu olmak koşul koşulurken Kamu personel seçme ve yerleştirme sınavında başarılı bulunduğunuz taktirde memur olmak amacıyla az da olsa bir kapı aralanmış oluyor. KPSS’nin memur alımı amacıyla en büyük etkenlerden biri bulunduğunu hepimiz biliyoruz. Bu imtihana giren bütün memur adayları canla başla çalışmakta ve hırslı bir şekilde adımlar atmaktadır.



Sınavsız Devlet Memuru Olma Şartları


 Bu imtihanla memur olmak eskisi kadar basit değildir. Memur olabilmek amacıyla en az 70 puan aranırken barajı geride bıraktığımız öğrenciler amacıyla sözlü mülakatlar söz hususu olmaktadır. Sözlü mülakattan geçmek de sanıldığı kadar basit değildir. Bütün bu aşamaları geride bıraktığımız ve tercih yapmış bulunduğu memurluklara atanan vatandaşlarımız amacıyla yaşam koşulları basit bir hal almaktadır.

Memur Olmanın Avantajları Nelerdir?


 Devlet memuru bulunduğunuz taktirde işiniz garanti altındadır. Yüz kızartıcı hiçbir suç işlemezseniz şayet memuriyetiniz emekli imkan kadar devam edecek ve yüksek gelirler elde edeceksiniz. Haftasonları tatil olması başka faydalardan biridir. Sabah 8 akşam 5 saatleri arasında çalışmaktadırlar. Yıllık izinleri ve resmi tatilleri, Bayram günler tatildir. Bütün bu saymış bulunduğumuz faydalar memurlar için gerektiğince önemlidir. Memur olmak isteyen ve bir türlü başarılı olamayan memur adaylarının da bu üstünlükleri düşünerek daha hırslı bir şekilde çalışmasını isteriz.

Sınavsız Devlet Memuru Alımı 2020


 Vatandaşımızın kafasına yer eden KPSS gerçekte fazlası kuruma atanmanıza destek sağlarken imtihansız geçiş hakkından yararlanmak isteyen memur adaylarının da bu husus üstünde detaylı bir şekilde durması gerekmektedir. Bazı kurum ve kuruluşlar kendi personelini kendisi seçerek onlara devlet memuru olmalarına hak tanımaktadır. Bu hal karşısında imtihan koşul koşulmadığından fazlası vatandaşımız bu kurumlara müracaat yapmaktadır. Başvuru tarihlerinin ilk gününden son gününe kadar kalabalık olan bu bölge mesai saati bitiminde işlemlerini bitirmiş olmaları gerekmektedir.

Sınavsız Memur Alımı Yapacak Olan Kurumlar


  • Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Memurları
  • Bakan Yardımcı Kadroları
  • Başbakan Baş Müşaviri Alımları
  • Başbakan Müşavir Kadroları
  • Başbakanlık Basın Müşaviri Kadroları
  • Bakanlık Müşaviri Kadroları
  • Avukat ve Şube Müdürü Uzmanları
  • Bakanlar Kurulu Sekreterliği Kadrosu
  • Din İşleri Yüksek Kurul Üyesi

Bu memurlara müracaat yapmak amacıyla öncelikli olarak müracaat formunuzu tamamlamış olmalısınız.

Sınavsız Devlet Memuru Nasıl Olunur?


 KPSS Sınavı ardından internet üstünden oluşturulan atamalar bir yana, şayet memur özel bir kurumun memuriyetine müracaat yapar ise, mülakat adı verdiği seçme sistemi döneme girmektedir. Bu sistemde imtihan ardından lüzumlu evraklar teslim edilir ve alıncak personel sayısına kadar kurulan seçme komisyonu doğrulusunda adaylar sözlü imtihana çağırırlar. Bu imtihanda her ne kadar genel kültür ve mesleki bilgi gerektiren sorular sorulabilse de, asıl gaye bireyin devlet memurluğuna ideal olup olmadığının tespitidir. Komisyonlar konuşmasına, hitap tarzına, karakteristik özelliklerine göre mülakata giren adaylara puan verirler. İşte bu puanlar KPSS ve başka notlar ile birleştirilerek bireyin temel puanı oluşturulur. Bütün yazılı imtihanlardan 100 alan bir aday, başvurmuş bulunduğu meslek amacıyla ideal olmayabilir. işte bu hale mülakat imtihanı ile karar verilmektedir.

En Çok Para Kazanan Mühendislikler

Hiç yorum yok
Eğer matematik, bilim ve bir şeyler inşa etmeyi ve yaratmayı seviyorsanız, bir mühendislik uzmanı bu becerileri kazançlı bir kariyere dönüştürmenize yardımcı olabilir. İşverenler her zaman iyi mühendisler ararlar ve sundukları maaşlar bu alandaki profesyonelleri ne kadar ödüllendirdiklerini gösterir.



En Çok Para Kazanan Mühendislikler Hangileri?


  Tüm mühendisler için ortalama başlangıç ​​maaşı 58.000 $ ve ortalama kariyer ortası maaşı 98.000 $ 'dır. Bununla birlikte, çalıştığınız mühendislik alanına bağlı olarak bu çok değişebilir. Örneğin, makine mühendisleri ziraat mühendislerinden daha fazlasını yapma eğilimindedir.

Hangi mühendislik kariyerlerinin en yüksek maaşlı işlere yol açtığını mı merak ediyorsunuz? College Factual, maaşları en yüksek 10 majör majörden oluşan bu listeyi oluşturmak için maaş olarak sıraladı. Ayrıca, her bir ana dal için hangi okulların en iyi olduğu ve her bir ana dalın ne kadar popüler olduğu hakkında bilgi verdiler.

Bilgisayar Mühendisliği (CE)



Nesnelerin İnterneti'ni ve dijital teknolojideki diğer gelişmeleri benimsediğimizde, bilgisayar mühendisleri dünyaya giderek daha ayrılmaz hale geliyor. Bu nedenle, ortalama 60.775 $ erken kariyer maaşı kazanırlar.

Kariyerlerinin ortasına ulaştıklarında ve daha uzun yıllar çalıştıklarında, bilgisayar mühendisleri için ortalama maaş 104.749 $ 'dır. Derecenizi Columbia Üniversitesi, ABD Deniz Harp Okulu veya Princeton Üniversitesi gibi belirli okullardan alırsanız bu ortalama daha da yüksektir.

Bilgisayar mühendisliği için en popüler okullar Ohio State Üniversitesi, Urbana-Champaign'daki Illinois Üniversitesi ve Lowa Eyalet Üniversitesi'dir.

Elektrik Mühendisliği (EE)



Elektrik mühendisliği, mühendisliğin en popüler ikinci ana dalını oluşturur ve mezunların aldığı yüksek maaşlar kesinlikle yardımcı olur. Kariyerlerinin başında, elektrik mühendisleri eve ortalama 61.608 dolar maaş getiriyor.

Kariyer ortasında bu ortalama 105.789 dolara kadar çıkıyor. Princeton, ABD Deniz Harp Okulu ve Yale'den EE mezunları daha da fazlasını yapar.

En yüksek EE ana dallarını çeken kolejler California-Berkeley Üniversitesi, Austin'deki Texas Üniversitesi ve Urbana-Champaign'daki Illinois Üniversitesi'dir.

Okyanus Mühendisliği (OE)



Okyanus mühendisliği yılda sadece 200 mezun üretebilir, ancak bu kişilere oldukça iyi ücret ödenir. Ortalama erken kariyer ve orta kariyer maaşları sırasıyla 63.333 $ ve 105.050 $ 'dır. ABD Deniz Harp Okulu, Rhode Island Üniversitesi ve Florida Teknoloji Enstitüsü öğrencileri daha da fazla kazanıyor.

Çevre, enerji ve kaynak yönetimi mühendislerine olan ihtiyaç arttıkça, okyanus mühendisleri için iş görünümü diğer mesleklerden çok daha hızlı artmaktadır - 2016'dan 2026'ya kadar olan dönemde% 12-14 büyüme oranında.

Gelecekteki okyanus mühendisleri için en popüler kolejler Texas A&M Üniversitesi, ABD Deniz Harp Okulu ve Florida Atlantic Üniversitesi'dir.

Kimya Mühendisliği



Kimya mühendisliği her yıl 10.000'den fazla öğrencinin lisans derecesi aldığı en popüler mühendislik dallarından biridir. Bu öğrenciler 64,325 $ ortalama erken kariyer maaşı ile kazançlı kariyer devam. Kariyerlerinin ortasında bu ortalama 109.904 dolara yükseliyor.

Diğer ana dallarda olduğu gibi, bir kimya mühendisinin maaşı, katıldıkları üniversiteye bağlı olarak biraz değişebilir. Yale, Columbia ve UT Austin'den mezun olan öğrenciler önemli kazanç artışları görürler.

Kimya mühendisleri için en popüler kolejler? İlk üçü California-San Diego Üniversitesi, Georgia Teknoloji Enstitüsü ve Ohio Eyalet Üniversitesi'dir.

Nükleer Mühendislik



Yılda yaklaşık 500 öğrenci nükleer mühendislikte lisans derecesi almaktadır. Nükleer mühendisler için diğer mühendislik dallarında olduğu kadar istihdam imkanı yoktur. 2016-2026 döneminde bu alan için beklenen büyüme oranı sadece% 4'tür - tüm işgal büyüme oranından biraz daha yavaştır.

İşgücüne girdikten sonra, yeni nükleer mühendisleri ortalama 65.155 dolar maaş alıyorlar. Zamanla bu ortalama 107.700 $ 'a yükselir. Derecenizi UC Berkeley, ABD Askeri Akademisi veya MIT'den alırsanız, daha da fazlasını yapabilirsiniz.

Pennsylvania Eyalet Üniversitesi, nükleer mühendislik bölümleri için en popüler üniversitedir. Urbana-Champaign'daki Illinois Üniversitesi ve Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi çok geride değil.

Metalurji Mühendisliği



Metalurji mühendisleri, metalik elementlerin ve alaşımlarının fiziksel ve kimyasal bileşenlerini inceler.  Mezunları yılda yaklaşık 170 öğrenci.

Yeni metalurji mühendisleri ortalama 65.400 $ kazanıyor ve bu kariyer ortası itibariyle 97.500 $ 'a yükseliyor. Colorado Üniversitesi Maden Okulu veya Montana Üniversitesi Montana Tech diploması olan öğrenciler daha da yüksek maaş alma eğilimindedir.

Genel öğrenci sayısı az olmasına rağmen, bu ana dal için diğerlerinden daha popüler olan birkaç üniversite vardır. Colorado Maden Okulu, El Paso'daki Texas Üniversitesi ve Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi listenin başında yer aldı.

Antik Mısır Hakkında Bilinmeyenler

Hiç yorum yok
Gizemli dini yaşantısı, Tunç devrine damga vuran devlet ve siyaset anlayışı ve yüz binlerce turist tarafından ilgi ile gezilen günümüze kadar gelmiş hayret uyandırıcı yapıları ile Eski Mısır merak ve hayranlık uyandırmaktadır. Peki, Antik Mısır gerçekten bu kadar hayret uyandırıcı olduğu doğru muydu? Bilinen bilgilerin hepsi doğru mu yada eksik olan bilgiler var mı? Antik Mısır gerek turizm gerekse tarih açısından her zaman merak konusu olmuştur.




Antik Mısır, genel olarak bilinenden belki de daha hayret vericidir. Bu şaşırtıcı genel kültür bilgilerinden bazıları şunlardır

Yazının Bulunması



 Herkes yazının Sümerliler tarafından icat edilip ortaya atıldığını bilir bu doğrudur. Fakat yazı neredeyse aynı dönemlerde Mısır’da da mevcuttur. Bu sebeple tarihçiler tarafından Sümer’den 50 yıl sonraya yani M.Ö 3150 yılında tarihlendirilmiştir.

Tek Tanrı Güneş Tanrısı mı?



 Bilindiğinin aksine Mısır’da tek bir Güneş tanrısı yoktur. Yer altının ve yer üstünün olmak üzere iki güneş tanrısı vardır: Amon ve Ra

Dini Reform



 Mısır’da Firavun Akhenaton zamanında bir dini reform yapılmış ve tüm tanrıların üzerinde tek bir tanrı olan Aton’a tapılması istenmiştir.

Tarihteki İlk Antlaşma



 Tarihte bilinen ilk antlaşmalardan biri Mısır ve Hititler arasında yapılan Kadeş antlaşmasıdır.
Antik Mısır’ın büyük düşmanı Hititlerdir. Suriye bölgesi için savaşırlar. Ege kavimlerinin istilasını durdurabilen tek devlet Antik Mısırdır.

Mısırı oluşturan ve onun kültürünü var eden her yıl taşan Nil nehridir. Mısır aslında tek bir bölge değildir. Aşağı ve Yukarı Mısır olmak üzere ikiye ayrılır ve iki ayrı kültür yaşatılır. Mısırda kölelik bir yaşam tarzına dönüşmüştür. Köleler işçi olarak çalışıp akşam kendi evlerine gider ve ücret alırlardı.

Antik Mısır’da yanlış hesaplamalar sonucu yamuk yapılan bir eğik piramit mevcuttur. Bu uzaylıların parmağı olduğu gibi iddiaları yıkmaktadır.

Hekim Tanrı



 Mısır’da tıp ve eczacılık çok gelişmiştir. Bazı hekimler öldükten sonra tanrı olarak tapınım görmüştür. Mısırda ölüler dünyası soğuk ve karanlıktır. Piramitler birer mezar olarak inşa edilmiştir.Ölümden sonra yaşam inancı mevcuttur. Bu bakımdan olsa gerek İslan dini ile çoğu özellikleri benzetilmektedir.

Krallar


 Antik Mısır’ın ilk kralı hakkında net bilgi yoktur. Firavunlara tanrı olarak tapılır. En güçlü firavunlardan biri Ramses’dir. Mısır Firavunları üvey kardeşleri ile evlenebilirler. Halkın firavunların aksine kardeşleri ile evlenmesi doğru karşılanmaz. Yani bir nevi kraliyet ailesine tanınmış bir ayrıcalık gibi düşünülebilir.

Para Kazandıran Mobil Uygulamalar

Hiç yorum yok
Günümüzde tek 'tık' ile bilgiye ulaşabildiğimiz gibi artık para kazanma şansına da erişiyoruz. Yüklendiğinde kullanıcıya para kazandıran güvenli mobil uygulamaları sizin için derledik...


Kimlik bilgilerimiz, ofis çalışmalarımız, özel fotoğraf ve anılarımız hepsi dijital alanda artık. Yalnızca 'Offline Dünya'ya ait tek şey para kazanmaktı. Fakat dijital dünyanın değişen ve gelişen yüzü, 'gerçekten' para kazanmamızı sağlayan yeniliklerle de bizleri buluşturmaya başladı. Artık cep telefonumuza yüklediğimiz basit uygulamalarla çektiğiniz fotoğraflardan veya mini anketler doldurarak para kazanmak mümkün!

Kullanıcıya para kazandıran uygulamalar ile aylık gelirinize katkıda bulunabilir ve online dünyada kendinizi geliştirebilirsiniz...

Google Ödüllü Anketler



Google'ın Ödüllü Anketler uygulaması dünyanın en popüler para kazandıran uygulamalarının başında geliyor. Burada kazandığınız paraları yine Google Play üzerinde harcama imkanınız bulunuyor. Bu sayede istediğiniz ücretli bir uygulamayı bedavaya edinmiş olursunuz.

Clashot



Bir stock görsel uygulaması olan Clashot, kullanıcıların çekip, siteye yüklediği fotoğrafları ticari amaçla satmalarını sağlıyor.

Yandex Toloka



Yandex Toloka uygulaması size verdiği görevler ile para kazanmanızı sağlıyor. Her tamamlanan görev için ücretlendiriliyorsunuz ve bu görevleri yerine getirmek için günlük rutininizin dışına çıkmanıza gerek yok!

methinks



methinks fikirleriniz için size para ödeyen bir uygulama.Uygulamayı yüklediğinizde yaptıkları işleri geliştirmek için size danışan girişimcilerle iletişim kuruyor ve onlara tavsiyelerde bulunuyorsunuz. Şimdilik yalnızca İngilizce olan bu uygulamada google çeviri hizmetinden yararlanabilirsiniz.

Premise



Şehrinizle ilgili fikir paylaşma, kısa anketler doldurma ve fotoğraflar çekmek gibi basit görevleri tamamlayarak para kazanmanızı sağlayan Premise, dünya çapında kullanılan uygulamalardan.

Saçlar Sabunla Yıkanır mı?

Hiç yorum yok
Şampuan saçı temizlemek için tasarlanmış bir sıvı deterjan çeşidi, bar (kalıp) sabun cildi temizlemek için tasarlanmış bir alkali maddedir. Her ikisi de saçları etkili bir şekilde temizleyecek temizlik maddeleri olsa da kalıp sabun, onu ideal olmayan bir temizleyici yapan bazı özelliklere sahiptir. Sabunla yıkandığında saçları temiz olacak ama düzenli olarak şampuanla yıkanmaya alıştıysa dolaşacaktır. Sabun yapımı M.Ö. 2800 yıllarına kadar uzanır ve çok amaçlıdır. Banyo, saç yıkama, çamaşır yıkama gibi birçok amaca hizmet eder. Sabunlar, sabunlaşma adı verilen bir işlemde yağ asitlerinin bir bazla (yüksek pH’a sahip sodyum hidroksit ya da diğer adıyla kostik gibi) reaksiyona sokulmasıyla yapılır. Eskiler hayvansal yağları (don yağı) başlangıç malzemesi olarak kullanmıştır ancak modern sabun yapımında Hindistan cevizi, palm yağı veya zeytinyağı gibi bitki yağlar kullanılır. Sabun pazarı, neredeyse tüm temizlik ürünlerinde bulunan sentetik sürfaktanların ya da yüzey aktif maddelerin üretilmesi nedeniyle azalmıştır.



Şampuanda Çok Sayıda Kimyasal Madde Bulunur


Saçlar çoğunlukla cilt yüzeyinin altında bulunan canlı hücrelerden büyüyen ölü bir maddedir. Cilt ise dış tabakasını düzenli olarak yenileyen en büyük, canlı ve gözenekli bir organdır. Çeşitli maddeler doğrudan ciltten kan dolaşımına kolayca girip uzun süre kalabilir. Telaffuzu zor olan maddeler içeren gıdalardan kaçınmaya çalışılırken aynı özen cilde de gösterilmelidir. Buna şampuanlar dahildir. Çoğu şampuan, ham petrolden elde edilmiş bazı sentetik kimyasalları içerir. Bu kimyasallar saç tellerini kalın bir şekilde kaplamak ve saçlara yapay bir parlaklık vermesi için şampuana yüzlerce diğer ürünlerle birlikte eklenir.

Şampuan saçı temizler ama aynı zamanda vücudun doğal olarak ürettiği tüm sağlıklı yağları uzaklaştırır. Şampuan sadece 20. yüzyılın başlarında tanıtılmıştır. Bundan önce, insanlar saçı koruyan yağları çıkarmadan saçları yıkayabilen eski sabunlara güvenmişlerdir. Ancak sabun alkali suda iyi çalışmaz ve uygar bölgelerdeki su daha alkalin olmaya başladığından, sabun bir sorun haline gelmiştir. Böylece şampuan tanıtılmış, hem sert hem de yumuşak suda işe yaraması özelliği ile pazarlanmıştır. Bir çeşit deterjan olan şampuan saçlardan iyi bir şekilde durulanabilir. Bu onun tek iyi noktasıdır.

Saç Yıkamada Sabun ve Şampuan Farkı


 Saç hem asitlere hem de alkalilere (bazik maddelere) tepki verir. Her saçın yılan üzerindeki pullar veya çatıdaki kiremitler gibi küçük pulları vardır. Çoğu şampuan, saçın doğal pH seviyesine yakın olan 4 ila 6 arasında bir pH seviyesine sahiptir. Asit yapıda olan şampuan saç tellerindeki pulların düz durmasına neden oluyor ve saçlar parlak görünür.

Sabunun alkalidir ve alkaliler pH cetvelinde asidik olanın tam tersidir, bu nedenle şampuanın tam tersini yapar. Sert su saçları sabunla yıkamakla birlikte gelen en önemli sorunlardan biridir. Kalıp sabunlar sert su ile birleştiğinde lavaboda, fayanslarda lekeler şeklinde kendini gösteren sabun artıkları oluşur. Saçların sabunla yıkanması sırasında sert su kullanılırsa saçın pulları dikleşir ve sabundan dolayı oluşan ince film tabakası saçların karışmasına neden olur. Saçlar birbirine karıştığından ve pürüzlü olduğundan, tüm sabunu durulamak imkânsızdır, bu da saçların kötü görünmesini sağlar.

Sert Su Problemini Nasıl Çözülebilir?


 Sabun kullanmada yaşanabilecek sorun sabunda değil sudadır, sert su problemi çözülürse rahatlıkla kullanılabilir. Sert su problemini çözmenin iki yolu vardır.

*Su çok sert değilse, şampuan yerine sadece sabun ve eski ucuz bir saç kremi kullanılabilir. Saç kremi saç tellerindeki pulcukları (kutikülü) düzeltir ve sabun kalıntılarının durulanmasını sağlar. Farklı sabunlar ve saç kremleri ile denemeler yapılması gerekebilir. Belki pH dengeli bir saç kremi en iyisidir. Su ve parfüm eklenmeyen bazı sade sabunlar muhtemelen en iyisidir. Sabun kullanılacaksa kontrol edilmesi gereken şey, sabunun, doğal yağlarda bulunan A ve E vitaminlerinin ısıtma işlemi sırasında kaybolmamasını sağlayan soğuk prosesle yapılmış olmasıdır. Bu vitaminler cildin ve saçın beslenmesi için iyidir. Ayrıca sabun soğuk prosesle sabunlaştırılırsa, saçın kurumasını önleyen gliserin sabun içinde kalır.
*Yıkama işleminin bir noktasında biraz zayıf asit eklenebilir. Sadece küçük bir miktara ihtiyaç olduğundan, ucuz sirke bile bir koku bırakmadan bu işi yerine getirebilir. Sabun ve suyla bir sabun çözeltisi yapılabilir ve içine biraz limon suyu eklenebilir.

Kabartma Tozu Saçın Yağını Alır


Birçok doğal temizleyiciler gibi sabit bir tarifi yoktur, ihtiyaçlara uyacak şekilde ayarlanabilir. Saç bakımı için standart miktar, bir bardak ılık su içine bir yemek kaşığı karbonat ya da kabartma tozudur. Kıvırcık veya kalın saçlı olanlar için biraz daha fazla, ince veya narin saçlı olanlar için daha az gerekebilir. Deneyerek herkes kendine en uygun olanı bulabilir. Bir şişeye huni ile bir çorba kaşığı kabartma tozu dökülüp geri kalanını çeşme su ile doldurulabilir. Kabartma tozunun çözünmesi için iyice çalkalandıktan sonra kullanıma hazır olur. Duşta, saçlar su ile iyice ıslatıldıktan sonra tepeden başlayarak kafa derisine kabartma tozu karışımı dökülür ya da fısfıslı şişedeyse sıkılır. Parmak uçlarıyla birkaç dakika masaj yaptıktan sonra durulanır. Karbonatın saçtaki yağı çözme özelliği vardır.

Elma Sirkesi Saçı Yumuşatır ve Parlatır


Elma sirkesi hafif asidiktir ve saç kremi yerine kullanılabilecek iyi bir alternatif olabilir. Elma sirkesinin saçı parlatma ve yumuşatma özelliği vardır. Ayrıca deriyi sterilize eder. Sabunladıktan sonra saçları durulamak için bir bardak ılık suya bir çorba kaşığı elma sirkesi koymak ve bunları banyoya girmeden önce hazırlamak yeterlidir. Fısfıslı pet şişelere doldurulup çalkalanarak banyodan çıkmadan önce saça uygulanabilir veya saçların sadece uçlarına biraz dökülüp birkaç saniye bekletildikten sonra durulanabilir. Elma sirkeli çözelti saçlar iyice durulansa da, kuruduktan hemen sonra bile hafif bir koku hissedilebilir. Yaklaşık 30 dakika sonra koku tamamen uçar.

Saçınızı Nasıl Yıkamalısınız


 *Aslında sirke ve karbonatla yapılan temizlikler de kimyasaldır çünkü karbonat alkalidir, sirke ise asittir (asetik asit) ancak kafa derisinin asit ve baz dengesini koruyabilmesi (nötrleştirmemesi) için her iki ürün peş peşe kullanılmamalıdır.
* Hazırlanan çözeltiler pet şişelere koyulursa hatta kapağına birkaç küçük delik açılırsa kolay kullanılır, uygulama saç diplerine değecek biçimde yapılmalı ve sonrasında durulanmalıdır. Saçları kısa olanlar verilen ölçülerin yarısını kullanabilir.
*Sabuna geçildiğinde saçlar şampuan yokluğuna aşırı yağlanma ile birkaç hafta reaksiyon gösterebilir. Geçiş döneminin birkaç haftadan birkaç aya kadar sürmesi normaldir.
*Geçiş döneminden sonra saçların hala çok yağlı olduğu fark edilirse karbonat miktarı biraz artırılıp sirke miktarı azaltılabilir. Asidik arıtıcı olarak sirke yerine limon suyu kullananlar da vardır.
*Saçlar çok kuru hissediyorsa ve kabarıksa daha az kabartma tozu kullanılmalı, sirke biraz artırılmalı veya sirke yerine bal veya aloe kullanımı denenmelidir.

Sonuç olarak saçlar sabunla yıkanabilir ancak sıvı şampuanlara alışkın olanlar sonuçlardan memnun olmayabilir. Sabun saçlarda kuru ve mumsu bir his bırakabilir ve sıvı deterjanların birçok faydasını sağlamaz. Saça ve vücuda kullanılacak sabun doğal olarak üretilmiş olmalı, fabrikasyon olmamalıdır. Doğal sabunlar paraben, alkol ve koruyucu maddeler içermez. Tek hedef temiz saçlarsa o zaman sabun bir seçenek olabilir. Bu bir ölüm kalım durumu olmasa da şampuansız bir yaşamı denemek mantıklı olacaktır.

Sosyal Girişimcilik Nedir?

Hiç yorum yok
Sosyal girişimcilik, piyasa değerlerinin ve serbest piyasa yöntemlerinin kullanılması ile toplum faydasını gözetecek olan hedefleri yerine getirmektir. Sosyal girişimcilik sırasında, maddi kaynaklar ve ticari yatırımlar ile işlemler gerçekleştirilir. Bu maddi yatırım ve ticari işlemlerden elde edilen maddi kaynaklar ile toplumun faydasına olacak ve toplumu kalkındıracak projeler üretilir. Ticari ve yatırımsal yaklaşımlar ile hem kişinin kazanç sağlaması hem de kişinin yatırımları ile toplumun faydasını gözeten, sosyal gelişim alanlarının oluşturulması, sosyal girişimciliğin içerikleridir.



Sosyal Girişimcilik Projeleri Nasıl Sağlanır?


 Sosyal girişimcilik projeleri, toplumun fayda sağlamasının hedeflendiği yatırımların yapılması ile sağlanır. Sosyal girişimcilik projelerinin gerçekleştirilmesinde, kişilerin ticari hedefleri ve misyonları birer basamak görevi görürler. Sivil toplum projelerine benzer yapılı, ticari amaçlı projeler ile toplum için faydalı olacak ve kalıcılığını zaman içerisinde yitirmeyecek olan işlere imza atılması ile projelerin gerçekleştirilmesi sağlanır. Örneğin; Bill Gates sosyal girişimciler arasında yer alan bir yatırımcıdır. Yatırımcı, kendi servetinden ayırdığı maddi kaynak ile üçüncü dünya ülkelerinde yer alan salgın hastalıklar ile mücadele edilmesi amacı ile bir vakıf kurmuştur. Bu vakıf üzerinden maddi gelir elde edilirken, gelirin büyük oranlı payı ise ülkede bulunan insanların tedavileri için kaynak olarak kullanılır. Bu yöntem sayesinde sosyal girişimcilik koşulları oluşturulur.

Sosyal Girişimlik ile Dünya Çapında Uygulanan Projeler


 Sosyal girişimlik ve sosyal girişimciler sayesinde dünya çapında, ekonomik olarak zor durumda olan ülkelerde, toplumun yaşam standartlarını artıcıcı ve kalıcı faydalar sağlayıcı projeler gerçekleştirilir. Sosyal girişimcilikle dünya çapında uygulanan projeler hakkında bilgiler şu şekilde sıralanırlar:

• Türkiye’de Darüşşafaka, Yusuf Ziya Bey tarafından, kimsesiz çocukların desteklenmesi ve eğitim koşullarının oluşturulması amacıyla kurulmuştur. Yusuf Ziya Türkiye tarihinde yer alan bir sosyal girişimci olarak bilinir.
• ASHOKA, tüm dünya çapında ekosistem kapasitesini artırıcı ve çocukların eğitim ile ilgi alanlarının ortaya çıkarılması adına sosyal girişimcilik projeleri sağlar.
• ASHOKA aynı zamanda, kurduğu proje ve vakıflar ile açlık sorunu ile mücadele verilen coğrafyalarda, insanların balık endüstrisine dahil olmalarına katkı sağlamışlardır.

Sosyal Girişimciliğin Temel Kuralları


 Sosyal girişimciler, hedeflerine ilerlerken belirli sosyal girişimcilik kuralları içerisinde yatırım faaliyetleri gerçekleştirirler. Bu faaliyetler içerisinde yer alan sosyal girişimcilik kuralları şu şekilde sıralanırlar:

• Kurallara göre, yatırım faaliyeti sağlanan alan dünya toplumlarından her hangi birinin sorun yaşadığı bir alanın iyileştirilmesi destekliyor olmalıdır.
• Sosyal girişimcilik şirketinin kendi iş alanlarında profesyonel olarak sayılan kişilerce yönetiliyor olması kuralı benimsenir.
• Sosyal girişimcilik projeleri ile hem kazanç elde ediliyor hem de elde edilen kazançların belirli bir kısmı ile yeni sosyal girişim projelerinin yapılmasına devam ediliyor olması kuralı benimsenir.
• Sosyal girişim faaliyetleri şirketleri ile yapılan işlere ait işlemlerin devamlı olarak raporlanıyor olması kuralı benimsenir.

Sosyal Girişimcilik Neden Bu Kadar Önemli?


  Sosyal girişimcilik maddi kaynakların kullanımı ile toplumun yaralarına, açlığa, eğitim yetersizliğine, susuzluğa, çözüm sağlayan bir projeler bütünü olduğu için bu kadar önem taşınmaktadır. Sosyal girişimciler sayesinde, farklı ülkelerden ve farklı dilleri konuşan insanlar bir araya gelerek, finansal yatırımlar ile hem dünya ekonomisinin katkı görmesine hem de bu ekonomik değerlerden, ihtiyacı olan insanların fayda sağlamasına olanak tanınır.

Sosyal girişimcilik kavramı sayesinde her hangi bir alanda yardıma ihtiyaç duyan bir topluma hazır bir şekilde maddi destek verilmesi yerine, toplumda kalıcılık sağlayacak ve o toplumun bir daha aynı zorlukları yaşamamasına temel sağlayacak projeler yapılır. Örneğin; ASHOKA tarafından açlık çeken toplumların, balık endüstrisine yönlendirilmesi, para yardımı yapılması yerine tercih edilen kalıcı bir yöntemdir. Bu duruma bağlı olarak sosyal girişimcilik küresel olarak kalkınmayı sağlayan bir kavramdır.

Saç Boyaları Güvenli mi?

Hiç yorum yok
Birçok ülkede özellikle kadınlar ve bazı erkekler saç boyası kullanmaktadır. İnsanlar saç boyalarına ve düzleştiricilere ya kendi saçına ya da başkalarının saçına uygularken maruz kalmaktadır. Saç boyalarındaki ve düzleştiricilerdeki bazı kimyasallar ciltten az miktarda emilebilir veya havadaki buharları solunabilir. Zaman zaman saç boyası kullanma ve kanser olma arasındaki bağlantı hakkında söylentiler çıkmakta ve yayılmaktadır. Birçok çalışma, saç boyalarına çeşitli kanser türleri için olası bir risk faktörü olarak bakmıştır. Kuaförler, stilistler ve berberler gibi işlerinin bir parçası olarak düzenli olarak saç boyaları ile çalışan kişilerin boyalara saçlarını ara sıra boyayan kişilerden daha fazla maruz kalmaları muhtemeldir.



Çalışmalar Ne Gösteriyor?


Kansere neden olan veya kanserin büyümesine yardımcı olan bir maddeye kanserojen denir. Araştırmacılar, bir maddenin kansere neden olup olmadığını anlamaya çalışmak için 2 ana çalışma türü kullanır.

*Laboratuvarda yapılan çalışmalarda hayvanlar, tümörlere veya diğer sağlık sorunlarına neden olup olmadığını görmek için bir maddeye (genellikle çok büyük dozlarda) maruz kalır. Araştırmacılar ayrıca bir laboratuvarda petri kabında bulunan normal hücreleri, kanserli hücrelere dönüştürüp dönüştürmeyeceğini görmek için maddeye maruz bırakır. Laboratuvar çalışmalarında, araştırmacılar sonuçları etkileyebilecek diğer faktörlerin çoğunu kontrol edebilir. Yine de, birkaç nedenden dolayı laboratuvar petri kaplarındaki veya hayvanlardaki sonuçların insanlarda aynı şekilde ortaya çıkıp çıkmayacağı her zaman açık değildir.

*Başka bir çalışma türü, farklı insan gruplarındaki kanser oranlarına bakar. Böyle bir çalışma, bir maddeye maruz kalan bir gruptaki kanser oranını, ona maruz kalmayan diğer bir gruptaki oranla veya genel popülasyonda beklenen kanser oranının ne olacağı ile karşılaştırır. Ancak bazen bu çalışmaların sonuçlarının ne anlama geldiğini bilmek zor olabilir çünkü sonuçları etkileyebilecek diğer birçok faktörü hesaba katmak zordur. Çoğu durumda hiçbir çalışma kendi başına yeterli kanıt sağlamaz, bu nedenle araştırmacılar bir şeyin kansere neden olup olmadığını anlamaya çalışırken genellikle hem insan hem de laboratuvar tabanlı çalışmalara bakarlar.

Saç boyaları gibi şeyleri incelemek daha da karmaşık olabilir, çünkü tüm saç boyaları aynı değildir, binlerce farklı kimyasaldan herhangi birini içerebilirler. Bunun da ötesinde, saç boyalarındaki bileşenler yıllar içinde değişmiştir. Başlangıçtaki saç boyaları, 1970’lerin sonlarında laboratuvar hayvanlarında kansere neden olduğu bulunan bazı aromatik aminler de dahil olmak üzere kimyasallar içerdiği için saç boyası üreticileri ürünlerindeki bazı kimyasalları değiştirmişlerdir. On yıllar önce saç boyalarına maruz kalmanın incelenmesi, bugünkü maruziyetlerin incelenmesiyle aynı olmayabilir.

Laboratuvarda Yapılan Çalışmalar


Saç boyalarında kullanılan bazı bileşenlerin (bazı aromatik aminler dahil) laboratuvarboyalarınhayvanlarında, genellikle hayvanlara uzun süre boyunca büyük miktarlarda boya verildiğinde kansere neden olduğu gösterilmiştir. Çalışmalar, bir hayvanın cildine uygulanan bazı kan dolaşımına emildiğini göstermesine rağmen, çoğu cilt uygulaması ile kanser riski arasında bir bağlantı bulamamıştır. Bu sonuçların insanların saç boyası kullanımı ile nasıl ilişkili olabileceği açık değildir.

İnsanlar Üzerindeki Çalışmalar


Saç boyası ürünlerinin kanser riskini artırıp artırmadığını araştıran çalışmaların çoğu mesane kanseri, non-Hodgkin ya da Hodgkin dışı lenfoma, lösemi ve meme kanseri gibi bazı kanserlere odaklanmıştır. Bu çalışmalar 2 grup insanı araştırmıştır:

*Saç boyalarını düzenli olarak kullanan kişiler
*Saç boyalarına iş yerinde maruz kalan kişiler

Mesane kanseri: Kuaförler ve berberler gibi iş yerinde saç boyalarına maruz kalan insanlar üzerinde yapılan çoğu çalışma küçük ama oldukça tutarlı bir mesane kanseri riski bulmuştur. Bununla birlikte, saçları boyanmış insanları araştıran çalışmalar, mesane kanseri riskinde tutarlı bir artış bulamamıştır.

Lösemiler ve lenfomalar: Kişisel saç boyası kullanımı ile lösemi ve lenfoma gibi kanla ilişkili kanser riski arasında olası bir bağlantıyı araştıran çalışmalar karışık sonuçlar vermiştir. Örneğin, bazı çalışmalar saç boyası kullanan kadınlarda, özellikle 1980’den önce kullanmaya başladıklarında ve/veya daha koyu renkler kullandıklarında, Hodgkin dışı lenfoma tipleri (ancak diğerleri için değil) için artmış bir risk bulmuştur. Bazı lösemi riski çalışmalarında da aynı tür sonuçlar bulunmuştur. Bununla birlikte, diğer çalışmalar artmış bir risk bulamamıştır. Saç boyası kullanımının kanla ilgili kanserler üzerinde bir etkisi varsa, küçük olması muhtemeldir.

Meme kanseri: Kişisel saç boyası kullanımı ile meme kanseri arasında olası bir bağlantıyı araştıran çalışmaların sonuçları karmaşıktır. Bazı yeni çalışmalar olmasına rağmen, birçok çalışma risk artışı bulamamıştır.

Diğer kanserler: Diğer kanser türleri için, herhangi bir kesin sonuç çıkarabilmek için çok az çalışma yapılmıştır.

Birçok kişi saç boyalarını kullanır, bu nedenle bu boyaların kanser riskini etkilemesi durumunda daha iyi bir fikir edinmek için daha fazla çalışma yapılması önemlidir.

Neden Endişe Duyuluyor?


Çalışmalar, saç ürünlerinin DNA’ya zarar verebilecek veya vücudun endokrin sistemine müdahale edebilecek olanlar da dahil olmak üzere 5.000’den fazla kimyasal içerdiğini ortaya koymaktadır. Uzmanlara göre kimyasallar kan dolaşımına girip meme dokusu da dahil olmak üzere vücutta dolaşabilmektedir. Önceki araştırmalar, siyah kadınlar için tasarlanmış ürünlerin daha yüksek östrojen konsantrasyonları ve daha fazla endokrin bozucu kimyasallar içerebileceğini bulmuştur. Bazı düzleştiriciler, bilinen bir kanserojen olan formaldehit içerir.

Uzman Kuruluşlar Ne Diyor?


Bazı ulusal ve uluslararası kuruluşlar, kansere neden olup olmadıklarını belirlemek için çevredeki maddeleri incelemektedir. Amerikan Kanser Derneği (ACS) laboratuvar, hayvan ve insan araştırma çalışmaları kanıtlarına dayalı riskleri değerlendirmek için bu kuruluşlara bakar. Bu uzman kuruluşların bazıları saç boyalarını veya bileşenlerini kansere yol açıp açamayacaklarına göre sınıflandırmıştır.

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), bugün piyasada bulunan saç boyaları ile kanser arasında bir bağlantı olduğunu gösteren güvenilir kanıta sahip olunmadığı söylemektedir. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) bir parçasıdır ve ana hedefi kanserin nedenlerini belirlemektir. IARC, kuaför veya berber olarak iş yerinde maruz kalmanın mesane kanseri ile ilgili verilere dayanarak “muhtemelen insanlar için kanserojen” olduğu sonucuna varmıştır. (Diğer kanser türlerine ilişkin kanıtlar karışık veya yetersiz olarak kabul edilir.)
Amerika’daki Ulusal Toksikoloji Programı (NTP), saç boyalarına maruz kalmayı kansere yol açma potansiyeli açısından sınıflandırmamıştır ancak saç boyalarında kullanılan bazı kimyasalları “makul olarak insan kanserojenleri olması beklenmektedir” şeklinde sınıflandırmıştır. ABD kozmetik endüstrisini temsil eden bir ticaret grubu olan Kişisel Bakım Ürünleri Konseyi baş toksikoloğu Linda Loretz saç boyalarının üzerinde en kapsamlı çalışılan tüketici ürünlerinden biri olduğunu söylemektedir. Loretz’e göre tüm kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde olduğu gibi, şirketlerin tüketicilere pazarlama yapmadan önce saç boyalarının, düzleştiricilerin ve tek tek bunların bileşenlerinin güvenliğini kanıtlamaları gerekmekte ve bu ürünler doğru etiketlenmeli, etiketler yanıltıcı olmamalıdır.

Kadınların Bilmesi Gerekenler


 Herkese uygulanan öneriler dışında (sigara içmemek, sağlıklı beslenmek, fiziksel olarak aktif olmak, rutin tarama muayeneleri yaptırmak, vb.) mevcut veya eski saç boyası kullanıcıları için özel bir tıbbi tavsiye yoktur. Sigara içmek mesane kanseri ve bazı lösemi türleri (diğer birçok kanser ve diğer hastalıkların yanı sıra) için bilinen bir risk faktörüdür ve sigarayı bırakmak saç boyası kullanılıp kullanılmadığına bakılmaksızın sağlığı iyileştirebilir.
Bazı insanlar başka nedenlerle saç boyalarına maruz kalmaktan kaçınmak veya sınırlamak isteyebilir. Örneğin, saç boyalarındaki bazı bileşenler bazı insanlarda ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Saç boyaları aslında bazı insanlarda saç dökülmesine neden olabilir. Bazı doktorlar kadınlara hamilelik sırasında (veya en azından ilk üç aylık dönemden sonraya kadar) saçlarını boyamamasını tavsiye eder. Bunun bir sorun olup olmadığından emin olmak için hamilelik sırasında saç boyası kullanımı hakkında yeterli bilgi yoktur ancak doktorlar genellikle bunu sadece güvenli kalmak için önerir.
Bir saç boyası veya düzleştiricide ne olduğunu bulmak zordur çünkü bu maddeler her zaman kutuda bildirilmez. Belirli bir kimyasal açısından, aslında suçlu tanımlanamamıştır. Kadınlar eğer kendilerinde işe yararsa yarı kalıcı bir saç boyasına geçmeyi deneyebilir. FDA, organik içerikli saç boyaları ve diğer kozmetiklerin mutlaka daha güvenli olmadığını belirtmektedir. Bitkisel boya ve kına dışında, saç boyalarının görevini yapması kimyasalların varlığına dayanır. Kadınlara ve erkeklere saç boyalarının kullanılmasıyla ilgili şunlar önerilmektedir:

*Saç boyası uygulanırken daima eldiven giyilmelidir.
*Paketteki talimatlar izlenmeli, tüm uyarılar dikkate alınmalıdır.
*Boya saçlara uygulanmadan önce alerjik reaksiyon riskine karşı her kullanım öncesi bir yama testi yapılmalıdır. Bazı insanlar belirli bileşenlere daha fazla maruz kaldıklarında daha alerjik hale gelir. Bir ürün ilk kez kullanıldığında alerjik reaksiyon görülmeyebilir ancak ikinci veya üçüncü kez kullanıldığında alerjik tepki verilebilir.
*Boya, kutu üzerindeki talimatlarda belirtilen süreden daha uzun süre kafada bekletilmemelidir.
*Kullanımdan sonra kafa derisi su ile iyice durulanmalıdır.
*Farklı saç boyası ürünleri asla karıştırılmamalıdır çünkü bu saça ve saçlı deriye zarar verebilir.
*Kaşları veya kirpikleri boyamak için asla saç boyası kullanılmamalıdır. Bu gözlere zarar verebilir, kör bile olunabilir. FDA, kirpik ve kaşlarda saç boyası kullanılmasına izin vermez.

Bazı yeni saç boyası ürünleri bitkisel bazlıdır. Bu ürünler, saç rengini büyük ölçüde değiştirememesi veya rengin daha erken soluklaşması gibi bazı dezavantajlara sahip olabilir ama yine de bir seçenektir.

Sonuç


Saçları renklendirmek veya düzleştirmek için kullanılan kimyasalların kansere neden olup olamayacağı hakkında sorular yıllardır sorulmaya devam etmektedir. Yakın zamana kadar cevaplar tutarsız ve sonuçsuz kalmış ancak geçtiğimiz günlerde yayınlanan yeni, büyük bir çalışmada ortaya çıkan ayıklayıcı bulgular şöyledir: Kalıcı saç boyası veya düzleştirici kullanan veya başkalarına düzleştirici uygulayan kadınlar bu ürünleri kullanmayan kadınlardan daha yüksek meme kanseri riski taşımaktadır. Kişisel saç boyası kullanımının kanser riskini ne kadar artırabileceği açık değildir ancak sonuçlar saç boyası ve düzleştiricinin meme kanseri gelişiminde rol oynayabileceğini göstermektedir. Şimdiye kadar yapılan çalışmaların çoğu güçlü bir bağlantı bulamamıştır ancak bu konuyu açıklığa kavuşturmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu söylenebilir. Uzmanlara göre kadınlar yeni araştırmaların bulgularından haberdar olmalı ancak aşırı endişe duymamalıdır.

Marka Başvurusu Nasıl Yapılır?

Hiç yorum yok
Markanın olayı, bir işletmenin mal veya hizmetlerinin bir başka işletmenin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlamaktır. Ayırt edilebilmek için marka kurarız. Şiddetle tavsiye edilen bir husus vardır. Bir fikir ete kemiğe büründükten sonra mal veya hizmeti hedef kitleye sunduktan sonra olumlu geri dönüşler alıyorsa en kısa sürede markalaşma işlemlerinin başlaması gerekmektedir. Çünkü olası rakiplerin sizden önce davranarak sizin adınıza ait marka tescili yaparak sizin elinizdeki soyu sopu her şeyi alıp götürebilir. Markanızı tescilletmeye karar verdiniz ve neler yapmanız gerekiyor?



Ön Araştırma


Bir markayı tescil etmeye karar verdiğiniz anda yapmanız gereken ilk şey böyle bir marka başkası tarafından kullanıp kullanılmadığını araştırmak olmalıdır. Ön araştırmayı Türk Patent ve Marka Kurumu‘nun internet sitesinden ücretsiz olarak yapabilmektesiniz. Çoğunlukla bu araştırmayı şirketlerin marka vekilleri yapmaktadır.

Ön araştırmada ret alabilirsiniz. Bu size ciddi zaman kaybı yatabilir. Ret almanızın sebebi aynı ada sahip markalar vb. dir.

Marka Başvurusu


 Sınai Mülkiyet Kanunu‘na göre marka başvurusu yapabilecek hakka sahip kişiler sırasıyla;

  • Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları,
  • Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yerleşim yeri olan veya sınai ya da ticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişiler,
  • Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri dahilinde başvuru hakkına sahip kişiler,
  • Karşılıklık ilkesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişilere sınai mülkiyet hakkı koruması sağlayan devletlerin uyruğundaki kişiler, Türkiye’de marka başvuru yapabilmektedir.

Bu başvuruyu marka vekili de yapabilir, sizde yapabilirsiniz. İlla o yapacak diye bir koşul yoktur. Eğer kendiniz yapacaksanız başvuru hakkında en ince detayına kadar okuyup özümsemeyi ihmal etmeyiniz. Başvuru sırasında konu mal veya hizmetin sınıf numarası (mal veya hizmetin sınıf numarası Nice Anlaşmasına göre belirlenir ve toplamda 45 tane olan mal ve hizmet sınıflarından birini seçmelidir. Bu sınıflar zaman zaman korunmaya çalışılmaktadır ve siz gereksiz “hadi bu da olsun” dediğiniz sınıfları eklerseniz kendi kendinize zarar vermiş olursunuz.) sizden talep edilmektedir.

Daha detaylı bilgiler için Türk Patent ve Marka Kurumu internet sitesinden inceleyebilirsiniz.

Rüçhan Hakkı


Paris Sözleşmesi‘ne veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması‘na taraf ülkelerden birinde marka başvurusu yapma hakkına sahip kişiler veya remi sergilerde teşhir edenler, bu ülkelerde herhangi birinde yetkili mercilere usulüne uygun olarak yaptıkları başvuru tarihinden itibaren altı ay süreyle aynı marka için Türkiye‘de başvuru yapma konusunda rüçhan (markaya öncelik olarak sahip olabilmek) hakkından yararlanabilmektedirler.

Türkiye’de rüçhan hakkını kullanmak isteyenler, tescil ettirmek istedikleri markayla ilgili olarak adı geçen sözleşmelere taraf bir ülkede marka başvurusu yaptığını veya resmi bir sergide markasını teşhir ettiğini, rüçhan hakkını ve ilgili ücretin ödendiğini gösterir belgelerle belgelendirmek koşuluyla Türkiye’de rüçhan hakkından yararlanabilirler.

Başvuru Aşaması


Türk Patent ve Marka Kurumu’nun internet sitesinde yer alan çevrimiçi evrak sisteminde e-imza yada mobil imza başvurusunda bulunabilirler. Başvuru formu usulüne uygun doldurulmalıdır. E-imza ya da mobil imza sahibi olmayanlar ise rezervasyonlu sistem ile yine internet sitesinden giriş yaparak başvuru yapabilirler. Başvuru sırasında dikkat edilmesi gereken şeyler, otun gün içerinde elden veya posta yoluyla evrak birime teslim edilmesi gerekmektedir. Başvurunuzu tamamlayabilmek için sisteme giriş yaptıktan sonra formunda kuruma ulaşması gereklidir. Eğer rezervasyon yaptırmak isterseniz, başvuru tarihi formun oluşturulduğu tarih değil, formun kuruma teslim edildiği tarih olacaktır. Bunu unutmamakta fayda vardır.

Teslim Süreci


Marka başvuru aşamasından marka tescil edilinceye kadar geçen tüm süre bu sürece dahildir.

İnceleme Aşamaları ve İtirazlar


Başvurular kuruma ulaşınca herhangi bir eksiklik veya hata olup olmadığı bakılır. Diyelim ki bir eksiklik veya bir hata çıktı bu durumda size bunu düzeltebilmeniz için 2 ay süre tanınır. Eğer verilen bu zaman içerisinde bir düzeltme veya giderilme yapılmazsa ya başvuru hükümden düşer yada eksikli bir şekilde sürece dahil olur. Eksikli dahilinde ileride işlerin karışma ihtimali olabilir.

İşlemler tamamlandıktan sonra Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca mutlak ret sebeplerinin olup olmadığı yönünden incelenir. Mutlak ret nedenlerinden birinin varlığı halinde, tescili talep edilen maş ve hizmetlerin tamamı veya bir kısmı için reddedilebilmektedir. Mutlak ret sebepleri ile ilgili detaylı incelemeyi hem kanun hem de Türk Patent ve Marka Kurumu üzerinden yapabilirsiniz.

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca kısmi ret sebeplerinin varlığı halinde ise kuruma yapılacak itirazlar üzerine marka başvurusu reddedilebilecektir.

ÖNEMLİ!


Kuruma verilen tüm kararlar kesin değildir ve kurum kararlarına karşı, kararın bildirilmesinden itibaren geçen 2 ay içerisinde söz konusu karardan zarar görenler tarafından yazılı ve gerekçeli olması kaydıyla itiraz edilebilmektedir. İtirazlar, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi tarafından incelenir ve itiraz işlemleri ile ilgili olarak karar verilmektedir. Tabii şunu da unutmamak gerekir, bu dairenin kararına karşı da kararın bildiriminden başlayarak 2 ay içinde, yetkili mahkemede dava açılabilecektir.

Mutlak ret nedenleri yoksa başvuru şartlarında şekilli bir eksik yoksa ilgili marka başvurusu Resmi Marka Bülteni‘nden yayımlanılır. Bülten içerisinde yayımlanan markanın mutlak veya kısmi ret sebeplerini içerdiği ve tescil edilmemesi gerektiği iddiası var ise bu markalara yayımdan itibaren 2 ay içerisinde itiraz edilebilmektedir.

İtiraz halinde, başvurusuna itiraz edilen başvuru sahibi, itiraz sahibinden, itiraz gerekçesi markayı itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından başvuru yada rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre zarfınca Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna veya kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunmasını talep edilebilmektedir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların isplatlanamaması durumunda itiraz reddedilmektedir.

Markanın Tescil Edilmesi


 Eksiksiz yapılan başvurular veya verilen süre zarfınca eksiklerin giderilmesi durumunda itiraz edilmemesi veya itirazın kesin olarak reddedilmesi ve gerekli ücretin ödenmesi hallerinde, başvuruya konu olan markanın tescil işlemi yapılır, marka siciline kaydedilir ve Bülten’de yayımlanır.

Liberalizm ve Sosyalizm Nedir?

Hiç yorum yok
20. yüzyıla damgasını vuran iki devlet ideolojisi vardır, bunlardan bir tanesi Liberalizm, diğeri ise Sosyalizmdir. Soğuk savaş dönemini de düşünecek olursak, liberal kanatta Amerika Birleşik Devletleri, sosyalist kanatta ise Sovyetler Birliği bulunuyordu. Bu iki kavram, devletleri ve toplumları o kadar ayrıştırdı ki, iki ülke, ideolojileri uğruna savaşın eşiğine gelmişlerdi. Dahası bu ülkeler, güçlerini dünyaya kanıtlamak uğruna uzay araştırmaları ve aya ilk insanlı iniş gibi projelere imza attılar. Peki, bu ülkeler neyi savunmaktaydı? Birbirlerini niçin sürekli suçluyor, niçin biri diğeri için şeytan konumundaydı? Bu gibi sorulara cevaplar bulabilmek için öncelikle bu iki kavramı açalım;



Liberalizm Nedir?


 Devlet yönetiminde bireysel özgürlükleri ve serbest piyasa ekonomisini temel alan öğretidir. İşte bu iki kavram; bireysel özgürlükler ve serbest piyasa ekonomisi, liberalistler için o denli önemlidir ki, onlar için bu iki kavram olmazsa, yaşamanın bile herhangi bir anlamı yoktur. Teori kağıt üzerinde oldukça basittir; birey, ancak özgür olduğu zaman nitelikli bir kişi hâline gelebilir. Dolayısıyla nitelikli bireyler, devleti ve toplumu ileriye taşır. Bugün Mark Zuckerberg, Bill Gates, Steve Jobs gibi isimlerin hep Amerika Birleşik Devletlerinden çıkmasının sebebi olarak özgürlükçü liberalizm gösterilir. Serbest piyasa ekonomisi ise, yine toplumun ve devletin menfaatine olan bir konsepttir. Bir piyasa ne kadar serbest ve özgür ise, o kadar çok rekabetçi, hırslı, ucuz ve ilerici olacaktır. Ancak bir devlet piyasalara ne kadar müdahale ederse, o kadar rekabetçi ortama zarar verecek, bireyin özgür ticaret hakkını elinden alacaktır. Liberalizmin felsefi temellerini daha yakından incelemek için Francisco Vergara’nın Liberalizmin Felsefi Temelleri kitabını tek solukta okuyabilirsiniz.

Peki ya tam karşı kanattaki sosyalizmin argümanları nelerdir? Niçin liberal sistemi bir şeytani düzen olarak görür? Niçin tüm dünyanın ideolojisini önce sosyalizme, sonrasında ise komünizme çevirmeyi hedefler?

Sosyalizm Nedir?


 Sosyalizm, yukarıda liberalizm için anlatılanların tam tersini savunmakta. Bireysel özgürlüklerin ciddi anlamda kısıtlanması gerektiğini, çünkü insanın ”bazı” konularda özgür bırakıldığı takdirde ”sömürgecilik” yapacağını öne sürer. Aynı şekilde serbest piyasa ekonomisine de savaş açmıştır. Eğer piyasalara devlet tarafından müdahale edilmezse, sermayeyi tekelinde bulunduranların toplumu sömüreceği, devleti yöneten kadroları ise, elinde bulundurduğu güç ile baskı altına alacağını öne sürer. Kısaca sosyalizme göre piyasa ne kadar özgürse, o kadar çok sömürecek, alt sınıf o kadar çok ezilecek, zengin kesim ise o kadar çok servetine servet katacaktır. Ayrıca sosyalizmin temeli ”bireycilik” değil, ”toplumculuk”tur. Liberalizmde her şey birey için, sosyalizm de ise her şey toplum içindir.

Adınıza Çekilmiş Kredileri Sorgulama

Hiç yorum yok
Yalnızca 5 adımda adınıza kredi çekilip çekilmediğini öğrenmek, internet üzerinden sorgulama yapılarak mümkün olabilmektedir. Son yıllarda ülkemizde dolandırıcılık vakalarının giderek artması sebebiyle pek çok vatandaş, özellikle bankacılık işlemlerinde yaptıkları işlemlerde şüphe duyarak kimlik bilgilerini paylaşmaktadır. Çünkü kimlik bilgileri ile insanların adında bankalardan kredi çekildiği haberleri her geçen gün gündemi biraz daha fazla meşgul etmektedir. Hal böyle olunca da adıma kredi çekilmiş mi diyen kişilerin içleri içlerini kemirmeye başlamıştır. Sorgulama işlemlerini yapmak isteyen vatandaşlar kredi geçmişi hakkında detaylı bilgilere ulaşmak istemektedir.


Son dönemde teknolojinin ilerlemesi ve geniş kitleler tarafından internetin kullanımının artmasıyla birlikte dolandırıcılık yöntemleri de oldukça yaygınlaşmıştır. Nüfus cüzdanını kaybeden kişiler genellikle içine düştükleri şüphelerden kurtulmak için kendi adları üzerine habersiz bankalardan kredi çekilip çekilmediğini merak etmektedir. Bu konuda e-Devlet Kapısı sisteminin dışında pek çok özel ve kamu bankasının da sistemlerinde kredi sorgulama işlemleri yapılabilmektedir.

Adıma Kredi Çekilmiş Mi, Çekilebilmesi Mümkün Mü?


 Adınıza habersiz kredi çekilmesi haberleri özellikle son yıllarda gündemi bir hayli meşgul etmiştir. Teknolojik sistemler her ne kadar durmadan gelişmeye devam etse de başka birinin sizin adınıza kredi başvurusunda bulunup bankalardan sizden habersiz kredi çekebilmesi mümkündür. Günümüzde faaliyetlerini sürdüren bankalar yalnızca kredi tahsisi için değil tüm bankacılık işlemleri için her geçen gün daha farklı ve kapsamlı güvenlik yöntemleri sağlamakla birlikte, çok yönlü güvenlik teyidiyle riski oldukça azaltmış olmalarına rağmen bir kişinin haberi olmadan adına kredi çekilmesi mümkündür.

Gündemde yer alan haberlerden de görüleceği üzere bir kişiden habersiz bankadan onun adına kredi çekme vakaları genellikle kimlik kayıplarıyla meydana gelmektedir. Bununla birlikte herhangi bir vatandaşın kimlik bilgilerinin kopyalanması sonucu, bu kişi adına bankalardan habersiz bir şekilde kredi çekilmesi mümkün olmaktadır. Öte yandan çok daha profesyonel hareket eden dolandırıcılar ise vatandaşın kimlik bilgilerini ele geçirdikten sonra düzenledikleri sahte kimlik belgesi ile bu kişi adına kredi çekebilmektedir.

Adıma Kredi Çekilmiş Mi, Nasıl Sorgulayabilirim?


 Banka kredisi kullanım bilgisi öğrenme işlemleri için internet üzerinden hizmet alınabilmektedir. Kredi Kayıt Bürosu (KBB) sistemi üzerinden herhangi bir kredi kullanılıp kullanılmadığını görüntülemek mümkün olmaktadır. Son dönemde sadece bankaların ulaşabildiği bu tür bilgiler yani kredi kullanım bilgisi, günümüzde bankalarda işlem yapan bireysel müşterilerin tümünün erişebildiği bir veridir.

Yalnızca cüzi miktarda bir ödeme yaparak elde edebileceğiniz kredi kullanım bilgisi , Kredi Kayıt Bürosu veri sisteminde kaydedilen bilgilerden oluşmaktadır. Banka müşterilerine sunulan imkanlardan biri de küçük bir ödeme ile bu bilgilere anında ulaşılabilmesidir. Bu doğrultuda bireysel banka müşterilerin, Findeks altyapısı üzerinden “Findeks Risk Raporu” adı verilen verilerden yararlanarak şu bilgileri kolaylıkla öğrenebilmektedir.

Müşterinin son 5 yıl içinde kullandığı tüm kredi ürünlerinin en ince ayrıntıları;

  • Bireysel banka müşterisi tarafından çekilen kredinin hangi bankadan ve hangi kredi ürünü olduğu bilgisi
  • Çekilen kredinin ödeme gecikme durumu ve ödeme performansı bilgileri
  • Müşteri adına çıkarılmış kredi kartlarının mevcut borç durumları, ekstre ödeme performansları ile kredi kartı borcu gecikme durumları
  • Kredili mevduat hesabı ödemeleri hakkında tüm detaylar

Kredi Kayıt Bürosu‘nun (KKB) bankalardan sonra banka müşterilerinin de erişimine açtığı bu veriler, son beş yıl boyunca bireysel bankacılık hareketlerinin en ince ayrıntısına kadar görüntülenebildiği bir veri tabanında kayıt altına alınmaktadır. Bu kayıtlar bireysel banka müşterisinin Findeks Risk Raporu’nda açık ve net bir şekilde erişilebilir hale getirilmiştir. Bu yöntemi deneyerek adınıza çekilen haberli ve habersiz tüm kredili ürünleri tespit edebilirsiniz.

Findeks Risk Raporu aynı zamanda banka müşterilerinin bankalardan yapacakları yeni kredi kullanım taleplerinde de belirleyici bir rol üstlenmektedir. Nitekim Findeks Kredi Notu yeterince iyi olmayan ve beklenilen seviyede olduğu belirlenen müşterilerin kredi başvuru talepleri reddedilmekte ya da bu kişiler kredi puanlarıyla bağlantılı olarak düşük faiz oranı yerine yüksek faiz seçenekleri ile kredi kullanabilmektedir. Findesk Risk Raporu ücret bedeli 2019-2020 yılında 5,5 TL + KDV şeklinde hizmete sunulmaktadır.

Adıma Kredi Çekilip Çekilmediğini Nasıl Öğrenebilirim?


 Adıma kredi çekimi sorgulama işlemlerinde Findeks Risk Raporu etkili olmaktadır. Ancak ücretli olan bu işlem yerine alternatif araştırma yöntemlerini merak eden bireysel banka müşterileri için de pek çok farklı yöntem bulunmaktadır. Türkiye’de bankacılık sektöründe faaliyetlerini sürdüren bankaların kendi sistemleri üzerinden sorgulama yaparak adınıza kredi başvurusu yapılıp yapılmadığını, eğer yapılmışsa kredinin ne zaman ne kadar çekildiğini anında öğrenebilirsiniz.

Bankacılık sektöründe gelinen son noktada, bankanın herhangi bir kredi ürünün çekilebilmesi için bankalar tarafından pek çok güvenlik teyit mekanizması devreye girmektedir. Fakat buna rağmen üçüncü şahısların aşmaları oldukça zor görülen bu güvenlik duvarlarının dolandırıcılar tarafından aşılabildiği ve bir kişinin haberi olmadan o kişi hakkında kredi çekildiği görülmektedir. Bankaların sistemleri üzerinden kredi çekilip çekilmediğini öğrenmek birbirinden farklı birkaç yöntem ile yapılabilmektedir.

  • Adınıza kredi çekilip çekilmediğini öğrenmek için herhangi bir bankanın Türkiye genelindeki en yakın şubesine gidilerek bireysel müşteri temsilcisi aracılığıyla istenilen tüm kredi kullanım bilgilerine ulaşılabilmesi mümkündür.
  • Bankaların günümüzde giderek kullanımını yaygınlaştırdığı internet bankacılığı hizmetini kullanan banka müşterileri, internet bankacılık sistemine girdiklerinde çok kısa sürede tüm kredi kullanım ve kredi kartı harcama detaylarına ulaşabilirler.
  • Banka şubeleri ve internet bankacılığı dışında banka müşterilerinin cep telefonları aracılığıyla kullandıkları bankaların mobil şubeleri üzerinden de müşteri adına kredi çekilip çekilmediği kolaylıkla öğrenilebilmektedir.

Bankaların internet ve mobil şubelerinde bildirim özelliği açılarak herhangi bir kredi başvurusu talebi durumunda anında bu gelişmeden haberdar olunabilmesi mümkündür. Bu şekilde bankaların sistemleri üzerinden araştırma yaprak ücretsiz bir şekilde adınıza kredi çekilip çekilmediğini çok kısa sürede ve zahmetsiz bir şekilde öğrenebilirsiniz.

E-Devlet Üzerinden Adınıza Kredi Kullanım Bilgilerine Ulaşma Ve Sorgulama


 E-Devlet Kapısı ile kredi kullanım bilgilerini öğrenme, son yıllarda bankacılık sektöründe yaptıkları finansal işlemleri internet üzerinden takip edebilmek isteyen banka müşterilerinin en çok araştırdığı konular arasında yer almaktadır. Günümüzde devletin hemen hemen bütün resmi kurumlarının e-hizmet yani elektronik hizmetlerinin bulunduğu bu sistemde, özel bankalara ait işlemler yer almamaktadır. Dolayısıyla e-Devlet Kapısı sisteminden yararlanarak şu an için herhangi bir bankacılık bilgisine ve de kredi kullanımı hakkında bilgilere ulaşılması mümkün değildir.

Yıllar geçtikçe bu tür uygulamaların yaygınlaşacağı ve e-Devlet platformunda kredi kullanımı sorgulama işlemlerinin gerçekleştirilebileceği beklenmektedir. Ancak bu kapsamda öncelikle kişisel verilerin korunma kanunu kapsamında bankacılık bilgilerinin gizli tutulması ile birlikte konula alakalı yasal mevduatın tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Finansal Durumunuzu E-Devlet Üzerinden Sorgulamak İçin Adımlar


 E-devlet yani “www.turkiye.gov.tr” üzerinden finansal geçmişinizi öğrenebilmek için öncelikle siteyi kullanabilmeniz için kimlik bilgileriniz doğrulamış olmalısınız. Bunu nasıl yapabilirim diyorsanız aşağıda seçenekler belirtilmiştir.

  • e-Devlet Şifresi
  • Mobil İmza
  • Elektronik İmza
  • T.C. Kimlik Kartı
  • Banka

Yukarıdaki seçeneklerden bir tanesini seçerek giriş yaptıktan sonra sizden istenilen bilgileri doğru bir şekilde girdiğinizde bir süre sonra size bir web sitesi tarafından bir SMS (kısa mesaj) ile şifre gönderilecektir. İlgili sayfaya girerek bu şifreyi girdiğinizde başkası adınıza kredi çekmiş mi öğrenebilirsiniz.

Başkası Benim Adıma Kredi Çekebilir Mi?


 Bu durum oldukça can sıkıcı bir durum olmakla beraber yasal olarak da bir suçtur. Peki, başkasının adına kredi çekmenin cezası var mı, elbette var yasal çerçevede her suçun bir kaşılığı vardır. Bu durum ispatlanır ve ilgili mahkemelerce onaylanır ise suçu işleyen cezasını çekecektir.

“Banka veya Kredi Kartının Kötüye Kullanılması Suçunun Cezası (TCK 245/1-2-3) … Sahte bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlama suçun cezası 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ve 5000 güne kadar adli para cezasıdır (TCK md.245/3).”

Bu işin suç olduğunu ve cezasını öğrendik, peki nasıl oluyorda başkası bizim adımıza haberimiz olmadan kredi çekebiliyor? Bildiğiniz gibi bunun en yaygın örneği faturalı hat alımlarında kullandığımız kimlik bilgilerimiz ve imzalarımız çünkü kimlik bilgimiz ve imzamız olmadan adımıza kredi çekilmesi mümkün değil, adımıza patates hat olarak tanımladıkları hatları çıkartarak telefon olarak bu telefonları bankalara ibraz ederek kredi çekim işlemini zaman zaman yapabiliyorlar. Bu yüzden kimlik bilgilerinizi, e-devlet şifrenizi ve T.C. kimlik numaranızı güvenmediğiniz kimseyle paylaşmayınız.

Adıma Benden Habersiz Kredi Çekilmiş, Ne Yapmalıyım?


 Adınıza habersiz kredi çekimi yapılması durumunda, vakit kaybetmeden en hızlı şekilde müşterisi olduğunuz bankayı aramanız gerekmektedir. Kimlik bilgilerinizi banka müşteri temsilcisine verip teyit ettirdikten sonra tüm hesaplara tedbir konulmasının ve kullanılmayan her türlü kredi ya da banka kartının da bloke edilmesi talep edilmelidir.

Banka hesaplarına ve kredi ürünlerine tedbir koyulduktan sonra adıma çekilmiş kredi öğrenme işleminde vakit kaybetmeden Cumhuriyet Savcılığına gidilmeli ve konu hakkında dilekçe ile suç duyurusunda bulunulmalıdır.

Buğday Alerjisi Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Hiç yorum yok
Buğday alerjisinde buğday proteinlerine karşı bağışıklık sisteminin anormal tepkisi söz konusudur. Buğdaya alerjisi kişilerde solunum güçlüğüne, mide bulantısına, kurdeşene, mide şişkinliğine ve odaklanma yetersizliğine neden olabilir. Bazı kişilerde, tıpta anaflaksi adı verilen ve yaşamı tehdit eden şiddetli bir alerjik tepki oluşabilir. Buğday unu solumaya bile alerjik reaksiyon gösteren kişiler olabilir. Alerjik bir reaksiyon, birkaç dakika veya bazen buğday unu solunduktan ya da buğday yedikten sonraki birkaç saat içinde ortaya çıkabilir. Çocuklarda ortaya çıkan gıda alerjileri arasında en sık görüleni buğday alerjisidir fakat yetişkinlerde de görülebilir. Buğdaya karşı alerjide kişilerin bağışıklık sistemi buğday proteinlerine karşı antikorlar üretir. Buğday alerjisi ile çölyak hastalığı birbirinden farklıdır.



Buğday Alerjisinin Teşhisi


 Buğday alerjisi bir dizi testle ortaya çıkarılabilir.

Yiyecek günlüğü: Doktorlar alerjinin sebeplerini ya da hangi maddeye karşı olduğunu bulabilmek amacıyla kişilerin beslenme günlüğü tutmasını talep edebilir. Bu günlüklerde tüketilen tüm besinler, belirtilerin ortaya çıkma zamanı ve belirtilerle ilgili ayrıntılar yer almalıdır.

Alerji kaynağının belirlenmesi: Beslenme günlüğü hangi besinlerin soruna neden olduğunu ortaya çıkarabilir. Saptanan besinler tepkiye neden olmayan başka besinlerle değiştirilir. Kaynağın saptanabilmesi için tüm buğday ürünleri diyetten çıkarılır. Bir süre sonra diyetten çıkarılmış olan buğday ya da buğday içeren ürünler yavaş yavaş beslenmeye eklenir. Buğday ürünlerinin çıkarılıp beslenmeye tekrar eklenmesi hastalıkla ilgili bir uzman desteği alınarak gerçekleştirilmelidir.

Besin yükleme testi: Bu testin bir hastane ortamında ya da alerji kliniğinde, doktor gözetiminde yapılması gerekir. Hastaya şüphe duyulan alerjeni içeren bir kapsül verilir. İşaret ya da belirtiler gözlenir. Alerji yaptığı düşünülen gıda hastaya az miktarda başlanarak günler ya da saatler içerisinde artırılarak verilir.

Deri-prick testi: Besinler seyreltilmiş damlalar şeklinde hastanın sırtına veya koluna yerleştirilir. Daha sonra ciltte 1 mm’lik delikler açılır ve damlanın deriye nüfus etmesi sağlanır. Kızarıklık, kaşıntı veya şişlik varsa muhtemelen o besine karşı alerjik bir reaksiyon vardır ancak bu test kesin sonuç vermeyebilir, bu sebeple tanı koymak amacıyla başka testlerin de yapılması gerekir.

Kan testi: Kan testleri belirli besinlere karşı üretilen antikorları saptar ve alerjinin olası olduğunu gösterir.

Buğday Alerjisinde Beslenme


 Aşağıdaki yiyecekler buğday proteinleri içerebilir ve alerjik bir durum söz konusu ise uzak durulması gerekir.
*Ekmek, kek, kurabiye, muffin, çörek, kraker ve waffle dâhil birçok unlu mamül
*Bira
*Kahvaltılık gevrekler
*Alternatif bitki kahveleri, çikolatalı hazır içecekler ve maltlı süt
*Ketçap, soya sosu gibi soslar
*İrmik ya da buğday kullanılarak üretilmiş makarna, erişte ve kuskus
*Dondurma ve dondurma külahları
*Mantı
*Jelatinleştirilmiş nişasta ve modifiye gıda nişastası
*Hidrolize bitkisel protein
*Sosisli sandviç gibi işlenmiş etler
*Et, yengeç veya karides alternatifleri
*Monosodyum glutamat
*Doğal tatlandırıcılar
*Bitkisel zamk ya da kıvam artırıcı

Çavdar, yulaf ve arpa da buğday proteinlerinden bazılarını bulundurabilir. Bu sebeple buğday alerjisi olanlarda arpa, çavdar ve yulaf alerjisi de olabilir.

Buğday Alerjisi Belirtileri


 Buğday alerjisinin sık görülen belirtileri şunlardır:
*Burun tıkanıklığı veya alerjik rinit
*Egzama veya atopik dermatit
*Astım
*Ciltte şişme ve kaşıntılı döküntüyle kendisi gösteren kurdeşen veya ürtiker
*Mide bulantısı, kusma ve ishal kusma
*Ağız, boğazda şişme veya tahriş
*Kaşıntılı, sulu gözler
*Midede şişkinlik

Anaflaksi tıbben acil durum olarak kabul edilir ve aşağıdakiler gibi belirti verir:
*Boğazda şişlik, daralma ve yutmada zorluk
*Göğüste ağrı, sıkışma ve nefes alma zorluğu
*Mavimsi, soluk cilt, zayıflamış nabız, kan basıncı azalması
Bebeklerde diğer besin alerjileri ie beraber buğday alerjisi de ortaya çıkabilir. Alerjiler 3–5 yaş sonrasında düzelir Yetişkinlerde de buğdaya karşı alerji görülebilir fakat görülme sıklığı çocuklarda daha fazladır.

Buğday Alerjisi Nedenleri


 Buğday alerjisi bağışıklık sisteminin tepkisi nedeniyle ortaya çıkar. Alerjik reaksiyonlarda bağışıklık sistemi bir patojene veya bazen normal, zararsız bir maddeyi zararlı olarak algılayıp saldırdığında oluşan bir reaksiyondur. Bağışıklık sistemi ya da immun sistem insanları virüs, bakteri gibi patojenlerden, vücuda giren yabancı, toksik maddelerden korumak amacıyla çalışır. Buğdaya karşı alerjik olan kişilerin vücuduna buğday girdiğinde içerdiği proteinler bağışıklık sistemi tarafından zararlı madde gibi görülür ve saldırılır. Bir kişi için alerjen olan herhangi bir madde çoğu kişi için zararsızdır. Buğday alerjisinde içeriğindeki albümin, globülin, gliadin, glüten veya glütenin proteinlerinden birine karşı tepki gösterilir ve IgE adlı bir antikor üretilir. Alerjik olanlarda bu proteinlerden ya birine ya da birkaçına karşı tepki görülür.

Alerjik tepkilerin birçoğu globülin ve albumine karşıdır. Gluten ve gliadin alerjisinin görülme sıkılığı daha azdır. Glutene karşı alerji bazı sindirim bozukluklarıyla, çoğunlukla çölyak hastalığıyla karıştırılır.

Buğday ve Egzersizin Tetiklediği Reaksiyonlar


 Bazı insanlarda buğday proteinleri tüketildikten sonraki 1–2 saat içerisinde egzersiz yapıldığında alerjik belirtiler ortaya çıkabilir. Egzersiz alerjik tepkileri tetikleyebilir, bu tarz alerjik tepkiler anaflaksiye neden olabilir.

Fırıncı astımı: Fırıncı astımı, adından da anlaşıldığı gibi fırınlarda ya da pişmemiş buğday ununun bulunduğu bir yerde çalışan kişileri etkiler. Alerji buğday unu solunmasından kaynaklanır. Nefes alma etkilenir, tepkiye buğday proteini ya da olası bir mantar sebep olur.

Çölyak hastalığı: Çölyak, alerjiden çok otoimmun bir besin duyarlılığıdır. Bağışıklık sisteminin tepkisi glütene karşıdır. Hastalık nedeniyle ince bağırsak iltihaplanır ve hasar görür, besinlerin emilmesi zayıflar. Bazı kişilerde hem çölyak hastalığı hem de buğday alerjisi vardır.

Buğday Alerjisinde Risk Faktörleri


 Aile öyküsü ve kişinin yaşı buğday alerjisi için iki ana risk faktörüdür. Yakın bir akrabada buğday alerjisi, saman nezlesi ve astım gibi bir alerjiyi varsa buğday alerjisi gelişme riski daha yüksektir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda sindirim ve bağışıklık sistemi henüz tam olgunlaşmadığından yetişkinlere ya da ileri yaştakilere göre buğday alerjisi görülme olasılığı yüksektir. Çoğu çocuk sonunda alerjiyi atlatır.

Buğday Alerjisinin Tedavisi


 En iyi tedavi buğday proteinlerinden uzak durmaktır ancak çoğu yiyecek buğday içerdiğinden bu zor olabilir. Yiyecek etiketlerini kontrol etmek de önemlidir. Antihistaminikler, hastanın bağışıklık sistemini zayıflatır, alerji belirtilerini ortadan kaldırır veya azaltır. Bunlar buğdaylara maruz kaldıktan sonra alınmalıdır. Antihistaminikler bir hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Epinefrin veya adrenalin, anafilaksi için acil bir tedavi yöntemidir. Anafilaksi riski yüksek olan hastalar, enjekte edilebilir iki doz epinefrin taşımalıdır. İlaç oto enjektör kalemi ile doğrudan cilde uygulanır. Böyle bir kalem, gizli bir yaylı iğne ile vücuda enjekte edilebilen tek bir adrenalin dozu içerir. Örnekleri EpiPen ve Anapen’dir. Adrenalin, solunum yollarını açarak hastanın daha kolay nefes almasını sağlar. Aynı zamanda oldukça düşük tansiyonun normale ulaşmasına yardımcı olur.
© Tüm Hakları Saklıdır
Tasarlayan Bileceksin