Gündem

gundem

Mide Ameliyatı ve Sonrası (Sleeve Gastrektomi)

15 Ağu 2019

/ Yazan: Bileceksin
"Sleeve Gastrektomi" olarak da bilinen tüp mide ameliyatlarında, midenin hacminin küçültülmesi (yaklaşık 60-100cc) ve böylece hastanın çok az gıdayla tokluk hissetmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla, midenin belli bir bölümü cerrahi işlemle çıkarılmakta ve geriye tüp şeklinde (yaklaşık bir muz büyüklüğünde) bir mide bırakılmaktadır. Ayrıca midenin açlık hormonu salgılayan bölümü çıkarılmaktadır. Bu operasyonla sadece alınan gıdanın miktarı kısıtlanmakta; gıdaların emilimi aynı şekilde devam ettiği için hastanın dışarıdan vitamin ya da mineral takviyesi alması gerekmemektedir.
 
Sleeve Gastrektomi
 
Mide küçültme ameliyatı fazla kilo ve obezite sorunu yaşayan kişilerin diyet, spor veya ilaç tedavisi uygulamasına rağmen tatmin edici sonuç alınamadığında uygulanan bir yöntemdir. Ameliyatla beraber, mide bağırsak sistemindeki açlık-tokluk ve kan şekeri kontrolü sağlayan hormonlarda büyük bir değişim meydana gelir. Midenin küçülmesiyle beraber daha az gıda ve haliyle kalori alınacağından kişi doğal yollarla zayıflamaya başlar ve bu zaman zarfında vücut aşırı strese maruz kalmadığından olabilecek herhangi psikolojik travmalardan da uzak olur. 

Mide Küçültme Ameliyatı Kimlere Önerilmez?

Kozmetik amaçlı kilo kaybı taleplerinde, 18-80 yaş sınırı dışındaki hastalarda,ameliyat sonrası diyetine dikkat etmeyecek,yemek yemeyi kontrol edemeyen hastalarda, alkol ya da madde bağımlılarında, anestezi almayı engelleyen ciddi kalp ya da akciğer hastalığı olanlarda tüp mide ameliyatı önerilmez.

Kaç Kilo Verilebilir?

İlk 3 haftada yavaş, sonraki 1 ay içerisinde hızlı kilo verme gerçekleşir. Tam kilo verme süreci ortalama 6 ayda tamamlanmaktadır. Genel olarak toplamda 25 ila 35 arası bir kilo verme söz konusudur. Bu ameliyatın uzun vadede hiçbir zararı olmamaktadır. Eğer hasta diyetine dikkat etmezse kilo vermede zorluklar yaşayabilir, beslenme zorluklarıyla karşılaşabilir.

Mide küçültme ameliyatı olmak için hastanın ergenlik çağını tamamlamış olması gerekiyor. Obezite ameliyatları 14 - 15 yaşından sonra yapılabiliyor. Günümüzde üst yaş sınırı da yükselmiş durumda; ameliyata engel hiçbir kalp, akciğer hastalığı yoksa bu girişimler 70 yaşında da yapılabiliyor.

Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi) Öncesi Nasıl Hazırlık Yapılır? Hangi Tetkikler Yapılır?

Öncelikle ameliyat öncesi her hastaya aşağıdaki testler ve tetkikler uygulanır

Kan Biyokimya testleri
Hemogram
Hormon testleri
Hepatit testleri
Tüm karın ultrasonu
Mide endoskopi (Anestezi uzmanı ile beraber)
EKG (Kalp Grafisi)
Akciğer grafisi
Akciğer solunum testi
İhtiyaç halinde efor testi ve EKO (Elektrokardiyografi)
Bütün bu testler ardından Anestezi, Dahiliye, Kardiyoloji, Göğüs hastalıkları ve Endokrin uzmanlarınca gerekli muayene ve incelemeler yapılır. Bu incelemeler sonucunda öncelikle hastanın kilo almasına neden olabilecek altta yatan başka bir hastalık olup olmadığına bakılır. Eğer böyle bir hastalık yoksa hasta her ameliyat olacak hasta gibi anestezi yönünden incelenir ameliyata bir engel olup olmadığı bakılır. İlgili uzmanlar gerekirse ameliyat öncesi uygulanacak tedaviler hakkında önerilerde bulunur. Bu sayade ameliyat esnasında ve sonrasında oluşabilecek sorunlar en aza indirilmiş olur.

Sleeve Gastrektomi (tüp mide) Ameliyatı Nasıl Yapılır?

İşlemin tamamı laparoskopik (kapalı) ameliyat yöntemi ile yapılır. Laparoskopik cerrahi çok sayıda küçük kesi yapılarak gerçekleştirilir. Bu kesilerden yerleştirilen portlar el aletlerinin karına ulaşması için kullanılır. Bunlardan biri bir video kameraya bağlanan cerrahi teleskop ve diğerleri özelleşmiş cerrahi aletlerinin girmesi içindir. Cerrah operasyonu bir video monitörden izler. Tecrübe ile, deneyimli bir laparoskopik cerrah pek çok prosedürü aynen açık ameliyattaki gibi laparoskopik olarak uygulayabilir.

İlk Sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatı duodenal switch ameliyatının parçası olarak 1988 yılında açık yöntemle uygulandı. 1999 Yılında ise ilk defa kapalı olarak uygulandı. 2001 yılından sonra ise çok kilolu hastalarda gastrik bypass ameliyatından önce ilk basamak cerrahi olarak uygulanmaya başlandı. 2009 yılından sonra ise popülerliği giderek artmaya başladı ve tek başına bir cerrahi yöntem olarak uygulanmaya başlandı. Özellikle laparoskopik olarak uygulanmaya başlaması ile bu operasyonu hastanede yatış süresinin kısalması, derlenme süresinin kısalması, daha az iz kalması ve ameliyat yeri fıtığı olasılığının azalması sayesinde çok popüler hale getirmiştir.

Karın içine co2 gazı verilerek karın şişirilir. Daha sonra trokar denen özel aletler içinden karın içine ulaşılır. Öncelikle kalan mide genişliğini ayarlamak için bir kılavuz silikon tüp ağızdan mide çıkışına dek yerleştirilir. Mide etrafını saran yağ dokudan, damarlardan ve hemen komşusu olan dalaktan ayrılır. Daha sonra stapler denen özel cihazlar ile midenin fazla kısmı kesilip ayrılır. Geriye yaklaşık 80-150 ml lik mide hacmi kalır. Ayrılan bu kısım karın dışına çıkarılır ve patolojiye gönderilir. Daha sonra kesilen ve stapler ile dikilen kısımda kanama kontrol edilir. Bunun için ilave metal klipsler kullanılabilir veya ihtiyaç olursa ilave dikiş atılabilir. Yine ihtiyaç halinde kanamayı azaltmak amacıyla bazı özel ilaçlar da yara yerine uygulanabilir. Daha sonra içeride biriken sıvıları dışarı alabilmek için ameliyat yerine silikon bir dren yerleştirilir. Yara yerleri estetik olarak kapatılarak ameliyat sonlandırılır.

Mide Ameliyatı Sonrası Kilo Verme

Tüp mide ya da gastrik bypass yöntemiyle mide küçültme ameliyatı olan hastaların, ameliyat sonrası düzenli olarak bir diyet ve egzersiz programını izlemeleri öneriliyor. Cerrahinin başarısı hastanın bu düzene uyumu ile bağlantılı kabul ediliyor.

Obezite ameliyatları olanlar, ameliyat sonrası düzenli bir diyet ve egzersiz programını uygulayarak kilo verebiliyor. Uzmanların gözetimindeki bu süreçte yaklaşık 1-1.5 yıl içinde sağlıklı kiloya ulaşılması amaçlanıyor.

Kilo verme ile hastaların sağlık durumlarında aşağıdaki düzelmeler sağlanabiliyor:
  • Yüksek tansiyon düzeliyor. Hastaların yüzde 70'i tansiyon ilaçlarını tamamen kesebiliyorlar.
  • Kan kolesterolü düzelir. Hastaların yüzde 80'inde kolesterol seviyelerinin düştüğü bildirilmiş. Ameliyattan 2-3 ay sonra değerler normale dönebiliyor.
  • Kalp hastalığı riski düşüyor.
  • Tip II diyabet tanısı almış hastaların çok azının ilaç almasına gerek kalabiliyor.
  • Diyabet sınırındaki hastalar, genellikle tamamen düzeliyor.
  • Astım atakları büyük oranda azalıyor, bazı hastalarda tamamen düzeliyor.
  • Solunum problemleri ameliyattan sonraki birkaç ay içinde düzeliyor. Pek çok hasta solunum problemleri yüzünden bırakmak zorunda kaldıkları aktivitelere ve normal rutinlerine dönebiliyorlar.
  • Uyku apnesi sendromu gibi obeziteyle ilişkili uyku bozuklukları ortadan kalkıyor.
  • Asit reflü hastalığı ortadan kalkıyor.
Bu metotlarla sağlanan kilo kaybı, kurallara uyulmak kaydıyla kalıcı oluyor.

Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme

Obezite cerrahisinin başarısında, hastanın yeni yaşam tarzını benimsemesi, metabolizma ve endokrinoloji uzmanlarıyla işbirliği içinde oluşturulan diyet programına uyması, gerekiyorsa besin, vitamin ve mineral takviyelerini düzenli olarak kullanması büyük önem taşıyor.

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Tüm Hakları Saklıdır
Tasarlayan Bileceksin