Güncel
Bekleyiniz...
Deprem, sismik dalgaların Dünya’nın kayalarından geçişinden kaynaklanan ani sarsıntılardır. Sismik dalgalar, Dünya’nın kabuğunda depolanan bir tür enerji aniden serbest bırakıldığında, genellikle kaya kütleleri aniden kırılıp kaydığında ortaya çıkar. Sarsıntı, Dünya’nın en dış katmanındaki hareketlerden kaynaklanır. Depremler yeryüzünün yaklaşık 800 Km. derinliğine kadar uzanan kabuk ya da üst manto kısmında oluşur.


Bir depremin sarsma gücü, deprem kaynağından uzaklara gidildikçe azalır, bu sebeple 500 km kadar derinlerde oluşan depremlerin yüzeyleri sarsma gücü 20 kilometre derinlerde oluşan bir depremden daha az olur. Deprem derinlikleri ayrıca depremlerin oluştuğu tektonik ortamlar ile yerkürenin yapısı hakkında bilimsel açıdan önemli olan bilgiler vermektedir. Dalma-batma zonları bunun iyi bir örneğidir. Depremin derinliğini doğru bir şekilde belirlemek, merkez üssünün yakınında ve üstünde bir sismik istasyon olmadığı sürece, konumunu belirlemekten daha zordur. Bu nedenle, genel olarak, derinlik tespitlerindeki hatalar, konum tespitinden biraz daha fazladır.

Neden Deprem Oluyor?


 Dünya dıştan bakıldığında sağlam gibi görünmektedir ama aslında yüzeylerin alt kısımları oldukça aktiftir. Dünyamız 4 ana katmandan ( dıştan içe doğru) oluşur:

*Katı dış kabuk
*Sıcak ve neredeyse katı manto
*Sıvı dış çekirdek
*Katı iç çekirdek

Katı kabuk ve mantonun üstteki sert tabakası litosfer denilen bir katmanı oluşturur. Litosfer, dünyanın tamamını yumurtanın kabuğu gibi kesintisiz saran bir katman değildir, tektonik plakalar olarak adlandırılan dev parçalardan oluşur. Tektonik plakalar, altındaki viskoz veya yavaş akan manto tabakası üzerinde sürüklenip sürekli olarak kaymaktadır. Bu hareketler yerkabuğunda strese neden olur. Stresler çok büyük olduğunda fay olarak adlandırılan çatlaklara yol açar. Depremlere çoğunlukla jeolojik fayların kopması, volkanik aktivite, toprak kaymaları, mayın patlamaları ve yeraltında yapılan nükleer testler gibi diğer olaylar neden olmaktadır. Büyük yeraltı nükleer patlamalarının, test cihazlarının yakınında halihazırda gerilmiş olan faylarda kayma ürettiği bilinmektedir.

Depremlerin Türleri


 Depremler ortaya çıkış sebebine göre 4 grupta toplanır:

Tektonik depremler: Yeryüzünde oluşan depremlerin yüzde 90’ı bu gruptadır. Enerjisi ve yıkıcılığı büyük olan depremlerdir. Aktif faylara sahip olan bölgeler deprem açısından tehlikeli bölgelerdir. Türkiye’deki depremlerin neredeyse hepsi bu grupta yer alır.

Çöküntü depremleri: Bu tür depremler yeraltında oluşan mağaralar gibi boşlukların, kömür ocaklarındaki galerilerin, tuzlu ve jipsli arazilerde erimelerden kaynaklanan boşlukların tavan bloklarının çökmesi nedeniyle oluşur. Yerel depremler olup düşük enerjilidirler.

Volkanik depremler: Volkanların püskürmesi sırasında meydana gelen yerel depremlerdir. Bu çeşit depremler yerin derinlerinde bulunan erimiş maddelerin, yeryüzüne çıkışması sırasındaki kimyasal ve fiziksel olayların sonucunda oluşmuş gazların sebep olduğu patlamalarla meydana gelir. İtalya ve Japonya’da meydana gelen depremlerin bir bölümü bu grupta yer alır.

Doğal olmayan, İnsan Kaynaklı Depremler: Nükleer patlamalardan ve benzeri olaylardan kaynaklanan depremlerdir.
Depremler ayrıca odak derinlikleri, büyüklük ve uzaklıkları bakımından da gruplara ayrılır.

Odak Derinliği


Bir deprem sırasında enerjinin boşaltıldığı yerin içindeki bir noktanın, yeryüzüne doğru olan en kısa mesafesi odak derinliğidir. Depremler odak derinliği bakımından kendi aralarında 3 grupta toplanır:

—Sığ depremler: Odak derinlikleri 0–70 km. arasındadır.
—Orta derinlikteki depremler: Odak Derinlikleri 71–300 km. arasındadır.
—Derin depremler: Odak derinlikleri 301–700 km. arasındadır.

Türkiye’de meydana gelen depremlerin çoğu sığ odaklıdır. 24 Ocak 2020 günü Elazığ’da (Sivrice)meydana gelen, hasarlara ve can kayıplarına neden olan, büyüklüğü 6,8 olan depremin derinliği 6,75 Km, bir gün sonra meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki artçı depremin ise derinliği 15,71 Km. idi. Bu yönüyle Sivrice depremi sığ depremler grubuna girmektedir.

Sığ depremlerin derinlikleri çoğunlukla 0–30 km. arasındadır ancak Ege bölgesindeki (Marmaris-Bodrum arası) ve Antalya’nın güney batısındaki depremlerin derinlikleri 100 km’yi bulabilir, bu nedenle orta derinliktedir.

Depremlerin Büyüklüğü ve Şiddeti


 Magnitüd, deprem gücünü ya da deprem olurken açığa çıkan enerji düzeyini belirten ölçü birimidir. Büyüklüğü ifade eden Richter ölçeğidir. Depremler büyüklüklerine (M: Magnitüdlerine) göre, çok büyük( M > 8,0 ), büyük (7.0 < M < 8.0), orta büyüklükte (5.0 < M < 7.0), küçük (3.0 < M < 5.0 ), mikro (1.0 < M < 3.0)ve ultra mikro (M < 1.0) depremler şeklinde gruplandırılır.

Depremlerin şiddeti büyüklükten farklıdır. Şiddet depremin yapılarda ve insanlar üzerinde yaptığı etkiye (uykudan uyandırma, eşyaların hareketi, baca yıkılması, sıva çatlağı gibi) ve toplam hasara göre belirlenir.

-Büyüklüğü 8’in üzerinde olan depremler çok fazla şiddetli
-Büyüklükleri 7 ila 7,9 arasında olan depremler majör ya da çok şiddetli
-Büyüklükleri 6 ila 6,9 arasındakiler şiddetli
-Büyüklükleri 5 ila 5,9 arasında olanlar orta şiddetli
-Büyüklükleri 4 ila 4,9 arasında olursa hafif şiddetli
-Büyüklükleri 3 ila 3,9 arasında olanlar çok hafif
-Büyüklükleri 3’ten küçük olan depremler ise minör ya da şiddeti son derece hafif olarak değerlendirilir.

Büyüklüğü 3,5’tan daha düşük olan depremler kaydedilir ancak çoğunlukla hissedilmez. Büyüklüğü 6-7 arasında olan depremler 100 Km’lik bir alanda yıkıcıdır, büyüklüğü 7-8 arasında olan depremler büyük depremlerdir ve daha geniş alanlarda ciddi derecede hasarlara neden olur. Büyüklüğü 8’in üzerindeki depremler çok büyük depremler olup yüzlerce kilometre ötelerde bile oldukça büyük yıkıcı etkiler gösterir.

Büyük Depremler


Depremler şiddetli olabildiği kadar hissedilemeyecek kadar zayıf da olabilir. Bir alanın sismisitesi (depremselliği ) veya sismik aktivitesi, belli bir sürede oluşan depremlerin sıklığı, tipi ve büyüklüğüdür. Depremler Dünyanın yüzeyindeki zemini sarsarak ve tabakaların yerini değiştirerek ya da kırıp bozarak kendisini gösterir. Büyük bir depremin merkez üssü açık denizde bulunduğunda, deniz yatağı bir tsunamiye neden olacak şekilde yerinden edilebilir. Depremlerin heyelanları, az görülse de volkanik aktiviteleri tetiklemesi mümkündür. Dünyanın en büyük fay hatları, Dünya’nın kabuğunu oluşturan dev tektonik plakaların saçaklarında bulunur. Tektonik plakalar her zaman yavaş hareket eder, ancak sürtünme nedeniyle kenarlarından sıkışırlar. Kenardaki stres sürtünmenin üstesinden geldiğinde, yerkabuğundan geçen ve hissettiğimiz sarsıntıya neden olan dalgalarda enerjiyi serbest bırakan bir deprem olur. Sürünmenin sabit olmadığı diğer alanlarda, gerginlik yüzlerce yıl boyunca birikebilir ve sonunda serbest kaldığında büyük depremler üretebilir.

Depremin Merkez Üssü Ne Demektir?


 Merkez üssü depremin başladığı yerdir. Depremin en yoğun sarsıntılar genellikle merkez üssü yakınlarında hissedilir. Bununla birlikte, bir depremin titreşimleri merkez üssünün yüzlerce, binlerce kilometre uzağında hissedilip kayda alınabilir. Bir fay kırığı fay boyunca ilerledikçe veya yükseldikçe, kaya kütleleri zıt yönlere fırlatılır ve böylece daha az gerginlik olan bir konuma geri döner. Herhangi bir noktada bu hareket bir kerede değil, düzensiz adımlarla gerçekleşebilir; bu ani yavaşlamalar ve yeniden başlamalar sismik dalgalar olarak yayılan titreşimlere yol açar. Bilinen tüm fayların geçmişte bir veya daha fazla depremin yeri olduğu varsayılır, ancak faylar boyunca tektonik hareketler genellikle yavaştır ve jeolojik olarak eski fayların çoğu artık aseismiktir (yani artık depremlere neden olmazlar). Bir depremle ilişkili gerçek faylanma karmaşık olabilir ve belirli bir depremde toplam enerji konularının tek bir fay düzleminden olup olmadığı genellikle net değildir.

Öncü ve Artçı Sarsıntılar


 Öncü şok (veya sarsıntı) ile artçı şok göreli terimlerdir. Öncü sarsıntılar aynı yerde daha büyük depremlerden önce gelen depremlerdir. Depremler 1–90 saniye arası sürer. Bir deprem, aynı bölgede daha büyük bir deprem meydana gelene kadar bir öncü sarsıntı olarak tanımlanamaz. Artçı sarsıntılar daha büyük bir olayı ya da ana şoku takip eden günler ve yıllar arasında aynı genel bölgede meydana gelen daha küçük depremlerdir. Artçı şoklar ana şokla aynı bölgede ama ondan daha küçüktür. Bunlar 1–2 fay boyunca ve arka plan sismisite seviyesinin yeniden başlamasından önceki süre boyunca meydana gelirler. Artçı sarsıntıların sıklığı zamanla azalır. Tarihsel olarak, artçı depremlerin sığ depremlere göre derin depremleri (30 km’den fazla olan) takip etmesi daha az olasıdır.

Deprem Fırtınaları


 Deprem fırtınaları, kısa sürede belli bir alanda oluşan deprem dizileridir. Artçı sarsıntılara benzer ancak bu fırtınalar bitişik olan fay segmentlerinde bazen yıllarca devam edip daha öncekiler gibi hasar verebilir. Bu tip bir deprem modeli, Türkiye’de Kuzey Anadolu Fayı’nı 20.yüzyılda vuran çok sayıda deprem şeklinde gözlemlenmiştir.

Uyarılmış Sismisite


Depremlerin çoğu yerküremizin tektonik plakalarının hareketlerinden kaynaklansa da insanların gerçekleştirdiği faaliyetler de depremlere sebep olabilir. Depreme katkıda bulunan temel faaliyetler şunlardır:

*Bir barajda çok büyük miktarlarda su biriktirmek (veya çok ağır binaların inşası )
*Kuyu sondajı ve enjeksiyonu
*Kömür madenciliği
*Petrol sondajı

Suyun yüksek barajların arkasına depolanmasının ardından lokal depremlerin arttığı 20’den fazla önemli vaka belgelenmiştir. Çoğu zaman, nedensellik kanıtlanamaz, çünkü barajlar dolmadan önce ve sonra deprem oluşumunun karşılaştırılmasına izin veren hiçbir veri yoktur. Bu tür etkiler en çok 100 metre derinlik ve 1 km3 (kilometre küp) hacmi aşan barajlar için belirgindir. Bu tür bağlantıların büyük olasılıkla gerçekleştiği üç yer, ABD’deki Hoover Barajı, Mısır’daki Aswan Yüksek Barajı ve Zimbabve ile Zambiya arasındaki sınırdaki Kariba Barajıdır. Bu gibi durumlarda deprem meydana gelmesi için en genel kabul gören açıklama, baraj yakınındaki kayaların zaten bölgesel tektonik kuvvetlerden yakındaki fayların kırılmasını tetikleyen bir basınç bozulmasına neden olur. Basınç etkisi, belki de fay boyunca uzanan kayaçların artan su-gözenek basıncı nedeniyle daha düşük mukavemete sahip olmasıyla artar. Bu faktörlere rağmen, çoğu büyük barajların doldurulması, tehlike oluşturacak kadar büyük depremler üretmemiştir.

Derinlerde devam eden madencilik durumunda, kayaların kaldırılması tünellerin etrafındaki gerilimde değişiklikler meydana getirir. Bilinen en iyi örnek Çin’in Sichuan Eyaletinde Mayıs 2008’de meydana gelen Sichuan depremidir. Bu sarsıntı 69.227 kişinin ölümüne sebep olmuştur ve şimdiye kadarki en ölümcül depremler arasında 19. sıradadır. Zipingpu Barajı’nın 503 m uzaklıktaki fay basıncını etkilediğine inanılmaktadır. Etkilenme sonucunda büyük olasılıkla depremin gücü ve faydaki hareket oranı artmıştır.

Depremler Nasıl Ölçülür?


 20. yüzyılın başında sismolojinin (deprembilim)ortaya çıkmasına kadar depremler hakkında çok az şey anlaşılmıştır. Depremlerin tüm yönlerinin bilimsel incelemesini içeren sismoloji, depremlerin neden ve nasıl oluştuğu gibi uzun süredir devam eden sorulara cevaplar vermiştir. Deprem enerjisi sismik dalgalar adı verilen titreşimlerle Yerkürenin içinden geçer ve bu dalgalar sismometre denilen cihazlarla ölçebilir. Sismometreler algıladığı sismik dalgaları ardı ardına gelen zikzaklar şeklinde kaydeder. Bilim insanları bir sismometre ile kaydedilen bilgiler ile depremin oluştuğu zamanı, yeri ve yoğunluğu belirleyebilir. Bu kayıtlar sismik dalgaların geçtiği kayalarla ilgili bilgiler de sağlar. Deprem büyüklüğü, deprem kaynağı tarafından oluşturulan ve sismograflar tarafından kaydedilen sismik dalgaların “büyüklüğünün” veya genliğinin bir ölçüsüdür.

Depremler Sadece Yeryüzünde Olmaz


Deprem yeryüzündeki sismik faaliyetlerin adıdır ama sismik aktivitenin olduğu tek yer Dünya değildir. Bilim insanları Dünya’nın uydusu olan Ay’daki depremleri ölçmüşler ve Mars’ta, Venüs’te ve Jüpiter’in birkaç uydusunda sismik aktiviteler olduğunun kanıtlarını görmüşlerdir.

NASA’nın InSight uzay aracıyla, Mars’a oradaki sismik aktiviteleri incelemek için 2018 yılında özel bir sismometre taşınmıştır. Dünya’da, farklı maddelerin farklı titreştiği bilinmektedir. Bilim insanları, Mars’a konuşlandırılan aletin kaydettiği titreşimleri inceleyerek ve diğer aletlerle birlikte değerlendirerek Mars’ın içinde neler olduğunu, hangi malzemelerin bulunduğunu anlamayı, ipuçları elde etmeyi ümit etmektedir. InSight, Mars yüzeyinin altının neye benzediği hakkında tonlarca bilgi toplayacaktır. Bu yeni keşifler, Mars gibi gezegenlerin ve evimiz Dünya’nın nasıl ortaya çıktığı hakkında daha fazla bilgi edinmemize yardımcı olacaktır.

0 Yorumlar: