Güncel
Bekleyiniz...
Antikor testleri, COVID-19’a ile mücadelede etkili olabilir, çünkü oyunun kurallarını değiştirecek antikor testleri ile sadece hastalığa sahip olanlar değil, aynı zamanda kimin geçmişte enfekte olduğu ve potansiyel olarak aşılandığını da belirlenebilir. İngiltere sağlık örgütünün yaptığı açıklamaya göre bu hastalıkla mücadele önemli bir adımdır, ama hala bu konuda birçok soru vardır. Bu yüzden daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.



Antikor Testleri


 Tüm dünyadaki araştırmacılar daha iyi ve daha hızlı teşhis testleri geliştirmek ve üretmek için hızlı bir şekilde çalışmaktadırlar. Kimin enfekte olduğu ve hastalığın nasıl yayıldığı hakkında fikir sahibi olmak için mümkün olduğunca çok sayıda teste ihtiyaç vardır. Ancak koronavirüs testleri yanında başka bir test türü de önemlidir, bu da antikor testleridir.

SARS-CoV-2’nin insan vücudunda bu kadar zararlı olabilmesinin bir nedeni, ona karşı doğal bir bağışıklık olmamasıdır yani insan vücudu bu virüse karşı “immünolojik olarak naif” durumdadır. Bir virüs insan vücuduna saldırdığında, vücut tipik olarak antikor üreterek reaksiyona girer. Enfeksiyonun üstesinden geldikten sonra, antikorlar vücudun içinde kalır (bir süre veya sonsuza kadar). Bu antikorları ölçen bir serolojik test, bir kişinin bu hastalıkla enfekte olup olmadığını muhtemelen semptomlar göstermeden belirleyebilir. Bunun yanında çoğu zaman SARS-CoV-2 taşıyıcıları asemptomatiktir.

İlk test türü için kanıtlar, Çinli bilim adamları tarafından yayınlanan bir çalışmada Şubat ayı başlarında ortaya koyulmuştur. Bunu sadece 3 hafta sonra Singapur’daki araştırmacılar takip etmiş ve şu anda üniversiteler, şirketler ve CDC gibi sağlık kuruluşları tarafından bu tür testlerin geliştirilmesi ve üretilmesi yönünde büyük çalışmalar vardır. Birleşik Krallık hükümeti birkaç gün içinde 3,5 milyon bu tür testin raflarda yerini alacağını bildirmiştir. İngiltere’nin bu testlerin özellikle tıbbi personel ve temel çalışanlar gibi kilit gruplarda kullanılmak yerine Amazon ve diğer çevrimiçi platformlarda” sunulacağını duyurduğunu merak edilmektedir.

Bağışıklık Sistemi


 Bu testlerin etkili olduğu varsayımı, enfekte olmuş insanların SARS-CoV-2’ye karşı bağışıklık geliştirdikleri teorisine dayanmaktadır. Bunu destekleyecek kanıtlar var, ama kesinleşmiş değildir. Makaklar üzerinde küçük bir çalışma (henüz hakem değerlendirilmemiştir), yeniden enfeksiyonun mümkün olmadığını bildirmektedir. Ayrıca, iyileşmiş hastaların kanında antikorlar tespit edilmiştir ve bazı sağlık hizmeti sağlayıcıları, bazı durumlarda antikor bakımından zengin plazmayı bir tedavi olarak bile düşünmektedir.

Ancak, Çin’de yeniden enfeksiyona ilişkin daha önceki raporların yanı sıra Japonya’daki birkaç vaka vardır. Hatalı testler olabilir ve yeniden enfekte olmuyor olabilir, ancak şu anda söylemek mümkün değildir. Çoğu epidemiyolog, en azından çoğu durumda, geçici olsa bile kazanılan bir tür bağışıklık olacağına inanmaktadır. Koronavirüsün yavaşça mutasyona uğradığı konusunda haberler de var, bu da muhtemelen birkaç yeni suş olacağını göstermektedir.

COVID-19 için bir aşı yapılması zaman isteyen bir konudur. Hastalığı anlamanın ilk adımı şu anda, özellikle şiddetli semptomlar sergileyen kişilere ve kilit pozisyonlarda (örn. Doktorlar ve hemşireler) mümkün olduğunca çok tanı testi uygulamaktır. Bir sonraki adım, COVID-19 antikorlarının neler olduğunu bulmaya başlamaktır. Bu iki şekilde önemli olacaktır: hastalığın nasıl yayıldığını (ve sadece kaç vakada asemptomatik olduğunu) anlamaya yardımcı olabilir ve kısa vadede belki de daha önemlisi, kimin aşılandığını ve potansiyel olarak yeniden neler yapabileceği konusunda bilgi verir.
O zaman, bu bağışıklığın ne kadar sürdüğünün görülmesi gerekir. Bu süre bir ömür, yıl veya belki sadece birkaç ay olabilir. Sonuç itibari ile bu virüs için bir aşı geliştirilecek ancak iyimser bir senaryoda bir bu süre12 aydır. Aşı geliştirilene kadar, olabildiğince çok hayat kurtarmalı, bu salgın hakkında mümkün olduğunca bilgi sahibi olunmalıdır. Ve her geçen gün bu hastalık konusunda insanlık daha da bilinçlenmektedir.

Kişi Semptomları Ortadan Kalksa Bile Yeniden Koronavirüs Geçirebilir mi?


Salgınnın başlamasından itibaren haftalar geçtikçe, araştırmacılar dünya çapında 700.000’den fazla kişinin enfekte eden yeni koronavirüsün işleyişini kavramaya çalışmaktadırlar. Lixin Xie ve Lokesh Sharma, COVID-19 teşhisi konan, Ocak ayı sonunda Pekin’deki PLA Genel Hastanesi Tedavi Merkezi’nden tedavi edilen ve son olarak serbest bırakılan 16 hasta üzerinde bir grup meslektaşıyla birlikte çalışmalar yapmışlardır.

Yaş ortalaması 35.3 olan hastalar, semptomlar ortadan kalktıktan sonra sekiz güne kadar virüse sahip olduğu tespit edilmiştir. Araştırmacılar boğaz bezlerinden örnekler almışlar, analiz etmişler ve iki ardışık PCR testinden sonra hastaları taburcu etmişlerdir.

Yale Tıp Fakültesinde tıp eğitmeni Dr.Sarker, yaptığı açıklamada, bu çalışmadan elde edilen en önemli bulgu, semptomlarının giderilmesinden sonra bile hastaların yarısının virüsü yaymaya devam ettiği yönündedir. Ve bunun yanında hastalığın seyrinin daha ciddi olduğu durumlarda bu süre daha uzun olabilir. Yapılan bu çalışmada ateş, öksürük ve nefes alma güçlüğü gibi semptomları bildirdikten sonra hastalar bir grup ilaçla tedavi edilmişler ve kuluçka süresi tüm hastalarda beş gün olmakla birlikte semptomların ortalama süresi sekiz gün çıkmıştır. Aynı zamanda, bir ila sekiz gün arasında hiçbir semptom görülmedikten sonra bile hastaların bulaşıcı kaldığı tespit edilmiştir.
Göğüs ve Kritik Bakım Tıbbı Fakültesi’nde profesörü olan Lixin Xie göre COVID-19’dan dolayı hafif solunum semptomları olanlar varsa ve insanları enfekte etmeyecek şekilde evde kalıyorsa, diğer kişilere bulaşmadığından emin olmak için karantina süresi dolduktan sonra bile bu karantina süresini iki hafta daha uzatmalıdır. Tüm bu bulgulara sahip olan ve tüm asemptomatik olanlar yada yakın zamanda iyileşen hastaları semptomatik olarak dikkatli bir şekilde tedavi etmelerini tavsiye edilmektedir.

Bu araştırmada sadece daha az sayıda enfeksiyon belirtileri görülen ve sonunda iyileşen az sayıda hastaya bakılmıştır. Bu küçük bir örneklem büyüklüğüdür, ancak kişinin sahip olabileceği semptomlar ile enfeksiyonun uzunluğu arasındaki ilişkiyi incelemek için daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Araştırmacılar, sonuçların yaşlılar gibi daha savunmasız hastalar için de geçerli olup olmadığını görmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu bildirmişlerdir. Aynı zamanda, gerçek zamanlı PCR tarafından tespit edilen virüsün COVID-19 enfeksiyonunun sonraki aşamalarında bulaşabiliyorsa araştırmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Yapılan başka çalışmalarda da bu virüsle ilgili önemli bulgulara ulaşılmış ABD’li araştırmacılar yakın zamanda koronavirüsün çok mutasyona uğramadığını keşfetmişlerdir. Yani bu demek oluyor ki bulunan bir aşının etkisi bir ömür boyu sürebilir. Bunu FDA koronavirüs mağdurlarından aldığı kanın tedavi olarak kullanılmasını araştırırken tespit etmiştir. Fakat bu ve bunun gibi bir sürü çalışma henüz yeterli değildir ve daha birçok çalışmaya ihtiyaç vardır. Bunun içinde zaman gerekmektedir. Önemli olan alınan önlemlerde bu salgını mümkün olduğu kadar az hasarla atlatmaktır.

0 Yorumlar: