Güncel
Bekleyiniz...
İçgüdülerinize iltimat etmek sizi doğru karar almaya bir adım daha yaklaştırırken, yitirme korkusuna kapılmak yanılmanıza yol açabilir. Sonradan pişmanlık duygusuyla boğuşmamak için verdiğiniz kararların doğruluğundan nasıl güvenilen olabiliyorsunuz? Ya da diğer bir söyleyişle verdiğiniz her kararın gerisinde göğsünüzü gere gere durabiliyor musunuz? Doğru kararlar vermek için ne yapmalıyız?

Doğru Kararlar Nasıl Alınır?


Doğru Kararlar Vermek için Ne Yapmalıyız?


 Karar vermeyi zorlaştıran en mühim faktörlerden biri daha kararı vermeden sonucunu düşünmeye başlamak. Aslında incelemeler, kararın sonucunu düşünürken her daima aşırıya kaçıldığını işaret ediyor. Yani kararın neticesinde hiç bir vakit eskiden hayal edildiği kadar ıstırap yahut sevinç yaşanmıyor. Kişileri bu mübalağalı yanlış öngörülerde bulunmaya iten şayet yitirme korkusu. Aşırı bilgi birikimi hayatın her bölümünde, bilhassa dahi basit düşünülmesi gereken vakitlerde problem yaratabilir. İyi ve doğru bir karar için her daima uzun bir süreye gereksinim olduğu düşünülür; oysaki, hayatın birtakım alanlarında ansızın ve içgüdüsel fikirler uzun vakit harcanarak alınan kararlardan çok daha iyi neticeler verir. Bilimsel incelemelere göre, ilk kez karşılaştığımız insanlara dair izlenimlerimizi, o bireyin yüzünü gördüğümüz ilk 100 milisaniye içinde ediniyoruz. Kararlarınızı alırken duygularınızı küçümsemeyin. Önemli olan duygularınıza güvenerek karar almanız değil, karar alırken hangi hislerden yararlandığınızdır. Örneğin, hiddet altında aldığınız kararlar daha egoist, daha sabırsız ve daha risklidir. Üzüntü şayet doğru karar alınmasını gerçekleştiren tek duygudur.

Hatta incelemelere göre hayatı, kararları ve geleceği en iyi öngören şahıslar depresyondakiler. Psikologlar, bu özelliği, 'Depresif gerçekçilik' olarak tanımlıyor. Hiçbir vakit reel anlamda nesnel olamayacağınızı kabul etmelisiniz. Geçmişiniz, yaşadıklarınız ve duygularınız, farkında olmasanız dahi sizi doğrultu yapar. İyi ve doğru bir seçim uygulamak istiyorsanız yanlış olduğunuzu gösterecek kanıtları görmezlikten gelmeyin. Fikirlerinizi çoğaltmaktan, değiştirmekten kaçınmayın. Kendinize sarahatle bakmayı tecrübe edinin ve öyle karar verin. Karar alma sürecinizi sekteye uğratacak en büyük kriz anlarından bir tanesi dahi ayrıntılara takılmaktır. Psikologların 'Demir atma etkisi' ismini verdikleri bu durumun ne vakit karşınıza çıkacağı belli olmaz. Örneğin iskonto döneminde, eşyanın orjinal fiyatına bakınca kelepir olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak, gerçekte mahsul iskontolu fiyatı ile hala değerinin üstünde satılıyor olur. 'Zararın neresinden dönülse kardır' sözüne çok inanmayanlar, eski alışkanlıklarından kopmakta zorlanırlar. Oysa, ara sıra geçmişi bırakıp geleceğe yönelik kararlar alabilmek, zarardan çok fayda getirir.

Zor Kararlar Almak Gerektiğinde Ne Yapmalısınız?


 Sezgiler çoğunlukla yanıltmaz. Bir karar alırken içinizden gelen sesi dinleyin ve onun söylediğini mantık kapsamında değerlendirin. Zihni dinlendirmek ve sıhhatli düşünebilmek için meditasyon koşul. Meditasyon, 'bir durup dinlenme' zamanı ve fırsatı tanır. Gün içinde yorulan zihninizden düşüncelerin yavaşça durulduğunu hissedeceksiniz. Bir karar alırken, aldığınız kararın size nasıl hissettireceğini düşünün. Sonuçların nasıl hissettireceğini düşünmek, gereğince verimli bir usul. "Hangi opsiyonu seçmeye yakınım? Hangi opsiyonu kendimden ırak tutmaya çalışıyorum?" bu iki soru, davranışlarınızı ve eğilimlerinizi tanımaya yarayacak. Onlarca olasılığı art arkaya düşünmek yerine, oldukça sade bir düşünme süreci geçirmeye çalışın. Ya bir yol bulun ya birilerini takip edin yahut yoldan çekilin. Önce zihninizi birkaç dakikalığına boşaltın. Daha sonra karar vermek halinde kaldığınız konuyu düşünmeye başlayın. Senaryoların artılarını ve eksiklerini düşünün. Vücudunuzun bu süreçlere verdiği tepkiyi dinleyin. İki potansiyel seçenekten birini seçme zamanı geldiği zaman, ikisini dahi gözden geçirin ve sonuçlarına hazır olup olmadığını düşünün. İkisinin neticelerini dahi değişik değişik düşünün. Bir konuyu altı kişiyle konuşun. Bir kişiyle altı kez değil, altı değişik kişiyle... İlk 24 saat karar vermekten kaçının. Dışarı bohça. Düzenli ve derin soluk alıp sunarak zihninizi dahi vücudunuzu dahi rahatlatın. Her iki seçeneğin dahi pozitif-negatif yanlarını ve yapılması gerekenlerini listeleyin. Bunlar, yolunuzu çizmenizi sağlayacak.

Doğru Kararlar Nasıl Alınır?


 Özel hayatımızda dahi iş hayatımızda dahi her gün karar alırız. Bugün aldığımız kararlar, yarın nerede olacağımızı belirler ancak fazlası vakit karar almakla netice alabilmek arasında uçurumlar vardır. İş yerinde yöneticilerin aldıkları kararların yaşama geçmemesi çok sık rastlanan bir haldir. Çünkü fazlası idareci, karar alırken lüzumlu koşulları yerine getirmez. Etkili karar alabilmek için olmazsa olmaz şartlar şunlardır:

Karar Alınacak Konuyu Tespit Edin

Yöneticinin öncelikle karar alacağı konunun, bir istisna mı aksi durumda her yerde görülen jenerik bir mevzu mu olduğunu teşhis etmesi lazım olur. Bir insanın yahut bir şirketin karşılaştığı problemlerin nerdeyse tamamı daha evvela başkalarının dahi başına gelmiş sorunlardır. Dolayısıyla bu problemlerin çözümleri dahi standart yani jenerik çözümlerdir. Bir şirketin içinde bulunduğu nakit sorunu, yalnızca o şirkete dair bir problem değil, işletme sermayesi eksikliği içinde olan her şirketin ortak meselesidir. Sorun jenerik olduğu için çözüm dahi jeneriktir. Bu durumda olan her şirkete tıpkı çözüm tavsiye edilir. Bir ülkenin başkanı şayet soğuk algınlığı bulguları gösterirse, hekim ona “başkan” olarak değil “hasta” olarak bakar ve her hastaya uyguladığı (jenerik) tedaviyi uygular. Doğru olan dahi budur. Karar almanın birinci kuralı, insanın içinde bulunduğu hali yalnızca kendisinin başına gelmiş bir istisna olarak görmeyip, bunun jenerik bir vaziyet olduğunu ve çözümünün dahi jenerik olduğunu bilmesidir. Her yöneticinin görevi, karşı karşıya kaldığı meseleye doğru teşhis koymak ve buna elverişli tesirli kararın neyi olduğunu belirlemektir.

Hedefinizi Belirleyin

Hangi neticelere ulaşmak hedefleniyor? Karar almadan evvela yöneticinin neyi hedeflediğini belirlemesi lazım olur. Son derece sade olan bu kural hem insanların üstelik şirketlerin karar alırken göz ardı ettikleri bir kuraldır. Çoğu durumda karar alırken hedefin ne olduğu gözden kaçar. Karar alırken, istek edilen sonucun ne olduğunu net bir şekilde saptamak, karar almanın esasını oluşturur.

Doğru karar – Kabul Edilebilir Karar

Genellikle yöneticiler bir karar alırken, yararcı düşünerek, “uygulanabilir karar” alma eğilimi gösterirler. Şirketin içindeki şartları, anahtar görevlerdeki yöneticilerin muhtemel tepkilerini, şirketin mali hali gibi değişkenleri öneme alarak karar alırlar. Yani daha karar alma aşamasındayken, içinde bulundukları koşulları öneme alarak ödün verirler. Bu yararcı yaklaşım, bir şirketin doğru karara varmasını engel olan bir yaklaşımdır. Sürekli yararcı davranmak, şartlara ve şahıslara elverişli kararlar alabilmek, kararın tesirini azaltır. Deneyimli yöneticiler, her kararın aplikasyon sırasında ödün verilerek uygulandığını çok iyi bilirler ancak doğru kararı almakla, kararı uygularken ödün vermek arasında ayrım vardır. Daha karar alırken ödün vermek, doğru kararın alınmasını engel olan en mühim faktördür.

Kararı Uygulamak

Bir yöneticinin yalnızca karar alması yetmez. Bu karara tabi olarak öneme alması gereken mühim konular vardır:

Bu karardan kimler bilgi sahibi olmalı?

Son derece basit gibi gözüken bu kural, şirketlerde en çok rastlanan hatalardan bir tanesidir. Danışmanlık yaptığım şirketlerden birisi, bir ürünü üretmekten vazgeçmişti ancak bu kararını satın alma bölümüne iletmediği için, bu karar alındıktan birkaç gün sonra, satın alma yöneticisi, bu mahsul için yüklü bir ambalaj siparişi vermiş, milyonlarca lira tutarında bir sarf yapmıştı. Bu tür sorunları  yapmamış işletme yok denecek kadar azdır. Yönetici karar alır ancak alakalı kişilerin yahut bölümlerin bu karardan haberi olmaz. Karar alan her yöneticinin, bu tarz sorunlar yaşamamak için, lüzumlu insanları ve bölümleri bilgilendirmesi kuraldır.

Karar iyi anlaşılmış mıdır?

Karar tam manasıyla hangi işin, nasıl yapılmasını arzu etmektedir? Karar, uygulayıcılara aslında çok iyi anlatılmış mıdır? Şirketlerde çoğu kez kararı alanla kararı uygulayan ademoğlu, işin tanımını ve varılmak dilenen amacı değişik yorumlar. Kararı alanın beklentisi diğer olur, kararı uygulayanınki diğer. Etkili bir karar için, her iki tarafın alınacak neticeler üstüne mutabık olması lazım olur. Bu mutabakatın işin başında yapılması lazım olur.

Alınan kararı kimler uygulayacak?

Bunlar doğru insanlar mı? Kararı uygulayacak kadar yeterli ademoğlu var mı? Bu insanların zamanı, bütçesi, bilgileri yeterli mi? Eğer idareci, bu kaynakları tahsis etmeden, çalışanlardan iş bekliyorsa, karar almanın ne olduğunu bilmiyor demektir. Bir çalışana yapamayacağı bir vazife verip ondan netice beklemek yahut kaynak vermeden netice arzulamak, bir idareci için ufak düşürücü bir haldir.

Kararın İzlenmesi

Uygulamanın doğru yapılıp yapılmadığının geri bildirimi lazım olur. Sadece amaçlanan sonuçların alınıp alınmadığını bilmek değil, uygulanmayan kararların niçin uygulanmadığını kavramak için dahi geri tebliğ kuraldır. Ama hiç bir geri tebliğ, kararı alan yöneticinin programlamayı kendi gözleriyle görmesi kadar tesirli değildir. Eğer karar alırken varsaydığı koşullar geçerli değilse yöneticinin kararını dahi değiştirmesi lazım olur. Bunu gözlemlemek için yöneticinin sahaya inmesi kuraldır. Hiçbir rapor yöneticinin çıplak gözle gerçekleştireceği gözlemin konumunu tutmaz. Karar alabilmek niyet etmek değildir. Etkili karar alabilmek için,  her yöneticinin yukarıdaki beş şartın hepsini aniden yerine getirmesi lazım olur. Bunlardan biri noksan olursa aldığı karar, karar olmaz; olsa olsa -yüksek sesle söylem ettiği- bir niyet olur. Biraz abartarak söylem edecek olursam, karar bir su molekülü gibidir. Nasıl bir su molekülü iki hidrojen ve bir oksijen atomundan (H2O) oluşuyorsa karar dahi yukarıdaki beş maddeden meydana gelir. Bunlardan biri dahi noksan olursa, kararın yeter şartları oluşmaz.

Neden Yanlış Kararlar Veriyoruz?


 Araştırmalara göre ortalama bir ademoğlu açıkgöz kaldığı zaman süresince aşağı yukarı 2 bin karar vermektedir. Bunların pekçoğu ufak çaplı kararlar olup kendi kendine verilirler-sabah ne giyeceğimize yahut öğlen yemeğini şimdi mi aksi durumda 10 dakika sonra mı yiyeceğimize dair kararlar… Ancak gün içinde sunduğumuz kararların büyük bir kısmını aslında üstünde düşünülmesi gereken ve önemli neticeler doğurabilecek cinsten kararlar oluşturur. Her daima doğru kararlar verme becerisi kazanmak bilhassa dahi iş dünyası söz hususu olduğunda geliştirebileceğimiz en kıymetli özelliklerden bir tanesidir. Seçimlerimiz sağlığımızı, güvenliğimizi, ilişkilerimizi, vakit geçirme şeklimizi ve umumi refahımızı etkiler. Ancak, isabetli karar verme sürecinizi sekteye uğratabilecek değişik bakış açıları dahi mevcuttur.

Yazımızda kötü kararlar vermemizin perde arkasındaki sebeplerden ve böylesi bir durumla karşılaştığımızda ne yapılacağından bahsedeceğiz. O durumda mühim bir hususta yanlış karar vermemek için bu yanılgılara düşmemeye dikkat edin:

Karar yorgunluğu

En enerjik şahıslar dahi sınırlanmış bir zihinsel enerjiye sahiptir. Zihinsel aktiviteleri yerine getirme ve karar verme konusundaki kapasitemiz art arkaya karar verdikçe azalır. Bu konudaki en meşhur araştırmalardan birinde yargıçların sabah saatlerinde baktıkları dosyalara dair koşullu tahliye kararı verme oranlarının öğleden sonra baktıklarından çok daha yüksek olduğu görüldü. Bu sebeple, aniden çok karar verdiğimizde- bilhassa dahi bu kararların önemli neticeleri olması halinde- karar verme konusu ile ilgili bir tükenmişlik hissetmemiz kaçınılmazdır. Karar yorgunluğu adı verilen bu duyguyla kafaya çıkmak için vermeniz gereken en mühim kararları belirlemeli ve zamanınızı enerji seviyenizin en yüksek olduğu an  en zorlu kararlar vermek üzere önceliklendirmelisiniz.

Dikkat dağınıklığı

Son on yıla damgasını vuran teknolojik ilerlemeler işlerimizi oldukça kolaylaştırdı. Aynı vakitte dahi bilgi akışının katiyen kesilmediği bir ortam oluşturdu. Araştırmacılara göre ademoğlu beyni 1986’ya kıyasla bir günde beş kat daha çok bulguyu işlemek halinde kalıyor. Hepimiz dikkatimizin devamlı ve kolaylıkla dağılabileceği bir ortamdayız ve odaklanmamız her geçen gün zorlaşıyor. Bu problemle uğraşmak için gün içinde hususi bir vakit ayırıp elektronik eşyaların bütününün fişini çekmeli ve bir süreliğine e-postadan, sosyal medyadan, haberlerden yani bilgi çağının ürünü olan bu yoğun akıştan kopmaya çalışın. Bu yapması basit bir iş değil elbette, ancak bu işi önceliğiniz durumuna getirirseniz etkin olacağınızdan şüphemiz yok.

Veri/Girdi eksikliği

Kısa zaman evvela uygulanan bir incelemeye göre ortalama bir toplantıda konuşmaların yüzde 70’ini üç şahıs yapıyor. İçine kapanık şahıslar ne söyleyeceklerine karar verinceye kadar toplantılarda yüksek sesle konuşmaktan çekiniyor. Bu mizaca sahip çalışanların dahi pek iyi üstelik parlayan fikirleri var ama bunları izah etmek konusu ile ilgili oldukça çekingenler ve zamanlarının fazlasını konuşmaya değil düşünmeye harcıyorlar. Bu hali değişiklik yapmak için toplantıdan asgari 24 saat evvela toplantıya dair gündem maddelerinin yer alacağı bir andaç gönderip insanlara düşünme fırsatı vermeli ve toplantı sırasında talip her bireyin fikirleriyle katkı sağlayabileceği bir toplantı kültürü oluşturmaya çalışmalısınız.

Multitasking(Çoklu Görev)

Bugün az dahi olsa multitask gerektirmeyen hiç bir iş kalmamış gibi gözüküyor. Bu gerçeğe karşın incelemeler işaret ediyor ki iki bilişsel eylemlere eş vakitli odaklanmaya çalıştığımızda karar verme becerimiz yüzde 40 azalıyor. Önemli kararlar vermeniz gerektiğinde diğer bütün işleri  bir kenara atın ve elinizdeki işe odaklanmak için şahsi bir vakit ayırın.

Duygular

Kızgınlık, sevinç, hiddet, sevinç gibi hisleri yansıtmak günlük deneyimimizin bir ögesidir. Bu duyguların hayatımızda manalı bir yeri olsa dahi bilhassa öfkemizin yahut heyecanımızın tavan yaptığı anlarda karar verme becerimizin azaldığını ileri sürmek için soruşturma sonuçlarına bakmamıza lüzum yoktur. Öfkeli olduğunuzda mühim bir konuşma uygulamak yahut elektronik posta göndermek ve benzeri. kritik adımlar atmanız işleri daha dahi yokuşa sürebilir zira kelimeler ağzınızdan istemediğiniz biçimde dökülebilir. Bu durumla uğraşmak için his durumunuzun farkına varmalı ve kendinizi denetim etmeye odaklanmalısınız. Duygularınız kabardığında önemli bir karar alma yahut insanlara karşılık verme dürtülerinize karşı koymalısınız. Böyle anlarda bilgisayarın esasen kalkmayı yahut telefonu elinizden bırakmayı tecrübe edinin. Sakinleşip aklınızı netleştirdiğinizde mevzuya geri dönün.

Aşırı tahlil

Günümüz bilgi çağı bizlere geniş hacimde bilgi, big data(büyük veri) ve ölçütler gibi hediyeler sunmanın yanında sonsuz bir bilgiye erişimi olanağı dahi sunar. Gerçek bu ki ne kadar çok bilgiye sahip olursak karar vermemiz öyle zorlaşır. Bu yüzden, isabetli kararlar vermenin en iyi yolu gereğinden uzun zaman harcamadan yahut bilgi yoğunluğu içinde boğulmadan karar vermeye çalışmak olacaktır. Eldeki bilgileri gözden geçirmeli, karar vermek için kendinize bir son tarih belirlemeli ve bu tarihten şaşmamaya uğraşmalısınız.

Verdiğimiz kararlar gerçekliğimizi dahi oluşturur. Zamanı nasıl değerlendireceğimizi ve bulguyu işleyiş biçimimizi etkiler. Kararlarımız, ilişkilerimizi dahi şekillendirir. Hiper irtibatlı bugünkü aleminde enerji seviyemiz ile hayatın değişik alanlarındaki verimliliğimiz dahi aldığımız kararlardan etkilenir. Gün içinde pekçok kötü karar almamız kaçınılmazdır. Ancak iyi kararların bu altı düşmanının farkına varır ve onları yenmek için çabalarsak beraber çalıştığımız yahut önderlik ettiğimiz kişilerin hayatına pozitif katkı sağlayacak kararlar verebiliriz.

Yanlış Kararlar Aldığımızda Ne Yapmalıyız?


 Kötü bir karar vermiş olduğumuzu benimsemek ıstırap verici bir tecrübeye dönüşebilir. Nihayetinde hepimiz insanız. Yanlış bireyi işe alabilir, bize hiç dahi uygun olmayan bir işe başlayabilir yahut kimsenin satın alabilmek istemeyeceği yeni bir mahsul serisi yaratmış olabiliriz. İyimser olmak yahut başarının bizi kolaylıkla bulacağını varsaymak doğamızda vardır.

Davranışımız pek dahi hayra yorulamayacak neticeler doğurdukça kendi fikrimizden kuşku etmeye başlarız. Ancak, iş hayatı söz hususu olduğunda meslektaşlarımızın yahut profesyonel ekibimizin önünde yanlış olduğumuzu benimsemek güç olur. Bu sebeple, kötü bir karar aldığınızı ayrım ettiği an şunları yapmalısınız:

Hızla bir şekilde harekete geçmeniz gerekliliğini kabul edin

İnsanlar batık maliyet yanılgısına karşı oldukça hassastır. Batık maliyet yanılgısı; kişilerin geçmişte harcadıkları vakit, alın teri yahut yatırdıkları para sebebiyle, yanlış bir yatırımı yahut davranışı sürdürmekte ısrarcı davranmaları manasına gelir. Bu duyarlılık sebebiyle pekçok ademoğlu mutsuz ilişkileri devam ettirir. (“Ama esasen beş senedir birlikteyiz!) Ya dahi pay senetleri kıymet kaybetmeye devam etse dahi çekilmemekte direnirler(“Hisse başına 40 dolar yatırdım, tekrar yükselmesini bekleyeceğim”), ihtimal düşük olsa dahi ümit etmeyi bırakmazlar.

Benzer şekilde, ticari atılımlarınızı çok daha geniş bir coğrafyaya yaymak namına büyük sermayeler harcamış dahi olabilirsiniz. Bu sebeple, istek ettiğiniz başarıya ulaşıncaya kadar davanız uğruna savaşmanız en açıkçası olacaktır. Ancak, etkin olma ihtimaliniz aksi durumda yahut kaybettiklerinizi geri kazanmak yıllarınızı alacaksa hazırdaki bütün kaynakları izah etmek yerine kaybınızı kabullenmeniz kariyeriniz için en iyisidir.

Çözümü tanımlayın

Kötü kararlar her daima ölümcül neticeler doğurmaz. Yanlış bireyi mi işe aldınız? Peki, ya bu şahıs tam dahi takım ruhunuzu yansıtacak kalitede biriyse? Evet mi? O durumda söz hususu çalışanı yetenekleri bakımından dahi diğerleriyle eşitlemek namına hususi bir eğitim uygulaması programa ne dersiniz? Farklı ülke pazarlarına yönelik bir ticari açılımı onaylamış olabilirsiniz. Yeni piyasaya dair gereğince öğrenmek ve işleri sağlama alabilmek namına bütün işi bir süreliğine bulunduğunuz bölgeden takip etmeyi dahi tercih edebilirsiniz. Ancak, birtakım sorunlar çok daha büyük çaplı olmasından kuvvetli ve belirleyici eylemleri yanında getirir.

Yeni işinizden nefret ettiğinizi bir ay içinde anlayıp en kısa sürede çekilme etmeyi mi düşündünüz? Böylesi bir durumda işletme işe alım süreci sırasında konuştukları ve nitelikli buldukları ikinci bir şahsa öneri götürebilir.Bu sayede kötü bir kararın doğuracağı negatif netice engellenmiş olur. Anlayacağınız, kötü bir kararın nasıl düzeltileceğine dair net bir görüş sahibi olmanız önemlidir.

Hatalarınızdan ders çıkarın

Kimi vakit gafil avlanırız – kriz evveli büyük bir kira sözleşmesine imza atmış olur yahut yeni bir işe atılır, ama çok geçmeden girdiğiniz şirketin stratejisinde büyük çaplı bir farklılığa gittiğini ayrım edersiniz. Ancak, güvenilen olmak gerek görülürse yaşanmasını önleyebileceğimiz aniden çok kötü karar dahi mevcuttur. Doğru insanı işe alamadınız mı? Belki dahi yeni adayınıza dair gereğince ayrıntılı bir soruşturma yapmadınız yahut bu bireyin evvelki amirlerini/meslektaşlarını arayıp bilgi alabilmek yerine içgüdülerinize güvenmeyi tercih ettiniz. Ya dahi işletme olarak ekonomik dar boğaza dair onca belirtiyi görmezden geldiniz ve durgunluk döneminde gösterişli markaların dahi sık sık ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiğini bilmenize karşın çizginizi korumayı tercih ettiniz. Belki dahi eşinizin taşınma konusundaki fikrini öneme almadınız ve şimdi işler tam bir çıkmaza input. Alacağınız kötü karar ne ile ilgili olursa olsun ıstırap vericidir, ama deneyimleriniz yardımıyla bu acıyı bir nebze dahi olsa hafifletebilirsiniz.

Nerede yanlış yaptığınızı kavramak namına kendinize vakit tanıyın. Dikkatsiz mi davrandınız? Güvenilir olmayan kaynaklara mı kulak verdiniz? Yoksa gözlerinizi kör edecek kadar optimist bir bakış açısına mı sahipsiniz? Karar vermeye yönelik ön yargılarınızın kavramak ve bunların üstesinden gelmek namına dayanıklı bir plan oluşturmanız bir dahaki sefere çok daha akla yatkın adımlar atmanıza yardımcı olur.

Hatanızı başkalarıyla dahi paylaşın

Kötü kararları görmezden gelmek ve hiç olmamış gibi davranmak çok daha basittir. Ancak mesuliyet sahibi olmak değişik bir güç sağlayacaktır. Hatalarınızı kabullenip tahlil ettiğiniz ve çıkardığınız dersleri kamuoyu ile paylaştığınızda halkın desteğini dahi arkanıza alabilirsiniz.

Ne yazık ki, kötü kararlar vermek dahi hayatımızın bir ögesidir: hiç kimse %100 falsosuz değildir. Ancak, sorunları gizlemeye eğilimli bir kültürün hakim olduğu bugünkü aleminde onları tasdik etmek büyük bir yüreklilik ister. Yanlış karar verdiğinizi kabullenir,hatanızı kısa sürede ve güvenilen bir şekilde düzeltmeye çalışırsanız; yanlış kararınızın muhtemel sonucunu bir nebze dahi olsa hafifletebilir ve saygınlığınızı katiyen kaybetmezsiniz.

0 Yorumlar: