Gündem

gundem

İnsülinin Faydaları ve Zararları Nelerdir?

İnsülin Nedir? İnsülinin Zararları Nelerdir? İnsülinin İnsan Sağlığına Etkisi Nedir? İnsülinin Faydaları Nelerdir? İnsülin Fazla Vurulursa Ne Olur? İnsülin Düzeylerini Değiştiren Faktörler Nelerdir? İnsülinin Böbreklere Zararı Var mıdır? İnsülini Kimler Kullanabilir? İnsülin Bağımlılık Yapar mı?

2 Ağu 2020

/ Yazan: Bileceksin
Bu yazımızda kan şekeri ve İnsülin hormonunun yükselip, bedene nasıl bozulmuş ettiğini anlatmaya çalışacağız. Yüksek kan şekeri ve yüksek insülin hormonunun meçhul zaraları nelerdir? İnsülinin zararları nelerdir? İnsülinin faydaları nelerdir? İnsülin zararlı mıdır? Gibi soruların cevaplarını bilimsel kaynaklarla vermeye çalışacağız.

İnsülinin İnsan Sağlığına Etkisi Nedir?

İnsülin kan şekerini düzenlemektedir ve hücrelerin kan dolaşımından şeker alımını arttıramaması (insülin direnci) sebebiyle diyabete niçin olmaktadır. Bu yazıda insülin fonksiyonu ve olağandışı derecede yüksek yahut düşük civarda olması durumunda söz hususu olan tehlikeler ile ilgili bulunuyor.

İnsülin Nedir?


 İnsülin pankreas yönünden salgılanan bir hormondur. İnsülin, kan şekerinin düşürülmesinden  bu şekerin kaslar ve karaciğer gibi beden dokularına depolanmasından mesuldür. Yağ sentezini çoğaltır ve yağ dokusunun parçalanmasını engeller. Ayrıca, glikoz alımını ve hücrelerde enerji üretmek hedefiyle kullanımını teşvik etmektedir. İnsülin ayrıyeten, karaciğer ve kaslarda kan dolaşımına salınan glikoza dönüşen glikojenin baskılanmasında rol oynamaktadır.

İnsülinin Zararları Nelerdir?


 İnsülinin Zararları, İnsülin, azlığında yahut eksikliğinde şeker hastalığının türlü tiplerine niçin olan ve bedende pankreas yönünden salgılanan bir hormondur. 19. yüzyılın sonlarında bulunmuş olup, ilaç olarak kullanılması 20. yüzyılın başlarında görülür. İnsülin hormonunun birinci tip yüksek şekere, azlığı yahut insülin direnci dahi ikinci tip düşük şekere yol açmaktadır. İnsülin, bedende glukagon ile beraber karbonhidrat düzenlenmesinde vazife alabilmektedir. Kan şekeri değerini düşürür ve düzene sokar. Vücuda alınan karbonhidratlar türlü aşamalardan atlattıktan sonra glukoza çevrilerek, kullanılmak hedefiyle hücrelere gönderilmektedir. Glukozun hücrelere giriş adımında vazife yapan düzenleyici unsur insülindir. Karbonhidratların glukoza çevrilerek hücrelere iletilmesi her ademoğlu metabolizmasında değişiklik göstermiştir. Ve bu sebeple insülin salgılanma ve dahi kullanım miktarı dahi şahsa göre değişiklik göstermektedir. İnsan insülinine en yakını domuz insülini olup, arada bir tane aminoasit birimi farkı oluşmaktadır.

Glukoz, hücrelere ihtiyaçları olduğu üzere enerji gerçekleştiren bir maddedir. Hücrelere bu gereksinimlerini sağlayacak vasıta şayet insülin hormonudur. Doğal olarak, insülin azlığı yahut yokluğu durumunda ortaya çıkan şeker hastalığının, haricen alınacak yeterli oran ile fazlası kere kere tedavi edilmesi hayat hedefiyle gerekmektedir. İnsülin hormonu azlığı, yokluğu yahut direncinde ortaya çıkan şeker hastalığı hedefiyle bedenin fazlası kere kere desteklenmesi çok önemlidir. Bunun hedefiyle sarfedilen 3 anne usul bulunuyor. İnsülin enjektörleri, insülin pompaları ve insülin kalemleri. Bu yöntemlerin tümü deri altına uygulanmakta olup, aplikasyon türü hastalık türüne ve derecesine tabi olarak değişiklikler göstermiştir. İnsülin, kalça, karın, kol, bacak bölgelerinden hastanın seçimine tabi olarak yapılmaktadır. Fakat, fazlası kere kere tıpkı bölgeye yapılan aplikasyon şişkinlik, sertlik ve morarma gibi yan etkilere ve bunun beraberinde aplikasyon bölgesinde gereğinden çok yapılan insülinin birikmesine niçin olur. İnsülin, katiyen alışkanlık yapmamaktadır. Ve bedene enjektesi elverişli olduğu sürece şeker hastaları hedefiyle en iyi tedavi şeklidir.

İnsülin iğnesinin zararları, şahıstan şahsa, kullanım şekline ve kullanım miktarına göre ortaya çıkabilmektedir. İnsülin iğnesi ülkemizde adetçe çok milyonlarca şeker hastası yönünden kullanılmakta olan ve şeker hastalığına karşı en verimli tedavi tekniği olarak sarfedilen bir iğnedir. Şeker hastaları yönünden sarfedilen, bedende tespit edilen şeker düzeyini dengelemek hedefiyle bedenin türlü bölgelerine insülin iğnesi yapılmaktadır. İnsülin iğnesinden yarar görmek gerçekte iğnenin bedenin hangi bölümüne yapıldığına bağlıdır. Bilhassa karın ve kol bölgelerine yapılan insülin iğnesi bedende tespit edilen şeker oranını daha kısa bir sürede düzene girmesini karşılamaktadır. İnsülin iğnesi tüketimi esnasında dahi birtakım titiz noktalara dikkat edilmesi gereken iğneler arasında yer alıyor.Özellikle hergün tıpkı saatte kullanılması gereken insülin iğneleri hedefiyle tertipli olarak kullanım şarttır.

İnsülin her ne kadar şeker hastalarının vazgeçilmezi olsa dahi zararları dahi bulunuyor:

  • Bazı şahıslar dahi bacak ve kol eklemlerinde şişmeler görülmesi, bağırsakların iç kısımlarında yahut bronşlarda şişlik oluşması gibi sorunlar görülmektedir.
  • insülin iğnesi yapılan bölgelerde iltihaplanma hali dahi ortaya gelmektedir.
  • İnsülin iğnesi birtakım şeker hastası olan hastalarda sinirliliğe niçin olur, bunun beraberinde dahi şahıslar dahi yanma, kaşıntı, şişme, morarma gibi problemlerle karşılaşılır.
  • Şeker hastalarının olmazsa olmazları insülin iğnesi ara sıra iç organlarda kanama ortaya getirebilir. Bu dahi kişide kanlı kusma, gözde görülen kanamalar, kan işemesine, beyin kanamaları gibi hallere dahi yol açabilir.
  • İnsülin iğnesinin tüketimi şahıslar dahi kalp ve yüz bölgesinde şişlik oluşumuna niçin olur.
  • Şeker oranının aniden hızlı bir şekilde düşmesi bireyin sara krizi yahut sinir krizi geçirmesine niçin olur.
  • İnsülin iğnesinin çok tüketimi bireyin ekstrem derece dahi zayıflamasına ve kaslar dahi güç kaybına niçin olur.
  • İnsülin iğnesi şahıslarda daimi felce dahi yol açabilir.
  • İnsülin iğnesinin zararları arasında psikolojik olanlar dahi bulunuyor. Bunlar arasında bireylerin düşüncelerinde karmaşıklıklar oluşması, yemeklere karşı tiksinme duygusunun bulunması, unutkanlık ve insanlardan uzaklaşma, ruhsal enkaz yaşaması, devamlı sorun durumunda bulunması insülin iğnesinin zararları arasında yer alabilmektedir.

İnsülinin Zararları Nelerdir?

İnsülinin İnsan Sağlığına Etkisi Nedir?


 O vakit yüksek kan şekeri ve yüksek insülin hormonunun bilimsel olarak insana nasıl zarar verdiğine bir bakalım.

Bağışıklık sistemini çökertiyor

Bağışıklık Sistemi bedenimizin alarm sistemi ve destursuz yapılan girişleri denetim ederek, iç güvenliği gerçekleştiren bir denetim ve müdafaa mekanizmasıdır. Yüksek kan şekeri ve yüksek insülin çift olarak yüksek olursa, bağışıklık sistemi zayıflar ve işe yarayamaz. Bağışıklık sistemini zayıflattığı uzun zamandan beri bilinmektedir.

Meme kanserine niçin olabiliyor

Otoimmünite veya Özbağışıklık veya kendisine bağışıklık; bağışıklık düzeneğinin ekstrem duyarlı duruma gelmesi ile verdiği reaksiyonlara ortak verilen adlardır. Özbağışıklıkta beden kendi hücreleri ile savaşır. Canlının kendi bedeninde tespit edilen öz dokuları güya bir toksik veya virüs gibi algılayıp ona “yabancıymış gibi” davranır, harp hazırlığına başlar ve bunlara karşı antikor geliştirmeye başlar. Yani bağışıklık sistemi hücreleri kendi kendine saldırır. Bu süreçte meydana gelen hastalıklara Otoimmün hastalıklar denmektedir. Otoimmün hastalıklar adetçe çok olmamakla beraber bir çoğunun nedeni idiopatiktir, yani nedenleri tam manasıyla ortaya koyulamamıştır. Ancak otoimmün hastalıkların tedaviler azıcık masraflı olup, ortak olarak sarfedilen ilaçlarda kortikosteroidler olarak bilinmektedir. Yaygın bilindik birtakım otoimmün hastalıklar şunlardır;

Otoimmün bir hastalık olan meme kanserinin mühim nedenlerinden birinin insülin hormonunun yüksekliği olduğu bildirilmiştir. Yani İnsülin direnci ve Tip-2 şeker, meme kanserinin mühim nedenlerinden bir tanesidir. Vücuda depolanan trigliseridlerin östrojen hormonu salgıladıkları gözlemlenmiştir. Aşırı ve devamlı östrojen hormonu salgılanmasının dahi meme kanserlerinin mühim nedenlerinden biri olduğu senelerden beri bilinmektedir. İnsülin hormonu , özellikle ilkin meme kanseri olmak suretiyle diğer pek çok kanser hedefiyle dahi aslında epey öneme alınacak risk faktörüdür. İnsülin ile Kanser etkeni pek akla gelmeyen ancak epey mühim, tehlikeli ve muazzam bir bağlantı olarak kabul edilmektedir.

Vücutta trigliserid yağlarını artırıyor

Trigliserit (triasilgliserol yahut triasilgliserit biçiminde dahi bilinir) gliserol (gliserin) ve üç yağ asidinden meydana gelen bir esterdir. Bitkisel ve hayvansal yağların anne bileşenidir. Trigliseritler enerji kaynağı olarak,  karbohidratlar ve proteinlere göre nerdeyse 2 kat daha çok enerji verirler. Bağışıklık düzeneğinin beyni olan bağırsakların ilki olan ince bağırsakta tespit edilen  trigliseritler , lipaz enzimleri ve safranın etkisiyle gliserol ve yağ asitlerine ayrıştırılır. Buradan kana karışırlar. Kan içerisinde, gliserit ve yağ asitlerinin bir araya gelmesiyle trigliseritler yineleme ortaya getirilerek, lipoproteinlere katılırlar. Trigliserit moleküllerinin parçası olarak hayatına devam eden Lipoproteinler, gerçekte en iyi yaptığı iş, yağ hücreleriyle diğer hücreler arasında sipariş edilen yağ asitlerini taşımaktır. Vücuttaki fazlası hücre ihtiyacına göre, yağ asitlerini ya salgılar veya içerisinde depo eder. Yağ hücreleri ayrıyeten trigliseritleri yineleme ayrıştırararak, depolama kabiliyetine sahiptir. Vücut, enerji hedefiyle yağ asitlerine gereksinim duyduğunda, glukagon hormonunu salgılar. Bunu ayrım eden lipaz enzimi trigliseritleri yağ asitlerine parçalar ve enerji açığa menfaat. Beyin, yağ asitlerini enerji kaynağı olarak tüketmez. Bu sebepten, beyinde trigliseritler parçalara ayrıştırıldığında meydana gelen gliserol, glikojene çevrilerek kullanır. Eğer beyne enerji gerekiyor dahi elinde glikojen kalmadıysa, yönerge sunarak, diğer yağ hücrelerinden dayanak alır.

Kansere neden olan hormonun salgılanmasını sağlıyor

Vücudumuzda çok vakit çok seyreden insülin hormonu yardımıyla biriken trigliseridlerden, östrojen hormonu (meme kanseri nedenlerinden biri) ile birlikte kanser başlatıcı pek çok müzmin inflamasyon etkeni olan TNF a, CRP, IL-6, IL-9, lipoproein lipase, adipsin gibi hormonların salgılandığı dahi bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.

İnsülinin Faydaları Nelerdir?


 İnsülin pankreas yönünden salgılanan bir hormondur. İnsülin, glikozun düşürülmesinden ve yağ, kas ve karaciğer gibi beden dokularına depolanmasından mesuldür. İnsülin besi olur. Yağ sentezini çoğaltır ve yağ dokusunun parçalanmasını engeller. İnsülin yağ dokusunda, yağ hücrelerini daha büyük duruma getiren glikozun alımını çoğaltır. İnsülin karaciğer glikoz hamlesini baskılamada rol oynamaktadır. İnsülin ayrıyeten kaslardaki protein sentezinin uyarılmasından mesuldür. İnsülin kg yönünden düzensiz etkilere sahiptir – iştahı azaltır, fakat yağ kütlesini artırabilir. İnsülin kiloyu belirleyen en büyük 4 hormondan bir tanesidir. İnsülin karaciğer, kas ve yağ hücrelerine glikoz verir. İnsülin, yağ hücrelerini kan dolaşımından (lipidleri) almaya zorlar ve bunun beraberinde bu yağı diğer tür yağlara (trigliseridler) çevirir. İnsülin, yağ hücrelerindeki yağ salınımını azaltır, bu nedenle daha çok yağ depolanmasını teşfik eder. Sağlıklı erkeklerde, insülinin trigliserid ve kolesterol düzeylerini (VLDL) düşürdüğü gösterilmiştir. Aynı vakitte yağ depolayarak koruyucudur (yüksek kan yağları iyi değildir). Yağ dokusunun, insülin direnci oluşturmada rol oynayan adipokinler saldığı gösterilmiştir. In vitro, insülin glikoz kullanılarak yağ dokusu oluşumunu ikaz eder. Sağlıklı erkeklerde yüksek insülin seviyeleri, organların çevresinde daha çok yağ (visseral yağ) ile ilişkilendirilmiştir.

İnsülin Fazla Vurulursa Ne Olur?


 İnsülin şeker hastalarında kan şekerini düşürmek hedefiyle tüketilir. Ancak şeker hastalarında en çok rastlanan problemlerden biri insülin dozunun çok vurulmasıdır. İnsülin dozu aşılırsa hastalarda soğuk terleme, ellerde titreme, tedirgin olma, kendini iyi hissetmeme gibi bulgular ortaya çıkabilir. Bu bulgular hastalarda şuur bulanıklığına, derecesine göre şuur kayıbı ve koma gibi önemli neticelere yol açabilir. Bunlardan korunmak hedefiyle insülinin öğünden evvela vurulması lazım olur. Yemekten sonra hastanın kan şekeri yükseleceğinden insülin buna yardım edecektir. İnsülin vurduktan sonra hasta yemek yemezse insülinin dozu doğru ayarlanmamış olacaktır. Dolayısıyla insülin vurduktan sonra hasta çok doz almış olacak ve riske girecektir.

İnsülin Düzeylerini Değiştiren Faktörler Nelerdir?


 Diyet lifi, düşük açlık insülin seviyeleri ile ilişkilidir. Yüksek glisemik indeksli besinler, sindiriminden sonra daha hızlı ve daha büyük insülin (ve glikoz) artışına niçin olur. Örneğin, meyve suyunun lifin çıkarılması sebebiyle meyvelerden çok daha çok glisemik indeksi vardır. 13.000’den çok diyabetik olmayan erkek ve bayan üstünde yapılan bir çalışmada, yüksek alkol alımı düşük açlık insülin seviyeleri ile alakalı bulunmuştur.

İnsülinin Böbreklere Zararı Var mıdır?


 İnsülin, bedenimizde esasen tespit edilen ve noksan olduğu hedefiyle şeker hastalığı meydana gelen hormondur, bedene zararı yoktur. Vücuda zararlı olan ve amalık, böbrek yetmezliği gibi problemlere niçin olan şayet çok vakit yüksek seyreden şeker düzeyleridir. Hastaların fazlası iğne korkusu sebebiyle insülin tedavilerine başlamaktan kaçındıkları yahut rejim düzenine uymadıkları ve  ilaçlarını tertipli almadıkları hedefiyle çok vakit yüksek seyreden şeker düzeyleri nihayetinde organ hasarlarına niçin olmaktadır.

Şeker hastalığının komplikasyonlarından biri diyabetik nefropati denilen şeker hastalığına tabi meydana gelen böbrek hastalığıdır. Bu rahatsızlık şeker hastalığının süresiyle ve kan şekerinin kontrolüyle bağlantılıdır. Şekeri senelerce denetim altında olan, son 3 maaş şeker göstergesi HbA1c düzeyleri normal olanlarda böbrekler zarar görmez. Kan şekeri kontrolünde tedavide insülin kullanılması lazım olur. Hasta insülin tedavisine uymaz, beslenmesine ve egzersizlere dikkat etmezse böbreklerde arızalanma riski artar. Bazı hastalar böbrekler bozulmaya başladığında yani hastalık ilerlediğinde insülin tedavisini programa başlar. Bu aşamada tedavide geç kalınır ve insülün alınmasına karşın böbrek yetmezliği gelişir. Bu yüzden insülin böbreklere zarar vermez. Sadece kan şekeri kontrolünde geç kalınırsa, böbrekler bundan zarar görebilir.

İnsülini Kimler Kullanabilir?


 İnsülin, şeker hastalığında noksan yahut tesiri azalmış olan temel hormondur. Diyabet tedavilerinin esası pankreasa insülin salgılatmaya çalışmak yahut bedende azalmış tespit edilen insülinin tesirini artırmaya çalışmaktır. Tip 1 şeker hastalarında bedende insülin noksan olduğu hedefiyle teşhis konulduğu andan itibaren insülin tüketilir. Diyabet tabletlerini kullanamayan diğer diyabetik hastalarda (mesela karaciğer, böbrek hastalıkları olanlarda, gebelerde, teşhis konduğunda kan şekeri çok yüksek olanlarda ve operasyon olacak şahıslar), tabletlerle kan şekeri denetimi sağlanamayan ve şeker koması riski yüksek olanlarda insülin tüketilir.

İnsülin Bağımlılık Yapar mı?


 Diyabet tedavileri ‘’alışkanlık’’ yapmaz.  ‘’Bağımlılık’’ sözcüğü geçmişte Tip 1 ve Tip 2 şeker hastalıklarının yerine,  ‘’insüline bağımlı’’ ve ‘’insüline bağımlı olmayan’’ şeker terimleri kullanılması sebebiyle ortaya çıkan kargaşa ile yerleşmiştir. İnsülin tedavisi geri dönüşü olmayan bir tedavi değildir. Örneğin gebelikte insülin kullanan bir şeker hastası  doğumdan sonra tabletlerine başlayabilir yahut operasyon planlandığı hedefiyle insüline geçilen hasta operasyondan sonra yemek yemeye başladığında tabletlerine dönebilir. İnsülin gereksinimi azalan şeker hastaları dahi hallerine göre endokrinolojik takdir sonucu  insülinden tablete dönebilirler.

Hiç yorum yok

Yorum Gönderme

© Tüm Hakları Saklıdır
Tasarlayan Bileceksin