Güncel
Yükleniyor...
Akut Promiyelositik Lösemi (APL) ve Akut Monositik Lösemi

Akut Promiyelositik Lösemi (APL) ve Akut Monositik Lösemi

Lösemi, birkaç öbür kan kanseri türünü kapsayan bir terim olduğundan farklı lösemi türleri, sunumlarına, başlangıç yaşlarına, tehlike faktörlerine ve görünümlerine tarafından değişir. aynı zamanda dört asıl tip lösemi türü vardır ve bunlar aşağıdaki gibidir:


• Akut lenfoblastik (lenfositik) lösemi (ALL)
• Akut miyeloid (miyelojen) lösemi (AML)
• Kronik lenfositik lösemi (KLL)
• Kronik miyeloid (miyeloid) lösemi (CML)


Tüm lösemilerde ortak olan temel ilke, hepsinin kemik iliğindeki hücrelerde başlamasıdır. Kemik iliği normalde kan hücrelerinin, kırmızı kan hücreleri ve beyaz kan hücrelerinin üretilmesinden sorumludur. Dolayısıyla işlevlerden biri miyeloid hücreler veya beyaz kan hücreleri üretmektir. Bu işlevlerdeki kemik iliği hücrelerinin büyümesi ve olgunluğu, hücresel DNA kadar sıkı bir şekilde düzenlenir. Hücreli, DNA’daki zarar ve şansın dönmesi sebebiyle bir değişikliğe uğradığında, bir lösemi hücresi haline kazanç ve kontrolsüz bir şekilde çoğalmaya başlar.


Akut Promiyelositik Lösemi (APL) ve Akut Monositik Lösemi 

Miyeloid lösemi, miyeloid hücreler, kırmızı küreler, beyaz küreler ve trombositler üreten hücrelerde başlayabilir. Etkilenen başka bir gözenekli olan türü de lenfosit üreten hücrelerdir. Hem bu hücrelerde lenfositik veya lenfoblastik lösemi ortaya çıkabilir. Lösemilerin kesin nedeni bilinmese de kemik iliği hücreleri lösemi haline geldikçe, iliği doldurur ve diğer sağlıklı hücreleri baskılar. Adi kemik iliği hücrelerinin ilerleme ve yer değiştirme hızı, her lösemi tipinde farklık gösterir. aynı zamanda bu yazıda löseminin daha alçak türleri olan akut promiyelositik lösemi (APL) ve akut monositik lösemi hakkında bilgiler yer almaktadır.

Akut Promiyelositik Lösemi (APL)

Akut promiyelositik lösemi (APL), akut miyeloid löseminin (AML) bir daha alçak tipidir ve özgün bir moleküler anormallikle karakterizedir. Bu tip lösemi, yüksek bir vefat oranına sahiptir ve erken hemorajik ölümle ilişkilidir. APL, yetişkinlerde nispeten nadirdir ve Amerika Birleşik Devletleri’nde AML teşhisi konan yetişkinlerin yalnızca % 10-15’ini etkilemektedir. AML’li çocuklar arasında daha yaygın olduğundan çoğunlukla> 10.000 /L yüksek beyaz kan hücresi (WBC) sayımı ve psödotümör serebri gibi all-trans retinoik asit (ATRA) ile ilişkili daha yüksek toksisite sayısı ile ilişkilidir.

Akut Promiyelositik Lösemi Kimliği

APL, kromozom 15 ve 17’nin müşterek translokasyonu ile tanımlanır ve kromozom translokasyonu, bir füzyon transkriptinin promiyelosit (PML) ve retinoik asit reseptörü-a (RAR-a) genlerine katılmasına niçin olur. Lösemik PML’ler, retinoik aside maruz kaldıklarında farklılaşabilirken, arsenik trioksite maruz kaldıklarında apoptozun yanı sıra farklılaşmaya uğrarlar. Mevcut tavsiyelere tarafından, kan dağılım morfolojisi veya klinik görünüş temelinde APL’den şüphelenildiğinde tıbbi bir acele durum olarak kabul edilir. Trombosit ve kriyopresipitat uygulaması gibi diğer destekleyici önlemlerin yanı sıra ATRA, kalıtımsal teşhis beklerken derhal uygulanır.

Morfoloji

APL hastalarında, periferik kan yayması genelde azalmış WBC’ler ya da dolaşımdaki PML’ler ile lökopeni gösterir ve bu hücrelerde çokça yamalı birincil azurofilik granül bulunur. Keza birden fazla auer çubuğa sahip lösemik PML’ler yalnızca APL durumunda bulunur. Nükleer konturun iki lobu vardır, ama granüllerin varlığı sebebiyle açıkça görülmez. Birçok birincil azurofilik granülün varlığı APL teşhisini doğrulamayabilir çünkü öteki AML daha aşağı tiplerine sahip hastalardan alınan lösemik hücreler de bu cins granüllere sahip olabilir. APL’ye özgü bu ince morfolojik ayrıntıları tamamiyle bilinmesi önemlidir, çünkü bu durumdan şüphelenildiğinde çabuk çare gerektirir.

APL Yönetimi

APL, spesifik moleküler anormalliği gaye alan terapi yardımı ile çare edilebilir bir lösemi daha alçak tipidir. Ayrıca mikroskopla periferik kan yaymasına bakılarak fark edilebilen çok az sayıda malign hematolojik hastalıktan biridir. APL tanısından şüphelenildiğinde, ATRA sitogenetik ya da moleküler çalışmalarla tanının doğrulanmasını beklemeden başlatılır. Başlangıçta birkaç minik dozda günde 45 mg/m2’lik standart bir ATRA dozu verilir ve bu, koagülopatinin kontrolüne yardımcı olur. Düşük riskli hastalarda, kemoterapi başlamadan önce bu tedavi birkaç gün devam edilir. Yüksek risk altındaki hastalarda ise APL teşhisinin doğrulanmasından önce bile kemoterapi ile birleştirilir. Daha Alçak tipine bakılmaksızın tüm AML vakalarında, genetik düzeltme beklerken antrasiklin uygulanır. Bunun la birlikte ATRA’nın kan ürünü desteği ile birlikte erken uygulanmasının ölüm oranlarını düşürdüğü gösterilmiştir. Halihazırda kullanılan standart çare, ATRA’nın indüksiyonu ve idamesi sırasında ATRA ile kombine antrasiklin kemoterapisi ve sonra düşük doz kemoterapi gerektirir.

Yeni Tanı Edilmiş APL

Yeni APL teşhisi konan hastalarda daha etkin bir yaklaşma, ATRA tedavisini arsenik trioksit ile birleştirmektir. Lökositozu denetim aşağı yakalamak için kemoterapiye minimal düzeyde devam edilebilir. Bu yeni girişim, gelecekte geleneksel yöntemlerin yerini alabilir. Yeni AML teşhisi konan herkes, APL’nin diğer daha alçak tiplerden bambaşka olduğu, ivedi ve kavgacı tıbbi müdahale talep ettiği akılda tutularak potansiyel bir APL adayı olarak düşünülmelidir.

Akut Promiyelositik Lösemi (APL) ve Akut Monositik Lösemi 

Akut Monositik Lösemi

Akut monositik lösemi, akut miyeloid löseminin (AML) bir daha aşağı tipidir ve AML-5 veya M5 olarak adlandırılır. Bu AML alt tipi bambaşka klinik ve biyoloji ile ilgili özelliklere sahiptir, keza hiper lökositoz, pıhtılaşma anormallikleri ve ekstramedüller tutulum ile ilişkilidir. AML-M5, pediatrik AML vakalarının % 18’ini ve küçük çocuklarda AML vakalarının yaklaşık % 45’ini oluşturur. Bu hastalık bilhassa antrasiklinleri ve epipodofilotoksinleri içeren tedavilerle kemoterapiyi takiben gelişebilir.


AML M5’in sınıflandırılması
AML M5 hem M5a ve M5b olarak iki grup sınıflandırılır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
AML M5a
AML M5a, AML’nin % 5-8’ini oluşturan genelde çocuklarda ve genç yetişkinlerde görülen bir hastalıktır. Bu alt tipte hiperselüler kemik iliği, yüksek düzeyde bazofilik sitoplazmaya ve hassas azurofilik granüllere sahiptir fakat fazla eksik Auer çubuğu bulunan ya da hiç olmayan yüksek sayıda büyük monoblast içerir. Monoblastlar keza yuvarlak çekirdeklere, vakuollere ve çoklu nükleollü dantelli kromatine sahiptir. Bu tip AML vakarında yapılan kemik iliği biyopsisi, monoblastlarla iliğin bir kısmının ya da tamamının farklılaştırıldığını belirtmektedir. M5a hastalarının yaklaşık % 75’inde sitogenetik anormallikler ve yaklaşık % 7’sinde FLT3 mutasyonları vardır. Keza teşhis kriterleri arasında monosit ata hücrelerinin >% 80’i monoblast olmalıdır bu nedenle akut monoblastik lösemi adı verilmiştir.


AML M5b
AML M5b, AML’nin % 3-6’sını oluşturur ve her yaştan insanda görülmektedir. Bu daha alçak türde olan lösemik hücreler başlıca daha fazla azurofilik granüllere veya daha az bazofilik sitoplazmaya sahip olan promonositlerdir. Bu hücreler ince kromatin taşıyan katlanmış çekirdeklere sahiptir ve genellikle eritrofagositoz mevcuttur. Promonositlerin elektron mikroskobu görüntüleri, birkaç minik endoplazmik retikulum sisternası ve birkaç yoğun granül taşıyan sitoplazmayı gösterir. Çekirdek, çoklu loblar ve sınırlanmış kromatin ile görülür.


Bu daha alçak tipe sahip hastaların takriben % 30’unda sitogenetik anormallikler ve yaklaşık % 30’unda FLT3 mutasyonları vardır. AML M5b tedavisi sıklıkla ot gibi yaşama lizis sendromuna ve yanlış yüksek trombosit sayılarına yol açabilir. bununla beraber teşhis kriterleri aralarında periferik kanda olgun monositler veya <% 20 monoblast içeren promonositler hakimdir.

AML 5 Tedavisi

Öyle çok nadir hastalıkta olduğu gibi, AML tedavisi baskı bir kanser türüdür ve saldırgan, çok ilaçlı kemoterapi tedavisinde genelde 3 ila 4 haftalık aralıklarla 4 ila 6 kür uygulanır. AML kemoterapisinde kullanılan temel ilaçlar aralarında çeşitli antrasiklin dozları, sitarabin ve etoposid bulunur. Kemik iliği baskılanması, kansızlık, nötropeni ve trombositopeniye yol açabilen yaygın bir kemoterapi semptomudur. Hastalar hem ölümcül fırsatçı enfeksiyonlar ve mukozit riski altındadır. böylece AML’li hastalarda çare sırasında ve ardından destekleyici önlemler çok önemlidir.

AML M5’in Prognozu

M5 daha aşağı tipinin prognozunun, muhtemelen nm23 proteininin (farklılaşma inhibitör faktörü) fazla ekspresyonuna ast olarak, diğer AML daha aşağı tipleriyle karşılaştırıldığında güçsüz olduğu bulunmuştur. AML M5 hastaları, diğer daha aşağı tiplere tarafından Flt3 gen mutasyonlarına sahip olma eğilimindedir ve bu, alt tipe sahip hastalar için genelde negatif prognozu yansıtır.
Akut Promiyelositik Lösemi (APL) ve Akut Monositik Lösemi 

Mutasyonlar kendilerini, ikinci tirozin kinaz alanındaki nokta mutasyonları ya da jukstamembran bölgesinin dâhili birbirini izleyen kopyaları şeklinde sunar. Diğer AML alt tiplerine sahip hastaların yalnızca % 26,4’ü bu mutasyona sahipken, AML M5 hastalarının yaklaşık % 40’ında bu kritik mutasyona sahip olduğu bildirilmektedir, bu da AML M5’deri felakete uğramış hastalarda gelişen gözden düşmüş netice şansını açıklamaktadır.

Merhaba, ben Emirhan. Günlük hayatınızda işinize yarayacak her türlü bilgiye ulaşmanız için vakit buldukça paylaşımlar yapıyorum. Umarım sizlere bir faydam dokunmuştur.

0 Yorumlar:

8 sınıf türkçe soru bankası