Güncel
Bekleyiniz...
Colette (28 Ocak 1873 – 3 Ağustos 1954) Nobel ödülü almış Fransız bir yazar ve edebiyatçıdır. En ünlü modern Fransız yazarlarından biri olmadan önce, sahnede renkli bir kariyere sahip olmuştur ve birincil eşinin takma adıyla hikâyeler yazmıştır.

Erken Dönem

Sidonie-Gabrielle Colette, 1873’te Fransa‘nın Burgundy eyaletinin Yonne bölgesinde bulunan Saint-Sauveur-en-Puisaye köyünde doğmuştur. Babası Jules-Joseph Colette, daha önce askerlik hizmetinde öne meydana çıkan bir ödenti tahsildarıymış ve annesi Adèle Eugénie Sidonie, kızlık soyadı Landoy’dur. Jules-Joseph’in profesyonel başarısı sebebiyle, aile Colette’in erken yaşamında maddi olarak güvendeymiş, ancak servetlerini yanlış yönetmişlerdir ve büyük bir kısmını kaybetmişlerdir. Colette, 6-17 yaşları aralarında yerel bir devlet okuluna gitmiştir. Nihayetinde eğitiminin kapsamı buymuş ve 1890’dan sonradan daha artı devlete ait eğitim almamıştır. 1893’te, 20 yaşındayken Colette, kendisinden 14 yaş büyük olan başarılı bir yayıncı olan Henry Gauthier-Villars ile evlenmiştir. Eşi Paris’teki çapkınlar ve avangart sanat kalabalığı aralarında bir üne sahipmiş. Gauthier-Villars bununla birlikte Willy takma adıyla başarılı bir yazarmış ve çift 13 yıldır evli kalmış lakin çocuk sahibi olmamışlardır.

Claudine: Rumuzlar ve Müzik Salonları

Gauthier-Villars ile olan evliliği esnasında Colette, Paris sanat topluluğunun bütün dünyasıyla tanışmıştır. Onu öteki kadınlarla cinselliğini keşfetmesi için cesaretlendirmiş ve doğrusu Colette’in Willy takma adıyla yazdığı bir dizi dört roman için lezbiyen ağırlıklı konuyu seçmiştir. İlk dört romanı Claudine serisi 1900 ve 1903 arasında yayınlanmıştır: Claudine à l’école (1900), Claudine à Paris (1901), Claudine en ménage (1902) ve Claudine s’en va (1903).


Bu romanları sahiden kimin yazdığına dair tartışmalar yıllardan beri devam etmiştir. Colette, uzun yıllar süren bir hukuk savaşından sonradan Gauther-Villars’ın adını onlardan kaldırmayı başarmış, oysa oğlu Colette’in ölümünden sonradan imzasını geri almıştır. 1906’da Colette kocasından ayrılmış, ancak boşanmanın sonuçlanması dört sene geçmiştir. Claudine romanlarını Willy olarak yazdığı için, telif hakkı ve kitaplardan elde edilen tüm kar hukuki olarak Colette’e değil Gauthier-Villars’a aittir. Colette kendini teşvik etmek için Fransa’daki müzik salonlarında birkaç sene sahnede çalışmıştır. Birkaç kere, izinsiz kroki ve skeçlerde kendi Claudine karakterlerini canlandırmıştır. Bir yaşamı bir araya getirebilmesine rağmen, çoğu süre geçinebilmek için zar baskı yeterliy ve sonuç olarak, sıkça hastalanmış ve birçok zaman aç kalmıştır.


Sahnede geçirdiği yıllar her tarafında, Colette’in öteki kadınlarla, bilhassa de sahne sanatçısı olan Marquise de Belbeuf, Mathilde Missy de Morny ile dağıtılmış ilişkileri olmuştur. İkili, 1907’de sahnede öpüştüklerinde bir skandala niçin olmuştur, ancak ilişkilerini birkaç sene sürdürmüşlerdir. Colette, 1910 tarihli çalışması La Vagabonde’da fakirlik ve sahnedeki hayat deneyimini yazmıştır. Birkaç sene sonradan, Colette 1912’de bir gazete editörü olan Henry de Jouvenel ile evlenmiştir. 1913’te Colette de Jouvenel adında bir kızları olan tek çocukları olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Colette gazeteci olarak çalışmaya, farklı bir şekilde yazmaya ve o da fotoğrafla ilgilenmeye başlamıştır.

Fransız Yazar Colette 

Yirmileri Kâğıda Dökmek (1919-1927)

• Mitsou (1919)
• Chéri (1920)
• La Maison de Claudine (1922)
• L’Autre Femme (1922)
• Le Blé en herbe (1923)
• La Fin de Chéri (1926)


Colette, 1919’da Birinci Dünya Savaşı’nda geçen Mitsou adlı kısa romanı yayınlamıştır ve bu daha sonra 1950’lerde bir Fransız komedi filmi haline gelmiştir. Ancak bir sonraki çalışması çok daha büyük bir izlenim bırakmıştır. 1920’de yayınlanan Chéri, genç bir adamın yaşının hemen hemen iki katı olan bir hayat kadınıyla uzun süreli ilişkisini ve çiftin bir başkasıyla evlenirken ve ilişkileri bozulduğunda bile ilişkilerini bırakamamasını anlatmaktadır. Colette keza 1926’da La Fin de Chéri (İngilizce, The Last of Cheri ) adlı bir devam filmi yayınlamıştır; bu, birincil romanda tanım edilen ilişkinin trajik sonrasını izlemiştir. Colette’in kendi hayatı ile romanı arasında birkaç paralellik görmek çok kolaydır. Jouvenel ile olan evliliği, o sırada 16 yaşında olan üvey oğlu Bertrand de Jouvenel ile olan ilişkisi de dâhil edinmek üzere her iki taraftaki aldatmalardan sonra 1924’te sona ermiştir. Bu dönemin bir başka eseri, Le Blé en Herbe (1923), genç bir adam ile fazla daha ihtiyar bir kadın arasındaki romantik ve cinsel ilişkiyi taşıyan aynı bir hikâyeyi ele almıştır. 1925’te kendisinden 16 yaş ufak Maurice Goudeket ile tanışmıştır ve on yıl daha sonra, 1935’te evlenmişlerdir ve ölümüne kadar evli kalmışlardır.
Fransa’nın Büyük Kadın Yazarı (1928-1940)
• La Naissance du jour (1928)
• Sido (1929)
• La Seconde (1929)
• Le Pur et l’Impur (1932)
• La Chatte (1933)
• İkili (1934)
• Bayanlar Gölü (1934)
• İlahi (1935)


1920’lerin sonunda, Colette, zamanının en büyük Fransız yazarlarından biri ve ünlü biri olarak kabul edilmiştir. Çalışmalarının çoğu, takriben 1870’leri Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar kapsayan ve Fransız ihtişamının, sanatının, sofistike kültürünün ve kültürünün doruk noktası olarak ünlenen, La Belle Epoque olarak tanıdık yakın geçmişte geçmiştir. Yazısının olay örgüsüyle değil, karakterlerinin varlıklı ayrıntılarıyla ilgilendiği belirtilmiştir. Colette, şöhretinin ve başarısının zirvesinde, yazılarını büyük ölçüde geleneksel yaşamları ve kadınlara uygulanan sosyal kısıtlamaları keşfetmeye ve eleştirmeye odaklamıştır. 1928’de, yoğun bir otobiyografik olan ve annesi Sido’nun güya kurgusal bir versiyonunu çizen La Naissance du Jour (İngilizce: Break of Day) kitabını yayınlamıştır. Kitap, yaş, aşk ve hem gençliğin hem de sevginin kaybedilmesi temalarını ele almıştır. Bir takip, 1929 Sido, hikâyeyi sürdürmüştür.


1930’larda Colette biraz daha eksik üretken olmuştur. Birkaç sene her tarafında dikkatini kısa bir vakit senaryoya çevirmiş ve iki filmde yardımcı yazan olarak kabul edilmiştir: 1934’te Hanımlar Gölü ve 1935’te İlahi. Keza üç düzyazı çalışması daha yayınlamıştır: Le Pur et l’Impur, 1932’de La Chatte ve 1934’te Duo, 1934’teki Duo’dan sonradan, Fransa ve Colette’in kendi hayatı, zamanla hayat kayda değer ölçüde değişmiştir.

Fransız Yazar Colette 

İkinci Dünya Savaşı ve Millet Yaşamı (1941-1949)

• Julie de Carneilhan (1941)
• Le Képi (1943)
• Gigi (1944)
• L’Étoile Vesper (1947)
• Le Fanal Bleu (1949)


Fransa 1940’ta işgalci Almanların eline geçmiş ve Colette’in hayatı, tıpkı yeni rejimle yurttaşlarının hayatlarının değişmesi gibi değişmiştir. Nazi hükümdarlığı Colette’in hayatını fazla şahsen vurmuştur, çünkü Goudeket Yahudi ve Aralık 1941’de Gestapo tarafından tutuklanmıştır. Goudeket, Alman büyükelçisinin eşinin (yerli bir Fransız) müdahalesi sebebiyle gözaltına alındıktan birkaç ay daha sonra hür bırakılmıştır. Fakat savaşın geri kalanında çift, yeniden tutuklanacağı ve bu sefer eve canlı kalamayacağı korkusuyla yaşamışlardır. İşgal esnasında Colette, Nazi yanlısı net içerik iddiası da dâhil olmak üzere yazmaya devam etmiştir. Nazi yanlısı gazeteler için makaleler yazmış ve 1941 romanı Julie de Carneilhan, iltihaplı anti-Semitik dil içermiştir. Savaş yılları Colette için anılara odaklanma zamanı olmuştur: Journal à Rebours (1941) ve De ma Fenêtre (1942) başlıklı iki deri yazmıştır. Fakat, Colette en meşhur eserini açık ara savaş esnasında yazmıştır. 1944’te yayınlanan kısa roman Gigi, hayat kadını olarak bakılan bir gencin hikâyesini anlatmaktadır 1949’da bir Fransız filmine, 1951’de kariyerinin başındaki Audrey Hepburn’ün oynadığı bir Broadway oyunu, 1958’de Leslie Caron’un oynadığı meşhur bir müzikal film ve 1973’te bir Broadway müzikali (2015’te tekrar canlandırılmıştır) olarak uyarlanmıştır.


Savaş sona erdiğinde, Colette’in sağlığı kötüye gitmiştir ve artritten muzdariptir. gerçi yazmaya ve çalışmaya devam etmiştir. L’Etoile Vesper (1944) ve Le Fanal Bleu (1949) adlı iki eser daha yayınlamıştır; her ikisi de teknik olarak kurgusalmış ama bir yazarın zorlukları üstüne düşüncelerinde büyük ölçüde otobiyografiktir. 1948 ile 1950 yılları arasında eserlerinin tamamının bir derlemesi hazırlanmıştır. Fransız yazan Frédéric-Charles Bargone (daha fazla takma adıyla Claude Farrère ile tanınır) 1948’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmiştir, ama İngiliz şair TS Eliot’a yenilmiştir. Son eseri Paradis terrestre kitabı olmuştur. İzis Bidermanas’ın fotoğraflarını taşıyan ve ölümünden bir sene önce 1953’te bağımsızlık bırakılmıştır. Benzer yıl, Fransa’daki en yüksek sivil onur olan Fransız Légion d’honneur’da (Legion of Honor) Büyük Subay olmuştur.

Yazınsal Tarzlar ve Temalar

Colette’in eserleri, takma isimli eserlerine ve kendi adıyla yayınlanan eserlerine belirgin bir şekilde bölünebilmektedir, oysa her iki dönemde de birkaç nitelik paylaşılmaktadır. Claudine romanlarını Willy takma adıyla yazarken, konusu ve bir dereceye kadar üslubu büyük ölçüde kocası kadar belirlenmiştir. Genç bir kızın gelişinin izini süren romanlar, homoerotik içerik ve “liseli lezbiyen” mecazları da dâhil almak üzere, oldukça gıdıklayıcı ve skandal içeren temalar ve olaylar içermiştir. Stil, Colette’in sonraki yazılarının çoğundan daha amaçsız olmuştur, oysa sosyal normların dışarıya kimlik ve haz bulan kadınların altında yatan temalar, bütün çalışmalarında dolaşmıştır. Colette’in romanlarında bulunan temalar, kadınların sosyal durumu üstüne saygın meditasyon içermiştir. 


Eserlerinin birçoğu, kadınların beklentilerini ve kısaltılmış toplumsal rollerini açıkça eleştirmiştir ve neticede, kadın karakterleri genel olarak varlıklı bir şekilde çizilmiş, derinden mutsuz ve bir şekilde toplumsal normlara ayaklanma etmiştir. Çoğu durumda, eserleri, erkek etken bir toplumda bir dereceye kadar hür iddia etmeye çalışan kadınları ele almaktadır ve sonuçları çok çeşitlidir. Mesela, kadın başrol Chéri ve genç sevgilisi, toplumsal geleneği bozma girişimlerinden sonradan epeyce acınacak halde olurlar, ancak Gigi’nin ve sevgisinin mutlu sona ulaşmasının anahtarı, Gigi’nin çevresindeki aristokrat ve ataerkil toplumun taleplerine karşısında direnişidir. Colette, büyük ölçüde düzyazı kurgu türüne yan kalmıştır, fakat bazı anılar ve iyi bir ölçü için atılan ince örtülü otobiyografidir. Eserleri uzun ciltler değildir, ama daha fazla karaktere odaklanan romanlar ve daha az olay örgüsüne odaklanmıştır. 1930’larda senaryo yazarlığına girişmiş, ama koskocaman bir başarı derecesi elde etmemiştir.

Fransız Yazar Colette 

Ölümü

1940’ların sonunda Colette’in fiziki durumu daha da gerilemiştir. Artriti, hareket kabiliyetini ciddi şekilde kısıtlamış ve büyük ölçüde Goudeket’in bakımına bağımlı kalmıştır. Colette 3 Ağustos 1954’te Paris’te ölmüştür. Boşanması sebebiyle Fransız Katolik Kilisesi, dini bir cenaze töreni yapmasına müsade vermemiştir. Bunun yerine, hükümet göre bir devlet cenazesi üretilmiş ve bu, onu bir devlet cenazesi yapan ilk Fransız edebiyat kadını yapmıştır. Paris’teki en büyük mezarlık olan Père-Lachaise mezarlığına ve Honoré de Balzac , Moliere, Georges Bizet ve daha o kadar çok öteki armatürlerin yanına gömülmüştür.

Edebi Mirası

Colette’in mirası, ölümünden bu yandan geçen on yıllar içinde önemli ölçüde değişmiştir. Hayatı ve kariyeri baştan başa, yazınsal çağdaşlarının birçoğu da dâhil almak üzere önemsiz sayıda profesyonel hayranı olmuştur. bununla birlikte, bununla beraber, yetenekli olarak sınıflandıran, fakat fazla özel bir yazı türü veya daha alçak türüyle son derece sınırlı olan çoğu birey olmuştur. Ancak zamanla, Colette Fransız yazarlık camiasının kayda değer bir üyesi, kadın edebiyatının en önde gelen seslerinden biri ve her plak şirketinin yetenekli bir yazarı olarak gitgide artarak daha artı kabul görmüştür. Truman Capote ve Rosanne Cash de dâhil edinmek üzere ünlüler, sanatlarında ona saygılarını sunmuşlardır ve bir 2018 biyografisi olan Colette, hayatının ve kariyerinin erken dönemlerini kurgulamış ve Oscar adayı Keira Knightley’i Colette olarak seçmiştir.

0 Yorumlar: