Güncel
Bekleyiniz...

 İmmünokemoterapi özünde, immünoterapi ile kemoterapiyi birleştirerek hastalığın tedavisi ve yönetimini ifade eder. On yıllardır toplanan çok sayıda araştırma, kemoterapinin veya radyoterapinin neoplastik lezyonları adamakıllı yok etmek için kimsesiz tatmin edici olmadığını doğrulamıştır. Günümüzde çoğu hastanede uygulanan standart rutin, immünoterapilerin yanı sıra kemoterapi veya radyoterapiyi birleştirmektir. Bu kombinasyonun amacı, kanserli hücrelerle savaşmak için gereken ilaç dozajında bir azalmaya izin vererek kanserli hastalar için tedavi sonucunu iyileştirmektir. Azaltılmış bir ilaç dozajını destekleyerek, bu kombinasyon tedavisi, klasik olarak kanser tedavisi ile ilişkili olan bağlı etkilerin şiddetini azaltabilir. Keza, tedavilerin kombinasyonu, habis hücrelerde kemo-direnç olasılığını ele alır.

İmmünokemoterapi Nedir? 

Multidisipliner Bir Yaklaşma

İmmünokemoterapi fikri, kanseri kavramak ve daha etkili tedaviler için ayrı disipliner yaklaşımları birleştirmenin değerini kabul etmekten gelir. Tarihsel olarak, kanser tedavisine ayrı yaklaşımlar çoğunlukla birbirinden egemen olarak gelişmiştir. Oysa son zamanlarda, bu alanlardaki uzmanlar, yeni bir klinik çare odağı olarak immünokemoterapi geliştirme etkisine sahip olan terapilerin kombinasyonuyla sonuçlanan bir diyalog başlatmışlardır. Tarihsel olarak immünologlar, kanser genetikçilerinin ve farmakologlarının geleneksel olarak immün temelli tedavileri derinlemesine anlamamış olması gibi, kanserle ilgili genetik ve farmakolojide genel bir uzmanlık eksikliğine sahiptir.
Kanser immünoterapisi ve kalıtımsal yaklaşım, uzun yıllardır bambaşka alıştırma alanları olarak var olmuştur. Fakat son zamanlarda, iki teşebbüs etkili bir şekilde birleştirilmiştir. Bir kanser tedavisi olarak immünoterapi, bilim adamlarının kanseri ilk önce iltihapla benzer olduğunu anladığında 1800’lü yılların başlarında başlamıştır. Araştırmacılar başta, hastalığın karoser hücrelerinde başlangıç yeri olduğuna dair önemli bir zihin edinmişlerdir. Bu açıklama, bağışıklık sistemini gaye bölge tedavilerin kanserle mücadelede faydalı olabileceği sonucuna varılmasına yol açmıştır. 19. yüzyılda yapılan çalışmalar, bağışıklık sisteminin kanserin gelişimi ve büyümesi üzerinde bir etkiye sahip olduğunu bulunmuş ve bu da bağışıklık sistemini amaç alabilecek tedavilerin kanser tedavisinde etkin olabileceği fikrine yol açmıştır.


Kanser genetiği, onkojenlerin keşfinin yapıldığı takriben 1980 yılından itibaren yerleşik bir hafıza okulu haline gelmiştir. 70’lerin sonlarında bağışıklık sisteminin rolünü küçümseyen çalışmaları takiben, genetik bir vakit sahneyi ele geçirmiştir. Sonunda, genetik çalışmaları, kanserin spesifik genlerini, proteinlerini ya da doku ortamını bulup bunlara saldırabilen hedefe karşın bir çare olan daha gelişmiş bir kemoterapi türünün geliştirilmesine yol açmıştır. Son olarak, son on yılda, iki disiplinin güçlerini birleştirip birlikte çalışarak kanser için daha ayrıntılı bir tedavi oluşturmaya başladığı görülmüş bu, kanser hücresi merkezli terapiyi konakçı merkezli terapiyle birleştirilmiştir. Elde edilen immünokemoterapi, konağın bağışıklık sistemini tedavi etmenin yanı sıra ek kemoterapi, geleneksel radyoterapi ve ameliyat tedavilerinin kombinasyonudur.

İmmünokemoterapi ve Kanser Tedavisi

Incelemeler, kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçma yeteneğini geliştirmesi gerektiğine dair enerjik kanıtlar sağlamış ve bu da haksız hücrelerin büyümesine yol açmıştır. Bu bağışıklık kaçış sistemini koyulmak, kanser tedavisi alanında manâlı bir immünokemoterapi uygulaması haline gelmiştir. İmmün kaçış mekanizması metastaz istilası, anjiyojenez ve metabolik aktivite ile ilişkilendirilmiştir. Bu teori, bağışıklıktan kaçışın nasıl gerçekleştiğine dair daha derin bir kavrama galip gelmek için gelişmiş ve bu genetik mutasyonların edinilmesiyle olmuştur. Kalıtımsal ve bağışıklık sistemi arasındaki bu temas, kendisini immünokemoterapi alanına borçludur. Kanseri çare etmek için ayrıca genetik seviyeye keza de bağışıklık sistemine hitap etme durumunu kanıtlar.
İmmünokemoterapinin etkinliği farklı alanlara yönlendirilmiş kanser türlerinin tedavisinde kanıtlanmıştır ve kanıtlar artmaya devam etmektedir. Günümüzde immünokemoterapi, foliküler lenfoma için sunulan standart tedavidir. Incelemeler, kemoterapi ve bir monoklonal antikor ya da radyoimünoterapi kombinasyonu ile çare edilen hastaların ilerlemesiz sağkalımda iyileşme gösterdiğini desteklemektedir. Ek olarak, immünokemoterapi, yaşlılarda kavgacı Hodgkin dışı lenfoma tedavisinde yeni standart haline gelmiştir. Yine çalışmalar, monoklonal bir antikor olan rituksimabın CHOP (siklofosfamid, hidroksideunorubisin, oncovin ve prednizon ilaçları) kemoterapisi ile kombinasyonunun, tek başına CHOP ile çare edilenlere kıyasla ihtiyar hastalar için hayatta kalma faydaları sağladığını göstermiştir.


Daha ileri araştırmalar, indüksiyon kemoterapisinin yanı sıra immünoterapötik bir casus olarak hareket eden A grubu Streptococcus pyogenes karışımının, akciğer kanserinin ileri aşamalarından muzdarip olanların çare sonuçlarına yararlı olabileceği fikrini desteklemiştir. Rahim ağzı kanseri tedavisinin de immünokemoterapi yaklaşımından fayda sağladığı görülmüştür. Son zamanlarda yapılan incelemeler, bu durumlarda kemoterapinin etkinliğinin kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçmasıyla azaldığını göstermiştir. Bunu koyulmak için, bilim adamları fazla işlevli bir nanohibrit sistemin rahim ağzı kanserine karşı immünokemoterapi olarak etkinliğini test etmişlerdir. Veriler, bu yöntemin sisplatinin antitümör aktivitesini artırarak çare sonuçlarının iyileştirilmesine yardımcı olduğunu desteklemiştir.

İmmünokemoterapinin Geleceği

İmmünokemoterapi kavramı oldukça yenidir, ama son on yılda çeşitli kanserlerin etkili tedavisinde kullanımını bildiren araştırmalar başlamıştır. Daha fazla araştırıldıkça, daha ileri terapötik uygulamalar şüphesiz geliştirme potansiyeline sahip olacaktır. İmmünoterapiyi kemoterapi ve öteki tamamlayıcı tedavilerle birleştirmenin faydaları, bir takım durumlarda gerekli dozu azaltarak geleneksel kemo ve radyoterapilerin semptomlarını hafifletebilmenin yanı sıra kanser hücrelerinin daha etkili ve kapsamlı bir şekilde hedeflenebilmesidir.

İmmünokemoterapi Nedir? 

Kanseri Tedavi Etmek İçin İmmünoterapi Nasıl Kullanılır?

İmmünoterapi, kişinin bağışıklık sisteminin açıklanmış bölümlerini kanser gibi hastalıklarla savaşmak için kullanan tedavi birkaç şekilde yapılabilir. Bu çare türleri aşağıdaki gibidir:
• Bağışıklık sisteminin doğal savunmasını uyarmak veya desteklemek, böylece kanser hücrelerini bulmak ve onlara hücum etmek için daha çok veya daha akıllıca çalışır.
• Tıpatıp bağışıklık sistemi bileşenleri gibi bir laboratuvarda maddeler yerine getirmek ve bunları bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini bulmak ve onlara saldırmak için alıştırma şeklini iyileştirmeye ya da iyileştirmeye yardımcı olmak için uygulamak
İmmünoterapi, bazı kanser çeşitlerinin tedavisinde fazla önemli bir yere ulaşmıştır. Yeni immünoterapi tedavileri deneme edilmekte, onaylanmakta ve bağışıklık sistemi ile çalışmanın yeni yolları çok hızlı bir şekilde keşfedilmeye devam edilmektedir. Bir Takım kanser türleri için diğerlerinden daha iyi netice verir ve bu kanserlerin bazıları için kendi başına kullanılır, fakat diğerleri için diğer tedavi türleriyle birlikte kullanıldığında daha iyi netice verir.

Bağışıklık Sistemi Ne Yapar?

Bağışıklık sistemi, vücudu enfeksiyonlardan ve diğer bir takım hastalıklardan korumaya asistan olan organlar, özel hücreler ve maddeler topluluğudur. Bağışıklık hücreleri ve ürettikleri maddeler vücudu enfeksiyonlara neden olan mikroplardan gözetmek için dolaşır. Ayrıca bir takım şekillerde kişiyi kanserden korumaya da tezgâhtar olurlar. Bağışıklık sistemi normalde vücutta yer alan tüm maddelerin kaydını tutar. Bağışıklık sisteminin tanımadığı herhangi bir yeni madde alarm verir ve bağışıklık sisteminin ona saldırmasına neden olur. Örneğin mikroplar, normalde insan vücudunda bulunmayan bazı proteinler gibi maddeler içerir. Bağışıklık sistemi bunları tanıdık olmayan olarak görür ve saldırır. Bağışıklık tepkisi tanıdık olmayan maddeyi içeren mikroplar veya kanser hücreleri gibi her şeyi değil edebilir.
Bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini gaye alması daha zordur. Bunun nedeni kanserin normal olması, sağlıklı hücrelerin değişmesi ve kontrolden çıkmaya başlamasıdır. Kanser hücreleri gerçekten alışılagelmiş hücrelerde başladığından, bağışıklık sistemi onları tekrar tekrar tanıdık olmayan olarak tanımaz. Dobra Dobra görülüyor ancak, bağışıklık sisteminin kendi başına kanserle savaşma kabiliyetinin sınırları vardır, çünkü sağlıklı bağışıklık sistemine sahip çoğu insan hala kanser geliştirmektedir. Bununla ilgili bir takım bilgiler aşağıdaki gibidir:


• Bazı durumlarda kanser hücrelerini bağışıklık sistemi yabancı bir madde olarak algılamaz, çünkü bu kanserli hücreler standart olan hücrelerden algılanacak kadar değişim yaşamamışlardır.
• Ara Sıra bağışıklık sistemi kanser hücrelerini tanır, fakat cevap kanseri yok edecek kadar enerjik olmayabilir.
• Kanser hücrelerinin kendileri de bağışıklık sisteminin kendilerini bulmasını ve onlara saldırmasını engelleyen maddeler salabilir.
Bunun üstesinden ulaşmak için araştırmacılar, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımasına ve tepkisini güçlendirerek onları yok etmesine tezgâhtar olmanın yollarını bulurlar. Bu şekilde, bilimden azıcık yardım alarak beden fiilen kanserden kurtulmaktadır.

Kanser İmmünoterapi Türleri

Kanseri çare etmek için kullanılan birkaç başlıca immünoterapi türü vardır ve birçok üzerinde çalışılmaktadır. bununla beraber kanser immünoterapi türleri aşağıdaki gibidir:


• Teftiş noktası inhibitörleri: Bu ilaçlar temel olarak bağışıklık sistemindeki frenleri kaldırır, bu da kanser hücrelerini tanımasına ve saldırmasına yardımcı olur.
• Kimerik antijen reseptörü (CAR) T hücresi tedavisi: Bu terapi, hastanın kanından bir takım T hücrelerini alır, bunları T hücrelerinin bitkiler hücrelerine nasıl bağlanacağını öğrenmesini sağlayan özel bir virüsle karıştırır ve gerisinde hücreleri geri verir. Bunu da hasta kanseri bulabilmeleri, bağlanabilmeleri ve öldürebilmeleri için yapar.
• C ytokinler: Bu tedavi, bağışıklık hücrelerini kansere saldırmaya cesaretlendirmek için sitokinleri (hücreler arasında mesajlar taşıyan minik proteinler) kullanır.
• I mmunomodülatörler: Bu hap grubu genellikle belirtilen kanser türlerini tedavi etmek için bağışıklık sisteminin bir takım kısımlarını güçlendirir.


İmmünokemoterapi Nedir? 

• Kanser aşıları: Aşılar, kayıtlı hastalıklara karşı bağışıklık tepkisi açmak için vücuda konulan maddelerdir. Genellikle enfeksiyonları önlemeye yardımcı olmak için sağlıklı insanlara verildiği düşünülmektedir. Fakat birey yapılan aşılar kanserin önlenmesinde ve tedavisinde menfaat sağlayabilir.
• Monoklonal antikorlar (mA bs ya da MoA bs): Bunlar, bağışıklık sistemi proteinlerinin insan yapımı versiyonlarıdır. mAb’ler kanser tedavisinde fazla yararlı olabilir çünkü kanser hücresinin çok özel bir bölümüne hücum etmek için tasarlanabilirler.
• Onkolitik virüsler: Bu çare, belirtilen ur hücrelerini enfekte etmek ve öldürmek için bir laboratuarda değiştirilmiş virüsleri kullanır.

0 Yorumlar: