Güncel
Bekleyiniz...
Multipl Miyelom Kodlanamayan RNA Molekülleri

Multipl Miyelom Kodlanamayan RNA Molekülleri

Protein kodlayan genler, genomun sadece takriben % 1,5’ini oluşturur. aynı zamanda, % 90’dan fazlasının transkripsiyonel olarak faal olduğu gösterilmiştir. Bu güya atık DNA’nın transkripsiyonu, proteinleri kodlayamayan binlerce RNA molekülünün yaratılmasına yol açar. Şaşılacak bir şekilde, organizma ne kadar karmaşıksa, içerdiği kodlamayan RNA (ncRNA) moleküllerinin o kadar artı olduğu gösterilmiştir. Bu moleküller, farklılaşma, proliferasyon, apoptoz ve …

Protein kodlayan genler, genomun yalnızca yaklaşık % 1,5’ini oluşturur. bununla birlikte, % 90’dan fazlasının transkripsiyonel olarak faal olduğu gösterilmiştir. Bu iddiaya göre atık DNA’nın transkripsiyonu, proteinleri kodlayamayan binlerce RNA molekülünün yaratılmasına yol açar. Şaşırtıcı bir şekilde, organizma ne kadar karmaşıksa, içerdiği kodlamayan RNA (ncRNA) moleküllerinin o kadar fazla olduğu gösterilmiştir.
Bu moleküller, farklılaşma, proliferasyon, apoptoz ve diğerleri gibi en manâlı hücresel süreçlerinde birçok bambaşka işleve sahiptir ve ayrıca tümörijenezde de rol oynarlar. Uzunluklarına tarafından ncRNA kısa (sncRNA) ve uzun (lncRNA) almak üzere iki gruba ayrılır. SncRNA, 200 nükleotidden (nt) küçüktür, lncRNA ise 200 nt’den daha uzundur. 50 yıldan daha uzun bir süre önce tanımlanan ilk ncRNA molekülleri ribozomal RNA (rRNA) ve aktarma RNA’dır (tRNA). Böylece fazla ncRNA sınıfı varken, en fazla çalışılan ve en iyi bilinen mikroRNA (miRNA) ve uzun kodlamayan RNA’dır (lncRNA).

MicroRNA’nın Tanımı ve BiyogeneziMultipl Miyelom Kodlanamayan RNA Molekülleri

MiRNA, yaklaşık 21-23 nt uzunluğunda kısa, kodlayıcı olmayan, tek sarmallı RNA molekülleridir. Gen ekspresyonunun düzenlenmesinde rol alırlar ve proliferasyon, farklılaşma, apoptoz ve tümörijenez gibi çeşitli gözenekli olan süreçlerini etkilerler. MiRNA genleri insan genomunun % 1-2’sini oluşturur ve olgun miRNA, protein kodlayan genlerin takriben % 50’sini düzenler. MiRNA biyogenezinin kanonik modeline dayalı olarak, miRNA genleri RNA polimeraz II veya III kadar ilk öncüllere, 5 uç kapağı ve 3 ′ ucunda poliA içeren kök-döngü yapılarına (pri-miRNA) kopyalanır. Pri-miRNA, çekirdekte RNAse II enzimi Drosha ve Pasha tarafından bölünerek pre-miRNA’ya yol açar.
Pre-miRNA, taşıma proteini nakli 5 göre sitoplazmaya aktarılır. Sitoplazmada, pre-miRNA molekülü, RNAse III Dicer ve protein Argonaute 2 (Ago2) taşıyan RISC kompleksi tarafından işlenir. RISC kompleksi, molekülü 20-23 nt uzunluğunda, çift sarmallı miRNA dupleksine, 3 uçlarda 2 nt çıkıntıyla keser. İpliklerden biri güya kılavuz ipliktir ve mRNA dizisine tamamlayıcıdır. Bu iplikçiklerden hangisinin bozulmuş olduğu, miRNA dupleksinin 5 ucundaki eşleşmenin stabilitesine dayanır. MiRNA/mRNA tamamlayıcılık düzeyine tabi olarak, gaye mRNA, tam olmayan tamamlayıcılık durumunda translasyonel olarak susturulur ya da % 100 tamamlayıcılık durumunda bozulur. MiRNA, onkogenez dâhil geniş bir fizyolojik ve patolojik süreç yelpazesini düzenler ve onkojen ya da bitkiler baskılayıcı olarak hareket edebilirler. Tümörijenezde miRNA rolünün dağıtılmış mekanizmaları tanımlanmıştır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Ot Gibi Yaşama baskılayıcı genin ekspresyonunu düzenleyen artmış ekspresyon seviyeleri,
• Amplifikasyon,
• Epigenetik susturma ya da miRNA geni kaybı,
öte yandan, onkojen ekspresyonunu susturan miRNA gen ekspresyonunun delesyonu ve epigenetik susturulması da tanımlanmıştır. Bir De, mRNA’nın maksat dizilerindeki mutasyonlar, başarısız translasyonel bastırmaya ya da gaye mRNA’nın degradasyonuna yol açar. PC’nin malign transformasyonunda miRNA ekspresyonunun pilot bir çalışmasında, MGUS ve MM hastalarında miR-181a/b, küme miR-106b-25 (miR-93, miR-106b, miR 25) ve miR-21 ekspresyonunun artması sağlıklı donörlerle (HD) ilişkili olduğu bulunmuştur. İlginç bir şekilde, MM hastalarında miR-17-92a küme ekspresyonunun artması bu kümenin hastalığın ilerlemesinde olası bir rolü olduğunu düşündürmüştür.

MiRNA Dolaşımı

Esasen, tüm insan vücut sıvıları (PB, tükürük, idrar, anne sütü, vb.) dolaşımdaki miRNA’yı içerir. Dolaşımdaki miRNA, protein (Ago2) veya lipoprotein (yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL)) komplekslerinin bir parçası olduklarından veya eksozomlar, küçük taşıma kesecikleri içinde bağlandıklarından RNazlara oldukça kararlı ve dirençlidir. Öyle görünüyor ki, dolaşımdaki miRNA, biyoloji ile ilgili uyaranlara dayalı olarak hücrelerin dışına atıldıklarından, hücreden hücreye iletişimde yer alırlar. Bu moleküller hem iletişim, proliferasyon, farklılaşma gibi hücreli süreçlerinde ve tümörler durumunda metastazlarda da yer alabilir. Dolaşımdaki miRNA’nın spesifik profilleri, HD’yi hastalardan ayıran tanısal belirteçlerdir, ancak bununla birlikte tümörün ilerlemesi ve evrelemesi ile de ilişkilidir. Potansiyel biyobelirteçler olarak bu moleküllerin kayda değer bir avantajı basit yapıları, basit erişimleri ve standart laboratuar teknikleriyle ölçülebilir olmalarıdır.Multipl Miyelom Kodlanamayan RNA MolekülleriMonoklonal Gammopatilerde Dolaşan MikroRNA

MM’de, dolaşımdaki miRNA ilk olarak 2012’de tanımlanmıştır. Jones ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada, MGUS ve MM hastalarının PB serum örnekleri HD ile karşılaştırmalı olarak inceleme edilmiştir. MiR-720, miR-1246 ve miR-1308’in MG’nin potansiyel belirteçleri olarak hizmet edebileceğini bulmuşlardır. Bu çalışmanın başarısı, bilhassa MM konusunda diğer çalışmalara yol açmıştır. Fakat, öbür yaklaşımlar değişen sonuçlara yol açar. Başlıca farklılıklar, örneklerin tipi (PB’nin serumu ya da plazması), deneylerin tasarımı (HD’ye aleyhinde hastalar) ve kullanılan yöntemler ve platformlardır.
PB plazmasının, yeni teşhis edilmiş MM hastalarında HD ile karşılaştırıldığında daha düşük miR-92a seviyelerine sahip olduğu bildirilmiştir. Dahası, miR-92a seviyesi hastalığın ilerlemesine ve tedavi yanıtına yan olarak dalgalanmıştır. Bu da bu miRNA’nın prediktif biyobelirteç olarak mümkün bir rolünü düşündürür. Başka bir egzersiz, HD ile karşılaştırıldığında MM hastalarının PB plazmasında miR-148a, miR-181a, miR-20a, miR-221 ve miR-88b ekspresyonunun arttığını göstermiştir. MiR-20a ve miR-148a ekspresyon seviyesi, MM’nin nüksetmesine kadar olan daha kısa süreye bağlanmıştır. Bu çalışma, dolaşımdaki plazma miR-20a’nın MM’nin daha fena prognozunun bir belirteci olabileceği ileri sürülmüştür. Tersine, yapılan başka bir çalışma, MM hastalarında HD’ye kıyasla çoğunlukla azalmış miRNA ekspresyonunu göstermiştir. MiR-483-5p ve miR-20a’nın tanısal ve prognostik potansiyele sahip olduğu gösterilmiştir.
Şimdiye kadar, birçok alıştırma serum miRNA kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan bir pilot alıştırma, HD ile karşılaştırıldığında MM hastalarında önemli ölçüde artmış miR-29a, miR-660 ve miR-142-5p seviyeleri bulunmuştur. Dolaşımdaki serum miR-29a’nın MM hastaları için bir biyobelirteç olabileceği gösterilmiştir. Peşine Düşüp Takip çalışmalarında MGUS ve MM hastalarında HD ile karşılaştırıldığında beş serum miRNA, miR-744, miR-130a, let-7d, let-7e ve miR-34a’nın düzensizliğini göstermiştir. Fazla değişkenli çözümleme miR-34a ve let-7e kombinasyonunun hasta kohortlarını iyi duyarlık ve özgüllükle ayırt ettiği bulunmuştur. Bundan Başka, hastalığın ilerlemesi ile birlikte serum miRNA’nın dinamikleri de elde edilmiştir. Başka bir çalışmada, tekrarlayan MM hastalarında ve MM hücre dizilerinde miR-181a / b, miR-221, miR-222 ve miR-382’nin artmış ekspresyonu bulunmuştur. Tersine, daha düşük miR-15a ve miR-16 ekspresyonu tanımlama edilmiş ve bu miRNA, kronik lenfositik lösemide tanımlanmıştır ve bu hastalığın patogenezinin bir parçası gibi görünmektedir. Bu miRNA için genler 13q14 lokusunda kodlanmıştır ve bu lokus çoğunlukla MM’de de silinir. MiR-15a ve miR-16 apoptozu destekler ve AKT ve MAP kinaz sinyali ile MM hücrelerinin proliferasyonunu azaltır.
Rocci ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada, MM hastalarında daha yüksek miR-25, miR-16 ve miR-30a seviyeleri, daha uzun genel sağkalım (OS) ile korelasyon göstermiştir. Diğer bir alıştırma, miR-19a ve miR-4254’ün MM ve HD’yi ayırt ettiğini göstermiştir. Ek olarak, azalmış serum miR-19a seviyesi, uluslararası evreleme sistemi (ISS) aşaması, del varlığı (13q14) ve kazanç 1q21 ve daha kısa progresyonsuz sağkalım (PFS) ve OS ile pozitif korelasyon göstermiştir. Hayret Verici bir şekilde, bu hastalar bortezomib’e daha iyi yanıt vermiştir. Serum miRNA keza otolog kök hücresel transplantasyonundan (ASCT) daha sonra CR’de tahlil edilmiştir. MiR-16, miR-17, miR-19b, miR-20a ve miR-660, CR örnekleri ile karşılaştırıldığında tanısal örneklerde azalmıştır. Daha düşük miR-19b ve miR-331 seviyelerine sahip hastalar ASCT’den daha sonra daha kısa PFS’ye sahip olmuşlardır. MiR-19b seviyesi, nükseden elde edilen örneklerde CR’ye kadar manâlı ölçüde daha düşüktür.

Multipl Miyelom Kodlanamayan RNA MolekülleriMM’nin En Yaygın Klinik Görünümü Osteolitik

lezyonlardır. Osteolitik lezyonlu MM hastalarında artmış serum miR-214 ve miR-135b seviyeleri bulunur ve bunların ekspresyonu semptomların ciddiyeti ile korelasyon gösterir. Ayrıca, daha kısa PFS ve OS ile ilişkili büyüyen miR-214 seviyeside gösterir. MM hastalarının serumundan izole edilen eksozomlardan NGS kullanılarak miRNA (let-7b a miR-18a), tek değişkenli analizde PFS ve OS ile ve fazla değişkenli analizde ISS ve sitogenetik anormalliklerle manalı şekilde korelasyon göstermiştir. Hem, bortezomib’e dayanıklı MM hastalarında ekzozomal miR-16-5p, miR-15a-5p, miR-20a-5p ve miR-17-5p düzeylerinin manâlı ölçüde azaldığı gösterilmiştir.
Yapılan çalışmada öteki karoser sıvılarındaki miRNA’ya gelince, MM hastalarının idrarında dolaşan miRNA’nın HD’ye kıyasla analizi gerçekleştirilmiştir. Lakin herhangi bir miRNA’nın manalı derecede baştan savma olduğu bulanamamıştır. MG’de miRNA’nın dolaşımı üstünde çok artı alıştırma yapılırken, şu başlıca kadar hastalıkların net biyobelirteçleri saptama edilmemiştir. MM’nin ayrı cinsten bir rahatsızlık ve biyobelirteç olarak dolaşan tek bir miRNA’ya sahip olmaması mümkündür. Örnek işlemenin, örnek türlerinin ve çözümlemeli yöntemlerin daha pozitif araştırılması ve standardizasyonu gerçekleştirilmelidir. miRNA, monoklonal gammopatilerin teşhisi için büyük bir potansiyele sahiptir. Birçok çalışma, teşhis örnekleri üzerinde yapılmıştır; ancak veriler sürekli değildir ve daha fazla standardizasyon ve optimizasyona gereksinim vardır. MiRNA’yı prognostik ya da izleme belirteçleri olarak kullanma olasılığının daha pozitif doğrulanması gerekir.

Kaynakça:
ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6468639/
hindawi.com/journals/bmri/2020/9879876/

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

0 Yorumlar: