Güncel
Yükleniyor...

Tarihte ve insanın hususi hayatında hiç bir ilerleme rastlantı eseri değildir. Tarihte meydana gelen hadiseler, belli nedenlerin zorlamasıyla meydana çıkmıştır. Akılcı ve Aydınlanmacı düşünürlerin etkisiyle Avrupa’daki bilimsel, politik ve toplumsal alanda görülen değişim, ekonomik gelişmeleri de etkilemiştir. Bilimsel alandaki ilerlemeler, kol gücüne dayalı üretimden makina gücüne dayalı üretim biçimine geçilmesine niçin olmuştur. Sanayi İnkılabı adı verilen üretim alanındaki değişim, Avrupa’daki amele sınıfı ve amele hakları kavramlarının meydana çıkmasına niçin oldu. İşçi ve patron sınıflarının menfaat çatışmalarına çözüm gayeli olarak Aydınlanmacı düşünürler yönünden kapitalizm liberalizm sosyalizm ve komünistlik gibi ekonomik ve politik akımlar meydana çıktı. XVII ve XVIII. yüzyılda Avrupa’daki meydana çıkan düşünce akımları bugünkü düşünce âleminde dahi tesirini büyük oranda devam ettirmektedir. Gelin, daima beraber bu Avrupa'da meydana çıkan düşünce akımlarını inceleyelim.

Liberalizm

Liberalizm 1750’li senelerde İngiltere’de meydana çıkmış bir düşünce akımı. Bu düşünce akımının hem politik boyutu vardır üstelik ekonomik boyutu vardır. İskoç asıllı bir ekonomi uzmanı olan Adam Smith, Liberalizm düşünce akımının düşünce babası olarak kabul edilmektedir. Adam Smith, Ulusların Zenginliği kitabında Liberalizmin ne olduğunu açıklamaktadır. Ekonomik anlamda Liberalizm gerçekte serbest pazar ekonomisidir. Piyasayı devletin müdahalesi değil piyasadaki arz-talep belirler görüşünü savunmaktadır. Liberalizm görüşüne sahip şahıslara göre bir ülkenin zenginliğini o ülkenin ne kadar ürettiği belirler. Piyasada bir gizli el olduğunu ve bu gizli elin kazanma hırsı olduğunu savunurlar. Siyasi anlamda Liberalizm şayet kişilerin özgürlüğünü söylem etmektedir.

Liberalizmin felsefi temellerini meydana getiren düşünürler, ileri sürdükleri görüşlerle bir anlamda liberalizmin esaslarını oluşturmuşlardır. O durumda liberalizm özgürlüğü, ferdi ve toplumsal hayatın birincil kıymeti olarak kabul eden ve özgürlüğe elverişli politik, adli ve ekonomik yapılanmaları savunan bir ideoloji olarak tanımlanabilir. Ayrıca, Liberalizmin bir öğreti olarak ehemmiyet kazanmasında fizyokratizmin katkıları olmuştur. Doğal düzeni savunan fizyokratizme göre, toplumsal ve ekonomik kurallar naturel bir yasa gücüyle meydana gelir, ekonomik zenginliğin kaynağı tabiattır.

Merkantilizm

1750’li senelerde Fransa ile İngiltere arasında her alanda bir çekişme vardır. Merkantilizm ekonomik alandaki bir düşünce akımıdır. Bir nevi yerli malı zihniyeti ile meydana çıkmıştır, Fransızlar İngiliz mallarını değil Fransız mallarını kullanalım gibi bir düşünce ile hareket etmişlerdir. Merkantilistler ithalata karşı çıkmaktadırlar. Merkantilizme göre bir ülkenin varlığı o ülkenin sahip olduğu yer altı kaynaklarının çokluğu ile belirlenir. Devletin gücünün toprak bolluğu ile değil para ve sermayenin çokluğu ile ölçüldüğü görüşünü savunurlar.

Merkantilist anlayışa göre güç, varlıklılık ve refaha kavuşabilmek için tek yol dış satım yaparak daha çok altın, gümüş kazanmaktır. Buna göre kıymetli madenlerin yurtdışına çıkmasını önlemek için devletin ekonomik hayata müdahale etmesi yerinde ve gerekmektedir. Diğer yandan dış satım ile ilgili her etkinlik türlü teşviklerle desteklenmektedir.

Merkantilist politikanın esas hedefi, ülkeye giren altın-gümüş sayısını çoğaltmak, ülkeden çıkan altın-gümüş sayısını şayet azaltmaktadır. Bu sayede devamlı dış ticaret çoğu vermek, yani dış satım gelirleri ile dışalım giderleri arasındaki dengeyi devamlı pozitifte tutmak hedeflenir. Çünkü yalnızca çoğu kere kere dış ticaret çoğu veren bir ülkenin zenginleşebileceğine ve askeri-siyasal açıdan güçlenebileceğine muteber.

Rasyonalizm

Rasyonalizm felsefesi; bilginin hafıza ve düşünme gücüyle ortaya geldiğini benimser. Bu felsefeye göre aklımız yaradılıştan bazı yetiler ve ilkelerle donatılmıştır. Evrenin oluşmasını gerçekleştiren tüm nesneler ile ilgili mutlak bir bilgi edinmemiz için de sadece bu ilkelere elverişli bir şekilde mantığımızı kullanmamız yeterlidir.

Rasyonalizm 1780’li senelerde Fransa’daki meydana çıkmış bir düşünce akımıdır, rasyonel hafıza demektir. Voltaire, Jean-Jacques Rousseau gibi düşünürler Fransız kesin monarşisini eleştirirken her şeyin hafıza süzgecinden geçirilmesi gerekliliğini savunuyorlardı. Rasyonalizm düşünce akımında hafıza en mühim unsurdur ve hafıza yüceltilmiştir. Bütün mutlak bulguların, aşikar ve mecburi tecrübe evveli ilkelerden geldiğini ve bu tarz bir bulguyu fakat akıldaki bu ilkeler yardımıyla elde edebileceğimizi; zira, duyularımızın geçici ve bulanık veriler verdiğini ileri süren görüş olarak karşımıza menfaat. Bilgilerimizin sadece duyular, algılar ve deneyimlerden geldiğini ileri süren empiristlere karşı çıkan bu görüş, Descartes, Spinoza, Hegel gibi filozoflar yönünden benimsenmiştir.

Avrupa'daki Düşünce Akımları

Marksizm

Marksizm 19. çağ Avrupa’sına en çok damga vuran düşünce akımıdır. 1848 İhtilali‘ne doğrudan tesiri vardır. En çok büyük yankı uyandıran ve en çok toplumsal tabanı olan düşünce akımıdır bunun nedeni bu akımın amele problemini gündeme getirmesidir. Marksizm’de akla vurgu vardır, cehalete karşılardır, temelsiz inançlara karşılardır ve kişiyi esas alırlar. Marksizm, ekonomide devletçi ama politik olarak individüalist bir düşünce akımıdır. Bu akımda devlet kişi için vardır fikri hâkimdir. Marksistlere göre burjuva kesimi çok köklüdür ve bu sistemi yıkmak için mücadele ve şiddet kaçınılmazdır, ihtilal gereklidir. Bu düşünce akımının savunucularına göre tarih sınıf çatışmasından ibarettir ve kesinlikle ezilenlerin iktidara geleceğini savunurlar. Marksizm’e göre sevinç problemlerden kaçmak değil, problemlerin üzerine gidip çözüm aramaktır. Marksistlere göre din Afyonkarahisar gibidir ve insanları uyuşturur bu sebeple dine karşılardır. Marksizm’in iki mühim öngörüsü vardır.

  1. Alt, orta ve üst olmak suretiyle üç toplumsal sınıf vardır. Kapitalist ekonomi o kadar milletlerarası bir boyuta ulaşacak ki zenginler daha varlıklı olacaklar, fakirler şayet daha yoksul olacaklardır. Orta sınıf şayet eriyecek ve alt sınıfa dâhil olacaklardır.
  2. Kapitalist ekonomi o kadar milletlerarası bir boyuta ulaşacak ki gün gelecek dünya politikalarına büyük şirketler karar verecektir.

Bu ideoloji , ezilen işçi sınıfının devletlerde mühim ve üstün bir rol oynadığını ve sınıf mücadelesinin medyanın gelişmesini ve toplumun çelişkileri ve sömürüsünün sonuna doğru evrimini desteklediğini argüman etti. erkek için adam: komünistlik. Marx'ın kanaatleri fabrikalardaki amele sınıfının Büyük Britanya ve Almanya'nın ve sonrasında başka ülkelerin sanayileşmiş toplumlarına baskı yapmasına yol açtı.

Romantizm

Romantizm 19. yüzyılda Avrupa’daki meydana çıkan ve pek çok kısmı büyüleyici aydın bir düşünce akımıdır. Bu akımın savunucuları Rasyonalizme karşı çıkmışlardır, her şeyin akılla açıklanamayacağını savunmuşlardır. Akla aşırı vurgu yapmanın yaratıcılığı öldürdüğünü ileri sürmüşlerdir. Romantizm savunucuları Tanrı işinin gönül işi olduğunu ve hafıza ile algılanamayacağını savunmuşlardır.

Romantizmin en mühim özelliği klasisizme reaksiyon olarak doğuşudur. Klasik öğretinin tüm kuralları romantizmle beraber yıkılmış, Latin ve Yunan edebiyatlarının tesiri adamakıllı zayıflamıştır. Bu akım, Victor Hugo’nun “Hernani’ isimli oyunuyla bir edebiyat akımı olarak başarıya ulaşmıştır. Akımın en mühim temsilcisi ve lideri Fransız yazar Victor Hugo, “Cromwell” isimli oyununun önsözünde romantizmin ilkelerini okuyucuya ve edebiyat dünyasına duyurmuştur. Hugo’nun bu yolla romantizmin öncüsü olması ve akımın ilkelerini duyurmasının gerisinde onun siyasi yanı dahi yatmaktadır.

Realizm

Realizm 19. yüzyılda Romantizme reaksiyon olarak meydana çıkan bir düşünce akımıdır, gerçekliğe vurgu yapar. Realistler daha çok alt sınıfın acınası yaşamlarını gözler önüne sermeye çalışmışlardır. Emile Zola, Lev Tolstoy gibi yazarlar eserlerinde hayatın gerçeklerine vurgu yapmışlardır. Realizmin en mühim özelliği reel ne şayet onu aktarmaktır.

Realist sanatçılar eserlerinde sadece izlenimlerini aktarırlar, rastgele bir yorum yapmazlar. Nesnellik, realizmin birincil şartlarından bir tanesidir. Sanatçı alımlayıcıda his ve fikir yaratmayı amaçlamaz, ders vermeye çalışmaz. Onlara göre zanaat, olanı olduğu gibi yansıtan bir araçtır ve sanatın yegane hedefi sanattır. Güzelliğe de çirkinliğe de nesnel bir şekilde yaklaşır. Sözgelimi bir görünüm çizilirken doğanın güzellikleri vurgulanır fakat fabrika bacası yahut yere atılmış bir atık gibi estetik bulunmayan nedenler resme dahil edilmezse bu riyakarlık olur. Realist romanlarda karakterlerin çirkin, tiksinç ve özensiz yönlerine de rastgele bir ders verme hedefi taşımaksızın yer verilmiştir.

Pozitivizm

Pozitivizm, üçüncü çağ düşünürü Sextus Empricus, eski Yunan Sofistleri, Francis Bacon’ın eserlerine, David Hume’un deneyci felsefesine ve umumi olarak Aydınlanmacı düşünürlere kadar götürülür. Hatta bu akıma ilişkin anne fikirlerin Roger Bacon, Ockhamlı William ve Paris nominalistleri yönünden geliştirildiğini ileri sürenler de bulunmaktadır.

Pozitivizm Auguste Comte’un 19. yüzyılda meydana attığı düşünce akımıdır. Teoloji ve metafiziği kabul etmez, akla vurgu yapar. Tecrübe ve gözlem Pozitivizmin iki anahtar kelimesidir. Pozitivizm bir fikir dönüşümüne işaret eder; geçmiş ile bugünkü arasında bir köprü vazifiyeti görmektedir. Pozitivizm birtakım geleneksel felsefe sorunlarının yeni bir aynadan günümüze yansıyan yüzüdür. Pozitivizm, birtakım problemleri kendisine mahsus felsefi bir yaklaşımla söylem etmektedir; nasıl ki Antik Çağ’dan Orta Çağ’a, Yeni Çağ’dan günümüze gelinceye kadar her zamanın toplumsal, kültürel, ferdi ve benzeri. problemleri değişik olmuş ve bu problemlerin hem tanımında üstelik çözümünde felsefe esas bir rol oynamış şayet tıpkı vaziyet pozitivizm için de geçerlidir.

Yeni (Sosyal) Liberalizm

Yeni Liberalizm akımı 19. yüzyılın sonlarında meydana çıkmıştır. Bu akıma göre serbest pazar ekonomisi devam etmeli ama kişinin bazı gereksinimlerini karşılama konusu ile ilgili devletin döneme girmesi gereklidir. Yeni Liberalizmde sosyal devlet ilkesine vurgu vardır. Eğitim, sıhhat gibi esas hizmetlerin devlet yönünden karşılanması gerekliliğini savunmaktadırlar. Kadın-Erkek eşitliğine de vurgu uygulanmaktadır.

1929 senesinde başlayan Büyük Bunalım liberal ekonomi desteğinin azalmasını hızlandırdı. Avrupa ve Kuzey Amerika’da sosyal liberal görüşler yükselişe geçti ve bolluk devletinin genişlemesinde mühim rol oynadı. Bu dönemde, Bentham’ın faydacılığından kuvvetli bir şekilde etkilenilmiştir ve bazıları yönünden sosyal liberalizmin kurucusu olarak nitelendirilir. 

Merhaba, ben Emirhan. Günlük hayatınızda işinize yarayacak her türlü bilgiye ulaşmanız için vakit buldukça paylaşımlar yapıyorum. Umarım sizlere bir faydam dokunmuştur.

0 Yorumlar: